Kalan ömrümü Yeni Zelanda’da koyunlarla geçirirsem hayatımda çok şey değişir mi?

Serhat İncirli

Yapay zeka, Google yardımı ve bazı kafadan bilgiler ışığında, “KKTC Gerçeği” ile ilgili bir “köşe yazısı çalışması” yapmak istiyorum!

-*-*-

İşgal nedir?
“İşgal etmek” bir yeri, bölgeyi veya yapıyı güç kullanarak ele geçirmek ve kontrol altına almak demektir.
Askeri anlamda, “... bir ülke ordusunun başka bir ülkenin ya da bölgenin kontrolünü ele geçirmesidir...”

-*-*-

Sebebi oydu, şuydu, yasal dayanağı vardı, aldıydık da bizimdi, kandı, bayraktı!
Geçiniz!

-*-*-

Sömürge nedir?
Güçlü bir devletin, başka bir ülke veya bölgeyi siyasi, askeri ve ekonomik olarak kontrolü altına aldığı yere denir. 

-*-*-

Kontrol eden devlete “sömürgeci devlet”, kontrol altındaki bölgeye ise “sömürge” denir...

-*-*-

Örnek mi?
Hemen telaşlanıp küfre sarılmayın!
Örnek verecek olursak, Kıbrıs, 1923’ten 1960’a kadar Birleşik Krallık İmparatorluğu’nun bir sömürgesiydi!

-*-*-

Faşizm nedir?
Faşizm, aşırı otoriter ve baskıcı bir siyasi ideolojidir. 

-*-*-

Devletin ve liderin mutlak gücünü savunur; bireysel özgürlükleri ikinci plana atar. 

-*-*-

Genellikle aşırı milliyetçilik, muhalefete tahammülsüzlük ve güçlü bir lider kültüyle ilişkilidir.

-*-*-

Faşizmin temel özellikleri şunlardır:
Tek lider veya tek parti etrafında güçlü yönetim, aşırı milliyetçilik, muhalefetin ve basın özgürlüğünün baskılanması, devlet gücünün toplum üzerinde yoğun kontrol kurması, farklı düşüncelere karşı sert tutum, propaganda ve kitle yönlendirmesi…

-*-*-

Örnek vermeye gerek yok!
Çıplak gözle de görebiliyoruz sanırım!

-*-*-

Ve son soru: Kapitalizm nedir?
Kapitalizm, ticari yaşamda özgürlüğün sınırsızlığıdır... 
Özetle açıklamaya çalışayım; özel mülkiyet, serbest bir piyasa ve sadece “kâr odaklı” bir ekonomi sistemi, kapitalizmdir...

-*-*-

Şimdiiiiiii...
Gelelim KKTC’ye... 

-*-*-

KKTC, kesinlikle ve kesinlikle işgal altında bir toprak parçasıdır...
Bunu, herhangi bir ülkeyi suçlamak maksadıyla söylemiyorum; bu bir gerçektir ve bu gerçekten koşarak, sıçarak, zıplayarak, sevişerek, gülerek, ağlayarak ya da yalakalık yaparak kaçamayız!

-*-*-

KKTC adı verilmiş olan ve “sözde” devlet olduğu iddia edilen “varlık” açıkça bir sömürgedir...
Haaaa “sömürgeci devlet” de Türkiye Cumhuriyeti’dir!

-*-*-

Vaaaay da sen anavatana bunu nasıl söylersin!
Vaaaay da anavatan olmasaydı hepimiz Rum olacaktık ya da öldürülecektik!

-*-*-

Değerli abilerim – ablalarım; kıymetli büyüklerim ve sevgili küçüklerim; dilediğinizi söyleyin, dilediğinizi yazın, dilediğinizce küfür edin, tehdit savurun bu gerçeği ya da gerçekleri “değiştirme” şansınız yoktur!

-*-*-

Bu yazdıklarım elbette “yorum” olarak kabul edilebilir ama sonuç ne yazık ki “gün gibi” ortadadır!

-*-*-

Bir takım manevi ya da vicdani “GERÇEKLER”; ne acıdır ki “hukuki ve maddi gerçekler”i değiştiremez!

-*-*-

Ve sonuç?
Evet, dün de yazdım...
“Safları sıklaştırmak lazım...” diye!

-*-*-

KKTC diye bir devlet kurduk!
Yasadışıdır!

-*-*-

“İçini temizleyelim, sonra çözüme bakarız” demek, hayal bile değildir!
Çünkü içini temizleyecek güçte bir ilaç, deterjan, kimyasal madde ya da güç bunca yıldır ne üretilmiştir, ne piyasada bulunmaktadır ne de bundan sonra bulunacaktır!

-*-*-

KKTC, Kıbrıs halkının önemli bir grubunu oluşturan “Kıbrıslı Türk” kimliğini tamamen ortadan kaldıran bir “sömürge arazisi”nden öte bir şey değildir!

-*-*-

Ve kapitalist faşizmin en canlı örneği ile yönetilirken de, nüfusu – büyüklüğü belli olmayan – belli olması da istenmeyen – insanlarına demokrasicilik oynatılmaktadır... 

-*-*-

Bütün varlığımızı, Kıbrıs sorununun çözümüne adamak zorundayız... 

-*-*-

Medya ile bazı kurumları bir birine düşürerek; doktorları, eczacıları, öğretmenleri, sendikacıları hatta müteahhitleri ve de siyasetçileri – siyasi partileri aşağılamaya çalışarak; kime hizmet ettiğimizi anlamak ve kabullenmek zorundayız!

-*-*-

Değilse; “Ceddin deden, neslin baban” olan bu toprakları terk ederken ışıkları söndürmenize de gerek yok; başkaları çoktaaaaan... 

-*-*-

Neyse!
Çifte pasaportluyum!
KKTC ve TC değil ama!
CY ve UK!
Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Giderim Yeni Zelanda’ya, kalan ömrümü koyunlarla geçiririm!
Çok şey değişmeyecek!


Ne demiş Can Yücel?

Boşver be yaşı başı…
Yüzündeki çizgileri, saçındaki beyazı…
Kaç bahar daha göreceğin meçhul ömründe…
Fazla kurcalama hayatı…
Gül gülebildiğince…
Sev sevebildiğince…
Yaşa yaşayabildiğince...


Dezenformasyon!

Türkiye’nin Ada’daki varlığı neye bağlıdır?
Ateşkes haline!

-*-*-

Türkiye, Kıbrıs’taki varlık ve 1974’teki müdahale hakkını, elbette uluslararası anlaşmalardan alıyor... 

-*-*-

Ancaaaaak, Temmuz ayı ile birlikte bazı “anlaşma çabaları” yeniden gündeme gelecek... 
Bu açık!

-*-*-

Haliyle, düşman yaratılması lazım!
O düşman da hazır!
En popüleri!
İsrail!

-*-*-

Bu yüzden, propaganda düğmeye bastı!
Güney’de terk edilmiş eski bir Türk köyünü İsrail almış ve kendi toprağı yapmış!

-*-*-

Türkiye’deki gazeteler bunu hep yapıyor ayrıca “tarih bilginleri”!!!! diyor ki, “İsrail, Filistin’i de böyle işgal etti!”...

-*-*-

Ve bir gazetemiz diyor ki, “... EOKA B, bu köyde yaşayan Türkleri 1963 – 64’te kovdu!”...
Oysa EOKA B 1971’de kuruldu!

-*-*-

İsrailli şirket – şirketler veya kişiler diledikleri ülkede, yasal çerçevede dilediği yatırımı yapar!

-*-*-

Bahsedilen yatırımın yapılacağı köye giriş çıkışın yasak olduğunu dahi iddia eden zavallılar var!

-*-*-

Hepsi yalan!
Silme propaganda!

-*-*-

Kıbrıs’ta olası çözümü daha masaya oturmadan engellemeye çalışanlara yazıklar olsun!


Eski Gönyeli...