Kapı yine aralık mı? Açılacak mı?

Tayfun Çağra

Aralanan kapılar çok kapandı yüzümüze…

Şubat 2003’ü hatırlıyorum; Ha şimdi ha az sonra imzalar atılacak diye saatlerce bekledik Kuğulu Park’ta ama sevindirici haber bir türlü gelmedi.

2017’deki Crans Montana’yı hatırlıyorum; Oldu olacak derken yine olmamıştı.

Bu kez yine kapı aralandı. Tufan Erhürman’ın henüz bir yılı doldurmadığı Cumhurbaşkanlığı görevini devralmasının ardından aralanan bu kapı artık sonuna kadar açılabilir mi?

***

Tufan Erhürman görevdeki yaklaşık 9 aylık süre içinde sürekli olarak “İsme takılmayalım, isim federasyon olur başka bir şey olur, önemli olan istenilen sonuç” diyordu.

“Esnek bir Federasyon olabilir” diyordu.

Yine Erhürman, “siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık tartışmaya kapalıdır” diyordu 4 metodolojisi arasında…

“Müzakereler sonuç odaklı ve takvimlidir” diyordu.

“Çözümsüzlük halinde statükoya dönülmez” de diyordu.

Birkaç gün önce İngiliz The Independent Gazetesi BM’nin yeni bir Kıbrıs Çözüm Planı olduğunu yazdı. Basınımıza da yansıyan bu yazıya göre bu kez farklı yaklaşılıyor çözüm sürecine… BM’nin yeni planına göre aşamalı giden bir süreç ilerletilecek. ‘Yani her şeyde anlaşalım da imzaları atalım’ yaklaşımı yerine anlaşılan konuların aşamalı ilerletilmesi gibi yeni bir yaklaşım deneniyor.

Şunu söylemeliyim ki bu yazıdaki Plana göre Erhürman’ın önceden dikkatimizi çektiği başlıklar yerini alıyor.

Yani “isme takılmayalım, esnek bir federasyon da olabilir” dediği gibi…

Siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık diretmesi…

Müzakere sürecinin takvimlendirilmesi ve çözümsüzlük halinde statükoya dönülmemesi gibi başlıklar bu Planın önemli noktalarını oluşturuyor.

Eğer iddia doğruysa Erhürman, gözümüze çok batırmadan önemli gelişmeler kaydetmiş.

*** 

Örneğin Plan’a göre ilk süreç 3-4 yıl olacak. Bu süreçte Maraş’ın verilmesi ve karşılığında da Erhürman’ın ortaya koyduğu 3D, yani Doğrudan Ticaret, Doğrudan Uçuş ve Doğrudan Temas başlıkları devreye girecek.

Bu süreçte Kıbrıs Cumhuriyeti’ne de Türkiye’nin limanları açılabilir.

Yine bu süreçte Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk Başkanlar da dönüşümlü olarak adı ne olacaksa kurulacak olan Devlete Başkanlık edecekler.

Tabii ki bu Devletin de iki kurucu devleti olacak.

Yani “iki devlet” isteniyor ya, işte burada iki devlet de olacak.

Model hem Federasyon’a hem de Konfederasyon’a yakın gibi olurken, tarafların isteklerine cevap veriyor gibi durmuş da olacak.  

***

Bu arada BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, İngiliz “The Independent” gazetesinde yer alan Kıbrıs sorunu çözüm planına sorular karşısında ne evet ne de hayır demiş.

Kıbrıslı Rum Müzakereci “esnek bir çözüm modeli arandığını” reddederken, yani iki devletli değil de iki bölgeli bir Federasyon çerçevesi olduğunu söylerken Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı Hristodulidis de “Kıbrıs sorununda önümüzdeki günlerde yeni gelişmeler açıklanacak” diyordu.

***

Yine bu arada son günlerde dikkat çeken Türkiye-AB ilişkileri, Kıbrıs’ın güneyinde doğal gaz çıkarılması ve bu gazın bir şekilde Avrupa’ya aktarılmak istenmesi gibi gelişmelerle Türkiye’nin hızlı bir şekilde ‘KKTC’ye doğal gaz getirmek!’ gibi bir gerekçeyle anlaşma yaptırması dikkat çekti. Acaba getirilmesi düşünülen bu borunun Kıbrıs’ın güneyinde çıkarılan doğal gazla bir bağlantısı var mı gibi düşünceler de yok değil.

BM’nin iddia edilen yeni planı, Türkiye-AB ilişkileri, Kıbrıs’ın güneyindeki doğal gaz. Bunlar bir çerçeve içinde düşünülebilir.

Hade hayırlısı.