Kafamda çok pis sorular!

Serhat İncirli

Kafamda çok pis sorular!

Çok hassas ve çok acı bir durum!
Haliyle bu konuda yazmak, soru sormak, sorgulamak çok kolay değil ama bence “… dikkat çekici bir durum” söz konusu!

-*-*-

Nedir dikkatimi çeken?
Son günlerde gerçekten de arka arkaya naaşlara ulaşılıyor… 

-*-*-

Mesela 5 Ekim günü bir naaşa ulaşıldı.
6 Ekim’de bir başka naaşa ulaşıldı; ayrıca önceki günlerde bulunan iki naaşın kimliği belirlendi…
Dün iki naaş bulundu….

-*-*-

Karıştırdım da ama basından takip edebildiğim kadarı ile bu yazıyı yazmaya başladığım dün öğle saatlerinde kayıp sayısı 3'e inmişti…

-*-*-

Soru veya aklıma takılan ilk konu şu:
30 Ağustos'tan bu yana bulunamayan insanlar neden tam da son günlerde peş peşe bulunmaya başlandı?

-*-*-

Eveeet, bu konu benim kapasitemin çok ötesinde…
Elbette makul bir teknik açıklaması olabilir. Ama yok!
Sadece “bulduk” deniyor!
Veya “bulundu!”…

-*-*-

Enkazın en az 550 metre derinlikte olduğu defalarca açıklandı!
Gidip de bunun ölçümünü yapabilecek bir teknemiz, ya da eski usulde denizin dibine  ip salkıtacak durumumuz yok!

-*-*-

Neyse!
Enkaz yaklaşık 550 metre derinlikte…

-*-*-

Bu enkazın geniş açı, tamamını gösteren bir fotoğrafı var mı?

-*-*-

Türkiye'den TCG Işın ve TCG Alemdar gelmişti!
Dün gemilerin bölgedeki hareketlerine baktım, Optimus Prime oralarda…

-*-*-

Optimus Prime'ın operasyonlara katılması, son günlerde naaşlara daha sık ulaşılmasının olası teknik açıklamalarından biri olabilir elbette ama Optimus Prime da dün gelmedi ki!

-*-*-

Optimus Prime 14 Eylül’de operasyona başladı.

-*-*-

Kötü kötü senaryolar çizmeden, aptalca ve paranoyakça da yorumlar yapmadan önce aklıma takılan ve yanıtlanmasının şart olduğuna inandığım bir soru da şu: “… Arama yöntemi veya kullanılan teknoloji son günlerde değişti mi?”

-*-*-

Çünkü eğer değiştiyse, bunun açıkça kamuoyuna anlatılması gerekir…
Anlatıldığına tanık olmadım!

-*-*-

Son günlerde kullanılmaya başlanan yeni bir cihaz mı var?
Yeni yöntem mi kullanılmaya başlandı?

-*-*-

Arama yaptığınız alanı mı genişlettiniz?

-*-*-

Neredeyse 40 gündür bu insanlar neden bulunamadı da şimdi bir bir iki iki çıkarılıyor?

-*-*-

Enkazın durumu nedir?
Enkaza girilememişti ama şimdi mi girildi!
Girilmeden, “her yerine girdik” mi denmişti?

-*-*-

Deniz koşulları son günlerde arama için daha mı elverişli hale geldi?

-*-*-

Bulunan naaşlar enkazın içinde mi, dışında mı, yanında mı, uzağında mı?

-*-*-

Bunların kamuoyuna açıklanması gerekir mi gerekmez mi?

-*-*-

30 Ağustos'tan bu yana yapılan aramaların gün gün, bölge bölge dökümü kamuoyuna açıklanabilir mi?

-*-*-

Değerli yönetenlerimiz, saygıdeğer anavatanlı yetkililer; “naaşların peş peşe bulunması başlı başına şüpheli bir durumdur” diyecek değilim!
Ama bunu demek içimden geçmiyor değil!

-*-*-

Tekrar ediyorum; “bu hızlanmanın teknik nedeni nedir?”


-*-*-

Bu soruyu bir kez daha tekrarladım diye, meseleyi Rum – Yunan ve fazladan “İsrail”in etkisine çekme durumunuz da var mı?

-*-*-

Ozaman eklemek istiyorum, bir kez daha, Netanyahu yeğenimin de ricasıyla soruyorum, “Filo Jet faciasında haftalarca bulunamayan kayıplara neden son günlerde peş peşe ulaşılıyor? Arama çalışmalarında ne değişti?”

-*-*-

Dediğim gibi bu konu çok hassas!

-*-*-

Ölenlere bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı dilerim… 


-*-*-

Ama kafamda çok pis sorular olduğunu da gizleyemem!

-*-*-

Bizden bir şeylerin gizlendiğinden sanki eminim!

-*-*-

Mesela, “gemi ile mazot taşınıyor muydu?” sorusuna yanıt bulmak çok mu zordu ya da çok mu zordur?

-*-*-

Gemiye indirilen ROV cihazları, geminin doğal ve orijinal yakıt depoları dışında ekleme depoları olup olduğunu göremez mi?


Yine haklı çıktım bin beytambal galsın!

Vallahi da billahi da ben bunu defalarca yazdım, söyledim!
Ama dinletemedim!

-*-*-

Hatta bu nedenle çok kişiden sövgü yedim!

-*-*-

Neydi yazdığım?

-*-*-

Genelde Türki devletler, özelde Azerbaycan’dan KKTC’ye bir hayır gelmeyeceğiydi!

-*-*-

Hatta bunların tamamının, üç beş kuruş uğruna Türkiye’yi sattıklarını, rahatlıkla da satabileceklerini söyledim!

-*-*-

Kıbrıs meselesinde ağır milliyetçi duruş sergileyen abiler – ablalar, örneğin tamamının Kıbrıs Cumhuriyeti ile temas kurmasına gık diyememişti mesela!

-*-*-

Neyse, son birkaç gündür ilginç gelişmeler yaşanıyor…

-*-*-

Aslında son birkaç gündür değil; BM Genel Kurul’undan beri…

-*-*-

Hatırlayalım, BM Genel Kurulu’nda İsrail Başbakanı, Türkiye Cumhurbaşkanı’na söylemedik laf bırakmazken, alkışlayanlar arasında Azerbaycan heyeti de vardı!

-*-*-

Şimdi ne oldu?

-*-*-

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev “yaşam tarzımıza burnunuzu sokmayın”, “bize yol göstermeyin” ve “silahlarımızı kendi paramızla aldık” dedi!

-*-*-

Kime dedi?

-*-*-

Tabii ki Türkiye’ye dedi!

-*-*-

Bu laflar Türkiye’de tartışılmaya başlandığı anlarda da Azerbaycan’ın devlet ajansı APA, Türkiye - İsrail ticaretine ilişkin dikkat çekici bir araştırma yayımladı. 

-*-*-

Ajans, Türkiye limanlarından İsrail’e gemi trafiğinin sürdüğünü ortaya koyduğu yazıyı ise yayımlanmasından birkaç saat sonra kaldırdı.

-*-*-

Yazının başlığı “Türkiye’den İsrail’e 456 gemi seferi: ‘Sıfır ticaret’in görünmeyen tarafı” şeklindeydi”…
Hade cauuuuv, bunlardan medet ya da tanınma umanlara gelsin!
Kahkahamla!

-*-*-

Bu arada Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde kimin haklı kimin haksız, mesela İlham Aliyev’in 2 Ekim’de verdiği mesajların doğru veya yanlış olduğu konusuna girmiyorum!
Başka gün belki girerim!

-*-*-

Neydi?
Tek millet üç devlet miydi?
Hade be o yanı!
Herkes kendi çıkarının peşinde!


Gemi trafiğini takip eden bir internet adresinden bu görüntüyü dün saat 14.00 sularında aldığımda, naaşları arayan Optimus Prime adlı gemi, Filo Jet faciasının yaşandığı bölgenin civarında sabit duruyordu. Çok az ilerisinde ise Türkiye'nin doğal kaynak arama, kıta sahanlığı ve yer kabuğu araştırmaları yapabilen yerli ve milli sismik araştırma gemisi Oruç Reis park edilmiş haldeydi… Ya da çok ama çok yavaş hareket etmekteydi…