Toplumsal faydaya bakarım her koşulda.
İnsanların yaşam kalitesine, hizmet hakkına, üretim ahlakına, verimliliğe, eşitliğe...
O nedenle toplumsal süreçleri yorumlarken ne koşulsuz destek tamamdır ne de körleştirici karşıtlık.
Tapınmacılık tehlikelidir; kör düşmanlık da öyle.
***
Siyah bayrak eylemi yayılıyor; o bayrağın gölgesinde sadece bir meslek grubunun öfkesi değil, ülkeyi yöneten zihniyetin karanlığı var.
Hekimler, uzmanlık sürecine dair dayatılan kriterler konusunda yerden göğe kadar haklılar. Uzmanlık eğitiminin, merkezi sınav uzlaşısından koparılarak belli odakların insafına terk edilmesi kabul edilemez. Bu, sadece bugünün doktorlarını değil, toplumun gelecekteki sağlığını da ipotek altına almaktır.
Ama aynı anda başka bir gerçek daha var.
Kamu hastanelerinde “mesai” meselesi yıllardır sürdürülemez bir yalan üzerinden yürüyor. Yönetimin niyeti tartışmalı, hatta sorunlu olabilir; ama “tam mesai” talebi toplum açısından haklıdır.
Bir haklı eylemin, bir başka haksızlığı meşrulaştırmasını istemem.
Ya da tam tersi...
Doktorların kamu hastanelerinde hem mesai hem ikinci iş pratiği sorunlu diye tıpta uzmanlık sürecinin patronların insafına bırakılması da kabul edilemez.
***
Tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık kriterlerini düzenleyen yasa tasarısı, bu toplumun geleceği açısından ciddi bir tehdittir.
Şimdiki uygulama, önerilenden "beter" olsa da... Pek çok farklı çıkar çatışması ya da çelişki gözümüze sokuluyor.
Ama şu soru ortada duruyor:
Aptal mıyız?
Önceden "merkezi sınav" uzlaşısı varken, bu karar geri alınmışsa, birileri devreye girdiği içindir...
O “birilerinin” kim olduğu da bu ülkede sır değildir.
Üstelik geçtim "ihtisas"ı...
Tıp fakültesine, hatta herhangi bir fakülteye girişte de hiçbir kriter yok neredeyse...
Doktorluk yaşamsaldır, kuşku yok.
Ama mimarlık, mühendislik, eğitimcilik önemsiz midir?
Toplum yalnızca hastanede değil; okulda, sokakta, şehirde, yapıda da ayakta kalır.
Üniversitelere giriş koşulları her fakültede ciddiyete, standarta ve kritere sahip olmalıdır.
***
Gelelim diğer başlığa!
Bu yönetim karanlık, liyakatsiz ve felakettir.
Ama buna rağmen, kamu hastanelerinde “tam mesai” talebi doğrudur.
Çünkü yıllardır toplumun hizmet hakkından göz göre göre çalınmaktadır.
Herkesin bildiği, herkesin sustuğu bir düzen kurulmuştur.
Yarın, öbür gün sağlık örgütleri “bin bir olumsuzluk” sıralayarak mesaiye uymadıklarını ilan ederse bu artık ikna edici olmayacaktır.
Aynı şekilde “hepimiz bırakır gideriz” tehdidi de yılların statükosunu koruma refleksi olarak okunacaktır.
Umarım; eğriye eğri, doğruya doğru bir tepki olur...
***
Velhasıl…
Siyah bayrak çekilmiştir ve bu karanlık yapı, bu "lağım çukuru" artık gitmelidir. Ama giderken sadece bu yönetim değil, onun yarattığı ve beslediği tüm statükolar da yıkılmalıdır. Yolsuzluğun, hilenin ve rüşvetin hesabı sorulurken; sağlıkta tam mesai gibi yapısal dönüşümler bizzat hekimler ve meslek örgütleri tarafından sahiplenilmelidir.