Karma Oy Kullanımına Dair…

Kutlay Erk

Uzunca bir süreden beri siyasi kamuoyunda erken genel seçim tarihi, yerel ve genel seçimlerin aynı gün yapılması-yapılmaması ve seçimlerde karma oy kullanımının kaldırılması konuları tartışılmakta idi. Nihayet, bu hafta içinde yapılan KKTC Meclisi toplantısında bu konularda kararlar alındı. Genel ve yerel seçimler 6 Aralık, 2026 tarihinde birlikte yapılacak; seçimlerde karma oy kullanımı da iptal… Her iki seçimde de Kuzey Kıbrıs halkının, yerelde ve genelde, başarılı, nitelikli, siyasi ahlaklı, düzgün, temiz, çalışkan, yurtsever siyasi parti ve adayları destekleyeceğine ve dolayısıyla yaşamın her yolundaki sorun stoklarını tüketecek yönetimlere kavuşacağına inanıyoruz.

Meclisin bu toplantısında çeşitli gündem maddeleri ve onlara dair alınmış kararlar da vardı. Bu köşe yazımızda sadece karma oy kullanımının iptalini yorumlamaya çalışacağız.

Karma oy hiç kullanmadım, oyumu hep üyesi olduğum CTP’ye mühür basarak kullandım. Seçim propaganda dönemlerinde seçmenlerden CTP’ye mühür vurmasını istedim hep; karma oy kullanmakta ısrar eden seçmenlere de diğer partilerden oy vereceği adayları işaretledikten sonra kalan sayıyı da CTP’li adaylara liste başından işaretlemeye başlayarak kullanmasını istedim.

Karma oy kullanımına radikal bir karşıtlığım olmadı, hatta iyi bir seçenek olarak da yorumladım. Siyasetin partilerle yapılması gerektiğine ve siyasi partilerin demokrasinin vaz geçilmez unsurları olduğuna inanıyorum. KKTC seçmen sayısı şimdilerde arttı ama seçim düzeninin yasal olarak kurgulandığı ilk zamanlarda azdı; seçmenlerin değişik siyasi partilerden sevdiği, saydığı, takdir ettiği, güvendiği tanıdıkları, eş-dost akraba ve arkadaşları vardı ve bu kişilere oy verebilmek arzuları da vardı. Karma oy, seçmenin, kullandığı oy nedeniyle sosyal yaşamında sıkıntı çekmemesi için uygun bir sistemdi.

Ayrıca, seçmenin neredeyse beşte birinin doğrudan veya dolaylı olarak bir partiye üyeliği veya yakınlığı yoktur; yani, partizan seçmen değillerdir ve siyaset onları yüzen-gezen oy diye nitelendirir. Evet, onların bir kısmı kişisel çıkar ve egolarını tatmini için siyasi partiler ve adaylarla pazarlık yaparak oy kullanıyorlar ama partizan olmayan seçmen kitlesinin dörtte birinden fazla değiller… Dolayısıyla ortalama olarak yüzde onbeş oranında seçmen o seçimdeki partilerin programlarına, kampanyalarına bakarak mühür vurmayı veya tüm partiler içindeki adaylardan tanış olduğu veya olmadığı ama “mecliste olmaları ülke siyasetine çok yararlı olacak” dediği adayları kendilerince saptayıp karma oy kullanır. Bu da meclis üyelerinin niteliğinin yüksek olmasına yarayan bir oy kullanım sistemi idi ve bu nedenle de karma oya karşıtlığım olmamıştı. Biraz saf bir yaklaşımdı belki ama kişisel gözlemlerimden ve deneyimlerimden kaynaklanan samimi düşüncem böyle idi. Şunu da kaydedeyim, genel seçimlerde hiç aday adayı dahi olmadım.

Bu arada, süreç içinde durumlar çok değişti, iyi niyetle hoşgörü alan sistem, art niyetli adayların suistimaline uğradı. Onlar, partilerinin diğer birçok adayından daha düşük nitelikli olduklarının farkında olan, siyasal güce sahip olmayı da hırs ile isteyenlerdi. Onlar için önemli olan, KKTC halkının siyasi yönetimlerden beklentisini en iyi şekilde yerine getirmek değil, kendi ve çevrelerindekilerin egolarını ve kişisel çıkarlarını, siyasal güç ile, kurallara uymasa da, tatmin edebilmekti. Ve onlar, seçilebilmek için, diğer partilere sempati duyan seçmenlerden ve yüzer-gezer oylardan da oy devşirmek ihtiyacında idi… Karma oy kullanımı onlar için önemli bir alet ve sistemdi. O kadar suistimal ediyorlardı ki, diğer partilerden aday olan ve kendileri gibi benzer sıkıntıları yaşayanlarla işbirliğine girip ve dahi kendilerince örgütlenip karma oy kullanımı listeleri çıkarıyorlar ve dağıtıyorlardı. 

KKTC’nin tamamına yayılmış büyük ve geniş aileler var; doğal olarak da ailelerin değişik siyasi duruşta ve partide olan fertleri var… Tüm ailenin karar önderi gibi saygı gören bir üyesi, “Bizimkiler seçilsin, hangisinin partisi hükümette ise, bize faydası olur” şiarı ile yola çıkar, ailenin tüm seçmenlerinin eline karma oy listesi verir ve kendilerinin ve etkili olabilecekleri çevrelerinin de bu liste ile karma oy kullanması çalışmalarını yapar. Tüm bunlar bazı adayların seçilmesine odaklı örneklerdir. Bir de bazı adayların kesinlikle seçilmemesine odaklı olarak da karma oy kullanımı örgütlenmesi yapıldığı vakidir. Bu örneğin en yaygın bilineni İrsen Küçük (ışıklar içinde uyusun) ile ilgili olanıdır.

Elbette önümüzdeki seçimde bu iki odaklanma olguları gene yaşanacaktı. Ancak, İrsen Küçük örneğinin tekrarı olmak istemeyen Ünal Üstel seçim yasasında değişiklik yapmaya ve karma oy kullanımını iptal ettirmeye odaklandı. Partisi içinde derin ve kıyasıya tartışmalar yaşanmış olmalı ki ilgili yasayı meclise getirmeye bu kadar geç kaldı, neredeyse son anda halledebildi. Peki de parti başkanı ve Başbakan olarak gireceği seçimde seçilmeme tehdidi veya siyasi statülerinden kaynaklanan imajlarına hiç de yakışmayacak bir alt sıradan seçilme olasılığı ortadan kalktı mı? Hayır… Etkin bir UBP‘li ikinci olasılığın daha ulaşılabilir olduğunu söyleyerek “Kıbrıslıca söyleyim, halledeceyig” dedi; sonrasında da kurultay ve yepyeni bir genel başkan diyor… Dolayısıyla, Üstel kişisel sıkıntısını aştığını sanıyor ama karşıtlarını daha keskinleştirdiğini herhalde göremedi.

Karma oy sistemini kendi egoları için suistimal edenler ne yapacak? Kişisel yetenekleri yetersiz olsa da siyasi güce sahip olma hırslarını tatmin etmek girişimlerinden vaz geçmeyecekler ve parti içinde dayanışmak için örgütlenecekler. Yeni stratejileri iki aşaması olacak… Birinci aşamada, aday adaylığından listelerin üst sıralarında yer alacağı adaylığa geçebilmek için örgütlü dayanışma çalışması. İkinci aşamada da, seçimlerde parti içi tercih kullanma olanağını siyasi güce sahip olmak hırslarının tatmini için dayanışma örgütlenmesini sürdürmek… Ve örneğin, tercih listelerine kendi dayanışma grubu üyeleri dışından adayları da katacaklar. Bu isimler de, ne yapsalar zaten seçilecek olanlardır ama onları listelerine topluca koymayacaklar, üçü bir listede, dördü başka listede, ikisi öbür listede gibi dağıtacaklar…

Demem o ki, yetersiz niteliklerine rağmen siyasi güce sahip olmak isteyenler ve siyasi güç tiryakiliği zehirlenmesinden muzdarip olanlar, aslında küçük bir halkın demokratik seçimleri için sosyal zenginlik gibi görebileceği karma oy kullanımının sonunu getirdi. Çünkü onlar karma oy düzenini kötü emelleri için hoyratça kullanıp “İptal edilirse daha demokratik olacak” denilen bir aşamaya getirdiler… Üstel de kendi siyasi geleceği için önlemini aldı; alabildiğini sanıyor… Önümüzdeki seçimler sağ siyasette büyük dağınıklığa, kargaşaya ve çöküşe gebe; sol siyaset de vaatlerini yerine getirme testine tabi olacak…