Kara ve beyaz

Erdinç Gündüz

 

Birkaç ay önceki bir yazımda ülkem insanının çok değiştiğinden söz etmiştim.  Hatta, insanımız,  ‘kalp hastalığı veya kanser denen illetle savaşmıyorsa, kafasında olsun bir bozukluk var  muhakkak’  iddiasından bile bulunmuştum. Özde,  artık bu ülkede yaşamak pek de kolay bir şey değil demek istemiştim. 
Herşey bozulmuş. İnsanlarımız artık  o ‘bildiğimiz’  insanlarımız değil.  Hoşgörü diye bir şey kalmamış...  Saygı denen şeyden eser yok. Ne iş yerinde, ne sokakta, ne trafikte... Çıkarcılık hep ön planda.  Etraf, kişisel çıkarı için anasını bile satmaya hazır  insanlarla dolu...  Fırsatçılık çok önemli bir meziyet olarak kabul ediliyor artık....  Herkes ama herkes, yanındakinin sırtına basıp  ‘yukarılara nasıl tırmanırım’ derdinde...  Herkes her şeyi en iyi bilen... Her kravat takan kendini adamdan saymaya başlamış...  Her altına pahalı bir araba çekmeyi başaran kendini ‘önemli’ görür olmuş...  
Ama ne gariptir ki,  aynı herkes her şeyden şikayetçi... İş arkadaşından da, Müdüründen de, politikacılarından da,  yöneticilerinden de,  yönetilenlerden de... Hatta ve hatta eşinden,  dostundan, en samimi yakımnlarından da...
Bollukta yokluk  içinde, belli ki,  sinirler  de son derece gergin. Gazeteler cinayet, tecavüz, hırsızlık ve soygun haberleri ile dolu. Trafikte kaybedilenler  rekor düzeyde...  Kalp hastalarının sayısı gün geçtikçe artmakta. Kanserli sayısı rekor seviyede...
V.s. v.s. v.s.

     ***

Hiç de Pazar gününe uygun bir yazı olmadı bu. Farkındayım.  Nerden takıldı aklıma bütün bunlar durup otururken (!) ?...  
Böyle sıcak ama güzel bir Pazar gününde, kapkara bir tablo çizecek yerde, örneğin,  hangi kumarhanemizde hangi ünlü mü ünlü şarkıcının şarkılarıyla, özel konukların sabahlara kadar  nasıl göbek attıklarını; bilmem hangi ünlümüzün en son sevgilisinin kim olduğunu;  bilmem hangi ünlünün ‘frikik’lerini; bacaklarını,  göğüslerini;  Süperstar’ın en son neresine estetik müdahale yaptırdığını; Diva’nın kaprislerini; Türk Michael Jackson’ını; kimin ne giydiğini ne giymediğini; nereden ve kaç paraya giyindiğini; meydanlardaki iftar sofralarını yazmak varkan nerden çıktı bu kapkara tablo ?
Çıktı işte.... Ben de bu memlekette yaşıyorum.