JET RAPORU NEREDE?

Sami Özuslu

14 Haziran 2020 tarihinde Ercan’a inen özel bir jetten inenlere uygulanan ‘özel muamele’ Yenidüzen’de manşet olmuş, günler ve haftalarca tartışmalar yaşanmış, sonuçta dönemin Başbakanı Ersin Tatar faturayı kabinedeki iki bakana kesmek istemiş, ancak Ünal Üstel’i görevden alırken, Faiz Sucuoğlu’nun yerine atamak istediği isim ‘dokunulmazlığı kalkmış ve mahkemelik’ durumda olduğu için veto yemişti.

Sonuçta ‘özel jet skandalı’ Turizm Bakanı Ünal Üstel’in üstüne yıkılmış gibi bir durum ortaya çıkmıştı. Üstel ve taraftarları UBP binasını ve Başbakanlık ofisini basmış, ancak Tatar geri adım atmamıştı.

Üstel’in o şaibeli uçuş ve ziyarette ne kadar sorumluluğu ve kusuru vardır bilmiyoruz. Başka kimlerin duhulü olduğunu da bilmiyoruz.

Üstünden tam sekiz ay geçti ve toplum sağlığının hiçe sayıldığı, siyasette fırtınalar koparan, toplumun her kesiminde infial yaratmış bu olay hakkında hala net bir bilgi yok.

Neden?

Çünkü Başsavcılık ve Polis Genel Müdürlüğü hala dosyayı tamamlayamadı.

Üstelik ‘ön rapor’ bir ay kadar sonra, Serdar Denktaş tarafından mecliste ifşa edilmişti ve ilgili kurumlar kaç defa ‘raporun pek yakında hazır olacağını’ duyurmuşlardı.

Ama yok. Sanki birileri frene bastı. Belki de basmadı. Ancak açıktır ki raporun hazırlanması geciktikçe hem polise, hem de savcılığa olan güven sarsılıyor, ama aynı zamanda ‘bu iş büyük iş’ algısı da pekişiyor.

Bu yüzden raporun derhal bitirilip ilgili makamlara iletilmesi lazım… Hele Ünal Üstel ‘pandemi yönetiminde 1 numara’ olduktan sonra!..

***

Peki ama skandalla ilgili polisin bir ay gibi kısa bir sürede hazırladığı ‘ön rapor’da neler vardı?

Mesela şunlar yazıyordu o metinde:

* Antalya’dan gelen özel uçaktakilerin konakladığı iki otelden birinde kameraların –her nedense- bozuk olduğu, diğerinde ise kamera kayıtlarının –yine her nedense- formatlanıp silindiği…

* Gelenler için önce Bayındırlık, ardından Turzim Bakanlıkları’na ait araçlar tahsis edilmesi kararı olmasına rağmen bundan vazgeçildiği ve Merit Otel’e ait araçlarla taşındıkları…

‘Özel izinli uçuş’un ‘sistem’ vasıtasıyla bütün ilgili devlet birimlerine iletildiği…

* Gelen ‘ziyaretçiler’den ikisinin İskele bölgesinde bir otel inşaatını ziyaret ettiği…

Aynı iki kişinin son geceyi İskele’deki bir lojmanda geçirdikleri…

Aynı iki kişinin bir inşaat şirketi sahibi ile ve İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı ile kahvaltıda buluştuğu…

Aynı iki kişiye Mağusa Hastanesi’nde PCR testi yapıldığı…

Bunlar ‘ön rapor’da yer alan kimi önemli bilgi notlarıydı…

‘Ön rapor’ bir ayda çıktı, ancak yedi ayda ‘asıl rapor’ tamamlanamadı!

Oysa kamuoyu bir yığın sorunun yanıtını bekliyor.

Mesela şu sorular:

Türkiye’den gelip adada elini kolunu sallayan, karantinaya girmeyen bu kişiler kimlerle görüşmüşse, kimlerle temasları olmuşsa, Sağlık Bakanlığı tarafından Covid-19 takibine alınmışlar mıydı?

Heyetten yalnızca iki kişiye PCR testi yaptırılmasının nedeni neydi? Yurtdışından gelen herkes sıkı takipteyken, Mağusa Hastanesi test yaptığı iki kişinin seyahat hikayesini bilmiyor muydu? Eğer biliniyorsaydı bakanlığa derhal bilgi iletilmiş miydi?

İlgili bütün dairelere bilgilendirme yapıldığına  göre Ercan’da bu kişiler neden gümrük kontrolünden geçirilmemişti? Gümrük memurlarının ihmali mi vardı, yoksa öyle bir talimat mı verilmişti? Talimat varsa, kimden gelmişti?

Yasal zorunluluk olmasına rağmen otelin ve özellikle kumarhanenin kamera kayıtlarının formatlanmasının ne tür bir nedeni olabilir?

*  Ve en önemlisi: Ziyaretçilerle görüşen devlet ve hükümet yetkilisi var mıydı? Eğer varsa ‘özel jet yolcuları’nı hangi yetkili(leri) ziyaret etmişti? Eğer görüşme olmuşsa ‘konu’ neydi?

Polis Genel Müdürlüğü’nün de Başsavcılık’ın da daha fazla ‘gecikme’ lüksü yoktur.

Toplumun neler olup bittiğini bilme hakkı vardır.