İstihdamlar yetki mi yolsuzluk mu?

Birikim Özgür


Maliye Bakanı Tatar istihdamlarla ilgili uluslararası bir anlaşmadan esinlenerek “355 istihdam yetkimiz var” derken, Başbakan Küçük, “bu suçu işlemekten onur duyuyoruz” dedi. “Değişim” adına UBP yönetimine talip olan Kaşif de istihdamlara karşı olmadığını açıkladı. Tüm bu kerameti kendinden menkul açıklamalara ve LTB dersine rağmen siyasal kayırmacılığın kökünü kazıma hususundaki genel çekingenliğimizin sebebi nedir?
Ülkemizde kamunun birincil işlevi istihdam yapmak olagelmiştir. Tepkisizlikle malul tavırlara rağmen küçük bir azınlık kamudaki istihdam fazlasını, teşviklerin etkinsizliğini, bütçe açıklarını, altyapı yetersizliklerini, üretim süreçlerindeki maliyetlerin pahalılığını ve benzeri yapısal sorunlarımızı aşmamız gerektiğini anlatıyor olsa da kamu yararı partisel, zümresel ve çeşitli ilişkilerden kaynaklanan çıkarların önüne konulamamaktadır. Ekonomik potansiyelimizi değerlendirmemiz bir türlü mümkün olamamakta, tüm diğer kaynaklarımızla birlikte Türkiye’nin son 30-40 yılda aile başına 200 bin doları bulan katkıları da eşitlik ilkesine bağlı kalınarak kullanılamamaktadır. Bu vahim tablonun meşru zemini olarak değerlendirilen Kıbrıs sorunu veya izolasyonlar ortadan kalksa dahi yapısal sorunlar devam ettiği müddetçe bir arpa boyu yol kat edemeyeceğimiz sürekli göz ardı edilmektedir.
Yerele hapsolmuş kısır siyasetin evrensel değerler ölçütünde geliştirilmesi artık esas olmalıdır. Bu esasla bağı zayıf olan siyasi çabaların toplumsal yararının sınırlı düzeylerde kalacağı üzerinde duranlar etkinliklerini artırmanın yollarını bulmalıdır çünkü yapısal sorunlarımız bizi yok oluşa sürüklemektedir. Kurumlarımız batmakta, siyaset işlevsizleşmekte ve siyasal alandaki kısır çekişmelerden tiksinen çok geniş bir toplum kesimi bırakınız aktif siyasete katılımı, oy kullanmaktan dahi soğumaktadır.
Kamumuzda insan kaynaklarının, araç-gereçlerin ve teknolojinin en ekonomik şekilde kullanılacağı, yönetim faaliyetlerinin makul ve mantıklı bir şekilde, belli plan ve programlar çerçevesinde gerçekleştirileceği bir döneme geçişin önemini ısrarla anlatmak gerekmektedir. Seçilme kaygısı evrensel ölçütlerin önüne geçmemelidir. Kamumuzun birincil fonksiyonunun istihdam olamayacağı, öncelikli olarak bütünlüklü bir vizyon oluşturmanın ve yapısal sorunlarımızı aşarak ekonominin önünü açmanın artık kaçınılmaz bir ihtiyaca dönüştüğü siyasetin temel unsurları olmalıdır. Partilerimiz bu yönde somut irade sergileyip kamuda mali dengenin nasıl sağlanacağı hususunda halka net mesajlar verebilmelidir. Kamumuzun çağdaş ve güncel hedefler ışığında etkin şekilde yönetilmesi ve kamuya ait kaynaklarla icraatlar sonrası elde edilecek çıktılar arasındaki bağın doğru kurulması şarttır. Kamu yönetiminde en az kaynakla gerekli çıktılar elde edilebildiği takdirde kamumuzun etkinliğinden ve verimliliğinden söz edebilmemiz mümkün olacaktır.
“Bu suçu işlemekten onur duyuyoruz” denilerek yapılan istihdamlar, kamunun etkinliğinin ve verimliliğinin gözetildiği ülkelerde en basit şekliyle YÖNETSEL YOLSUZLUK olarak tanımlanmaktadır ancak unutmamak gerekir ki iktidarı, muhalefeti ve bürokrasiyi kamu yararına siyaset üretmekten alıkoymak da SİYASAL YOLSUZLUK olarak nitelendirilmektedir. Literatürde çıkar gruplarına mal edilen bu ayıp bizde dışa bağımlılık nedeniyle neredeyse tüm toplumumuzu saran bir hastalığa dönüşmüştür.
Ülkemizdeki siyasal yolsuzluk gerçeği varoluşumuzu tehdit eden boyutlara ulaşmıştır. Üretkenliğe dayalı eşitlikten ve demokrasiden ödün vermeksizin ekonomik karşılığı olmayan harcama taleplerimizi ve eski alışkanlıklarımızı gözden geçirebilirsek dışa bağımlılık da o oranda azalacaktır.
Bunu başarabilirsek UBP ile özdeş rüşvet, haraç, rant kollama ve zimmet gibi ya da akraba kayırmacılığı (nepotizm), eş-dost kayırmacılığı (kronizm), siyasal kayırmacılık (partizanlık), hizmet kayırmacılığı, patronaj ve oy ticareti gibi yönetsel yolsuzlukların üzerine gitmemiz daha kolay olacaktır.
Yapısal sorunlarımızı derinleştirerek değil ortadan kaldırarak yaratacağımız istihdamlar onur vesilesi olacaktır. Çekingenliğe sebep olan kanıksanmış siyasal yolsuzluk sorunumuzla ilgili aynaya bakmalı ve partilerimizin kamu yararına politikalar üretebildikleri takdirde oylarını artırabileceği toplumsal koşulları oluşturmalıyız.