Karma evlilik nedir?
-*-*-
Evliliğin karması mı olur?
-*-*-
Oluyormuş sayın seyirciler!
-*-*-
Ve “çözülmesini pek beklemediğim bir siyasi sorunla” neredeyse üç çeyrek asırdır debelleşen Akdeniz’in (affedersiniz) horozbusu, üzerinde tepindiğimiz Ada’da, bu karma evliliklerden doğan çocuklara da Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu ya da vatandaşlığı verilmeyebiliyormuş!
-*-*-
Haaaa Kıbrıs Adası üzerinde, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı her Kıbrıslı Türk – Rum – Ermeni – Maronit – Latin ya da başka anne ve / veya babadan doğan her çocuğa Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu verilmesi bir anayasal zorunluluk mu?
-*-*-
Öyledir deniyor!
-*-*-
Peki, mesela Ada’da “ayrı devlet isteyen” ve bu konuda her gün sosyal medya paylaşımları da yapan, ıslah olmaz bir Türk faşistin de mi çocuğuna verilmeli?
-*-*-
Bana soracak olursanız, her faşist baba ve veya annenin çocuklarının da illa ki faşist olması gerekmeyebilir de kişileri siyasi duruşlarına göre ayırıp vatandaş yapmak ayrı bir faşizm değil mi?
-*-*-
Çok duygusalız!
Ben de öyle!
Duygusalım!
-*-*-
“Her gün sabah akşam Kıbrıslı düşmanlığı yapanlara asla verilmesin” dediğim duygusal anlar çoktur!
Hukuksal değil duygusal!
-*-*-
Mesela belki kendi yaşadığı “ırkçılık” ya da “dışlanmışlık”tan dolayıdır ama ağır seviyede “Kıbrıs düşmanı” hatta “Kıbrıslı düşmanı” bazı babalar biliyorum; karma evlilik yapmışlar ve çocukları “bu konuda” mağdur!
-*-*-
Adam, “evlatlarımın hakkı” diyor!
Haksız değil!
Hukuken bence de kesinlikle haklı!
-*-*-
Ama meseleye “duygusal” anlamda yaklaştığınız zaman, gidip Nikos Hristodulidis’e, “aldanmayın bu adamın çocuklarına pasaport veresiniz ha!” diye bağırasınız da gelmiyor değil!
-*-*-
Hatta örnek vereyim, siyasi olduğu için isim de yazayım, mesela Tahsin Ertuğruloğlu’nun şahsının, birinci veya ikinci derece tüm yakınlarının, hatta üçüncü, dördüncü derece akrabalarının “Kıbrıs Cumhuriyeti Vatandaşlığı” yemin ederim ki beni rahatsız eder!
-*-*-
“Tahsin abi bu konuda cezalandırılmalı” diye Orta Çağ mantığım yok değil!
-*-*-
Haaa Tahsin abimin evlatlarının veya akrabalarının ne kabahati var ki?
-*-*-
Haklı bir soru!
-*-*-
Ama olaya duygusal yaklaştığınızda, “kesinlikle hakları olmamalı”ya geliyorsunuz!
-*-*-
Hatta şahsen, itiraf ediyorum, bu konuda bazen o kadar duygusallaşıyorum ki; sabah akşam iki ayrı devleti savunup da Güney Lefkoşa’da Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu kuyruğunda gördüğüm bazı kişileri eşşek sudan gelinceye kadar dövesim bile geliyor!
-*-*-
Neyse; “karma evlilik nedir?” sorusuna geri dönecek olursaaaaak…
-*-*-
Efendim, karma evlilik neymiş?
Farklı din, mezhep, etnik köken, milliyet veya kültürel gruplara mensup iki kişinin evlenmesi demekmiş!
-*-*-
Misal verelim!
Müslüman ve Hristiyan evlenirse, buna “dinler arası karma evlilik” denebiliyormuş!
-*-*-
Veya, Kıbrıslı Türk – Kıbrıslı Rum evlenirse, buna da “etnik/kültürel açıdan karma evlilik” denmesi mümkünmüş!
-*-*-
Haaa Türkiye’de hatta Kıbrıs’ta, bilemedim, hiç da ilgilenmedim ama “Sünni – Alevi evliliği” olabiliyormuş ve bu da “mezhepler arası karma evlilik” diye adlandırılabilirmiş!
-*-*-
Efendim, Bir TC vatandaşı ile bir Yunan vatandaşı evlendiği takdirde de, “milliyetler arası karma evlilik”ten söz edilebilirmiş!
-*-*-
Peki, 1975’te Türkiye’den Ada’ya göçmen olarak gelen bir ailenin, 1998’de KKTC’de doğan oğullarının, geçtiğimiz yıl doğma büyüme Hırsofulu biriyle evlenen ve bu sene Lefkoşa’nın Kuzey kesimindeki hastanede ya da klinikte doğan çocuğu için ne diyelim?
-*-*-
KKTC doğumlu mu?
-*-*-
Herkes gibi, avantajlarından faydalanmak maksadıyla Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu – kimlik – vatandaşlık başvurusu yapacaksınız!
Dedenin seceresi de isteniyor hatta bazen abartılıyor, neredeyse dedenin penisinin fotoğrafı da belge olarak istenecek ya neyse!
-*-*-
Amacım, hedefim “verin pasaport” ya da “yok hayır asla vermeyin” demek değil!
Araya girip bunu bir kez daha vurgulamak istiyorum!
-*-*-
Amacım, ya da hedefim, bu konunun bıktırdığını anlatmak!
Tabii ki genelde Kıbrıs sorunu bıktırdı ama bu konu daha da “illak” dedirtiyor!
-*-*-
Neyse!
-*-*-
Onlarca spor ekibimiz, takımımız var!
Daha da çok hak dansları, koro falan!
-*-*-
Bu ekiplerde, bu takımlarda, bu gruplarda futbol oynayan, basketbol oynayan ya da Kıbrıs Halk Dansları ile haşır neşir çocuklar, gençler ya da yaşlılar olabilir!
-*-*-
Veya çok başarılı bir öğrenciyi düşünün…
-*-*-
Dedesi 1975’te Mersin’de gemiye konmuş, Ada’ya getirilmiş!
Babası ve / veya annesi Ada’da doğmuş!
-*-*-
Ne babası ve / veya annesi, ne de çocuğun / gencin kendisi, Anadolu’daki köyünü biliyor!
-*-*-
O buralı!
Ada’lı!
-*-*-
Polonya’ya dans etmeye gidecek!
Gidemez!
-*-*-
Vize başvurusu yapacak; vize alamaz!
Vize başvurusunu bile doğru dürüst yapamaz!
-*-*-
Larnaka’dan uçacak, asla uçamaz!
-*-*-
KKTC 14 yaş altı futbol milli takımının neredeyse tüm oyuncularının bundan üç beş yıl kadar önce “Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu hamili” olmadıkları ve olamayacakları için yurt dışına gidemediklerini hatırlıyorum!
-*-*-
Mesela, bir çocuğumuz çok ama çok başarılı bir öğrenci!
KKTC doğumlu!
TC kökenli!
Gidip de “KKTC doğumlu ama Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportlu” bir sınıf arkadaşı gibi Hollanda’da okuyamaz, Amsterdam’da o beytambal babaullodan çekme keyfi de yaşayamaz ayıptır söylemesi!
-*-*-
Efendiler, hanımefendiler; o haklıydı, bu haksızdı…
Nikos ırkçıydı, Tufan Hocam Ankaracıydı!
Geçiniz!
-*-*-
Elbette Tufan Hocam eleştirilemez değildir!
Ben de eleştiriyorum!
(Haaa Tufan Hocamın hem toplumumuz, hem Kıbrıs hem de “anavatanlar” adına ciddi bir “şans” olduğuna inancım hala tamdır...”
-*-*-
Özellikle çok duygusallaştığımız “ortak vatan, federal çözüm, Türk yöneticilerin voyvodamsı tavırları” gibi konularda çok daha net olmasını beklemek hakkımız vardır!
-*-*-
Kaldı ki, Tufan Hocam bu türden eleştirilere de gayet açıktır da; unutmayalım, hala inat ve ısrarla diyorum ki, her felaketimizin temeli olduğuna inandığım Kıbrıs sorunu, tek başına O’nun çözebileceği bir sorun değildir!
-*-*-
Ne mi yapalım?
-*-*-
Gerçekten bilemiyorum!
-*-*-
Kişisel anlamda kavgam sürüyor; sizinki de sürsün!
-*-*-
Ama hipokrasiden uzak duralım!
-*-*-
Yani Tahsin abi örneğinden hareketle, hem Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu hamili yakınlarımıza ses vermeyelim hem de inat ve ısrarla statükoyu ya da ayrı devleti savunalım gibi bir tavır yok tabii ki!
Olmamalı!
-*-*-
Çözüm şarttır!
-*-*-
Kıbrıs meselesi çözülmelidir!
-*-*-
Etnik köken ne olursa olsun, bu çözüm herkes içindir!
-*-*-
Statüko çözüm değildir!
-*-*-
İki ayrı devleti talep etmek, statükonun devamıdır!
-*-*-
Statükonun devamı; Kıbrıslı Türk Kimliği, Kültürü ve Toplumu adına yok oluş riskidir!
Kıbrıslı Rum Toplumu adına, komşunun, yasal ya da yasadışı “Türkiye”leşmesidir!
-*-*-
İki devletli çözümün imkansız olduğunu Türkiye’dekiler bilmiyor mu?
Aptal değiller ki!
-*-*-
Böyle bir çözüme, en başta kendileri karşıdır; kaldı ki, İngilizlerin, İspanyolların, İtalyanların ve daha nicelerinin benzer sorunu olduğundan “ayrılma” o kadar “kadife cinsten” kolay hatta mümkün değildir!
-*-*-
Özellikle sevgili Nikos kardeşim; dileğin – arzun “mevcut durum yani statükoysa ve bu yüzden sürekli kaçamak oynamayı hedefliyorsan ela anipşimu!
Değilse, stamada re filemu!
ELAM’dı, kiliseydi, biraz siga siga!
-*-*-
Ve sevgili Türkiyeli yöneticiler; tamam bölgenin büyüğüsünüz, güçlüsüsünüz anladık da ne içinizde hayır kaldı ne dışınızda!
Düşmez kalkmaz da bir Allah var!
Bilmem anlatabildim mi?