Kapalı Maraş açılacak mı?

Ünal Fındık

      

Geçen hafta Maraş konusunu ele almış ve kapalı Maraş’ta, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri kullandığı “Maraş Ordu Evi”nde düzenlenecek toplantı için “Kendileri çalacak, kendileri oynaycak” demiştim.

Öyle oldu. Hem kendileri çaldı, kendileri oynadı, hem de toplantıyı ve toplantıya katılanları eleştirenleri “vatan haini, Rum fonlarından beslenen, vb.” gibi suçladılar.

Toplantıyı düzenleyenler Türkiye’den geldi. Türkiye’de dönekliğiyle ünlenmiş ve artık başkanlık günleri sayılı olan Metin Feyzioğlu başrollerde yer aldı.

Türkiye’den 2 bakan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da konuşmacı olarak yer aldı. Kıbrıs’tan da sadece Başbakan ve Dışişleri Bakanı konuşmacı idi.

KKTC Cumhurbaşkanı bu toplantıya davet edilmedi. Muhalefet parti başkanları da son anda iş ola davet edildiler. Böyle olunca da hiçbiri katılmadı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu Ankara’da külliye olarak isimlendirilen saraydan talimat alarak düzenlediği bu toplantı katılımcılık ve çok seslilik yönünden sınıfta kaldı.

Toplantıda konuşulanlara gelince “Hamasetten” öteye geçemedi. Konuşmacılar kendi aralarında çelişik ifadeler kullandı. Fuat Oktay başka, Ersin Tatar başka, Kudret Özersay başka telden çaldı.

Fuat Oktay “Maraş’ta uluslararası hukuka uygun adımlar atacağız” dedi. Ersin Tatar “Maraş açılımında büyük oranda uluslararası hukuka uygun davranacağız” dedi. Yani Ersin beye göre uluslararası hukuka biraz uyarsak yeterlidir, tam uymamız gerekmez. Kudret Özersay ise hala envanter sayımı derdindedir.

Kudret bey geçtiğimiz yaz sıcağında kapalı Maraş’ta envanter sayımı yapacağını söylemiş, bu amaçla komite kurmuş, bu komite günlerce burada inceleme yapmış ve bir rapor hazırlamıştı.

Ama bu toplantıdan çıkan sonuçlardan biri de envanter sayımı için DAÜ ile bir anlaşma yapılacağı oldu.

Bu durumda Özersay’ın kurduğu komitenin yaptığı envanter sayımı ne olacak? Yoksa bu komite bir şey yapmadı mı? Boşuna mı o sıcaklarda Maraş’ta dolandılar?

Kapalı Maraş konusu birilerinin elinde oyuncak olabilir. Birileri buradan da alacağı ganimet mal hayali kurabilir. Ama bu toplantının ve bu toplantı ile amaçlananların bedelini Kıbrıslı Türkler olarak hepimiz ödeyeceğiz.

Türkiye’deki iktidar özellikle içeride demokrasi ve hukuka uygun davranmadığı ve dışarıda Suriye ile Libya’da uyguladığı politikalarla  dünyada giderek yalnızlaşıyor. Buna Doğu Akdeniz’de buluna hidrokarbon yataklarında KKTC ve Libya dışında hiçbir komşusu ile MEB anlaşması yapmadan söz hakkı istemesini de ekleyebiliriz.

Türkiye bu sıkışıklığı daha çok hissetmeye başladığı bugünlerde yeni gerginlik noktalarını öne atarak “gelin oturalım konuşalım” demektedir.

Bunun için de Kıbrıs sorununun çözümü konusunda uzun yıllardır yapılan çalışmaları bir anda çöpe atmaktan çekinmiyorlar.

Kapalı Maraş konusunun bugünlerde yeniden gündeme taşınmasının bir nedeni cumhurbaşkanlığı seçiminde Ersin Tatar’a avantaj sağlamaktır. Ama ondan da önce Türkiye’nin dünyaya “beni ciddiye alın ve gelin oturun konuşalım” mesajıdır.

Ama bu adım Crans Montana zirvesinde çözümsüzlüğe oynayan Anastasiades’i suçlu sandalyesinden kaldırarak, haklı pozisyona geçirecektir. Bu durum çözümsüzlük ve statüko sevicilerinin ekmeğine tereyağı, üstüne de bol bol gerçek arı balı sürecektir.

Kapalı Maraş’ı açacak ve ekonomide ve özellikle turizmde patlama olacak diyenlere de bir çift lafım var. Önce siz 30 yıldır hayata geçiremediğiniz ve bir türlü patlatamadığınız Bafra Turizm Bölgesi’ni canlandırın. Siz önce mevcut turizm tesislerinin dolması için ucuz uçak bileti bulun.

Sizin asıl amacınız zaten turizm değil. Hayalini kurduğunuz şey, daha önce paylaştığınız Rum mallarının yanına kapalı Maraş toprağını da dahil etmektir.

Boş verin gerisi laf-ü güzaftır. Kapalı Maraş’ın açılması ise hayal.