KALİTE MESELESİ

Sami Özuslu

Kıbrıs'ın Kuzey kesiminde yaşamak kolay değil. Bu kadar güzel bir toprak parçasını berbat ettik çünkü. Çevreyi, doğayı, dokuyu yok etmek için var güdümüzle çalışıyoruz.

Kuzeyde yaşamanın bir diğer zorluğu ise kalitenin aşağıya düşmesi.

'Toplam kalite'mizde ciddi bir düşüş var.

Teknoloji gelişiyor, imkanlar hayatı daha kolay hale getiriyor belki ama diğer yandan da hayatın birçok alanında kalite aşağıya düşüyor.

Aslında kaliteyi yukarıya çekecek potansiyel yok değil. Ne var ki kaliteye yatırım yapmak akıl karı değil. Zira kalitesiz işler arasında rekabet edebilmek pek mümkün olmuyor.

Bir başka deyişle kaliteli olmak pahalıya patlıyor. Bir süre 'kaliteli' olmaya çalışanlar günün sonunda pes etmek durumunda kalıyor.

Belki istisnalar var, ama onlar da kaideyi bozmaz nasılsa...

*  *  *

Ara bölgedeki Dayanışma Evi'nde dün gerçekleşen 'Dünyada ve Kıbrıs'ta Basın Özgürlüğü' konulu konferansa yurt dışından katılan konuşmacıların ortak vurgularından biri 'kaliteli gazetecilik'ti.

Geleneksel medyanın 'yeni medya' olarak da tanımlanan dijital medya karşısında yaşadığı bocalamayı aşmanın ve ekonomik olarak da ayakta kalabilmenin yolunun 'kaliteli gazetecilik' yapmaktan geçtiğine vurgu yapıldı.

Yüzde 100 doğru bir öneri bu...

Gazetecilik mesleği dört dörtlük yapılırsa eğer, sosyal medyadaki bilgi kirliliği ve kakafoninin karşısında ciddi bir alternatif olmayı başarabilir. Aksi halde herkes gazeteci, herkes yayıncı, herkes yazar...

Herkesin her şeyi yapabilmesi elbette olumsuz yanlarından çok olumlu yönler içeriyor, ama elbette ki doğru ve iyi yapılan gazeteciliğin yerini alamaz.

*  *  *

Bundan belki iki yıl kadar önce Avrupalı bir meslektaşım "Mesleğimiz ölmek üzere" demişti. Dünyanın birçok ülkesinde basılı gazeteler birer ikişer dijitale kayıyor, birçok gazeteci işini kaybediyor, sürecin nerede duracağını kimsecikler kestiremiyor.

Aralarında AGİT ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü temsilcilerinin de yer aldığı dünkü konferansın yabancı konuklarının da altını çizdiği gibi 'kaliteli' olmayı başaranlar ayakta kalabilecek. Aksi halde okuyucu, izleyici, yani halk konvansiyonel medyaya ihtiyaç duymayacak.

Kalite derken hem 'teknik' anlamda, hem de 'içerik' anlamında kaliteden söz etmek lazım.

Bu çerçevede Kıbrıs Türk medyasının dinamik yapısına rağmen 'kaybedenler kulübü'ne doğru yol almakta olduğunu söylemek yanlış olmaz.

İnsan kaynağı olmasına ve ciddi çabalar gösterilmesine rağmen, yaratılan çarpık ve haksız rekabet ortamı medya için çanların çalınması anlamına geliyor.

Türkiye'den günde 2,5 milyon dolara varan ithalat yaparken Türk şirketlerinden 'zırnık' reklam koklayamayan Kıbrıs Türk basını kaliteden ödün vermemezlik edebilir mi?

Türkiye TV'leri karşısında ezilen Kıbrıs Türk TV'lerinin izlenme oranının yüzde 17'ye kadar gerilemesi sadece medya sektörünün sorunu değildir.

"Mesajı olan alsın" diyeceğim ama kimsenin mesaj alacağı falan yok.

Lakin son sözüm şu: Kalitesiz gazetecilik herkes için tehdittir!

Başımıza ne geldiyse gailesizlikten geldi zaten...