İsmail abi devleti!

Serhat İncirli

İsmail abi kimdir?
Hemen anlatalım...

-*-*-

İsmail abi, bir şirkette genel müdür yardımcısı...
Genel müdür bağırıyor, çağırıyor, İsmail abi, “beş söz” ile maçı idare ediyor...
Ve yükseliyor...

-*-*-

Genel müdür veya her hangi biri ne isterse sorsun, İsmail abinin verdiği yanıtlar; “Yani”, “aynen”, “sıkıntı yok”, “eyvallah” ve “ne alaka”dan ibaret... 

-*-*-

Tüm toplantılarda, bu beşinden başka söz kullanmıyor...
Müdür Yardımcısı oluyor... 

-*-*-

İşlemi çözmüş!
Patron ne derse o...
Buna yükselmek için “yalakalık sistemi” diyorlar...

-*-*-

Güldür Güldür programından bahsediyorum canım!
Bir adet tv programı, Show Tv’de... 
Kaçırmam!
Siz KKTC Cumhurbaşkanlığı veya Başbakanlığı için yazdığımı mı sandınız?
Yok canım; bizimkilerde bu beş söz de yok!
Baş sallama var sadece!

-*-*-

Cumhurbaşkanı “İsmail abi”nin beş kelime eksiği...
Başbakan da “İsmail abi”den farksız... 
Merkez Bankası, Müftülük, kumandanlık, sivil savunma başkanlığı falan çoktan “İsmail abiler”...
Mesele tamamdır!

-*-*-

Bağımsız, egemen ve de eşit devlet mi demiştiniz?
Eyvallah!
Nasıl egemen ve eşit?
Yaniii!
Kardeşim, bu devlet dediğiniz şey, hangi devletin eşiti?
Sıkıntı yok!
Yani, sözde eşit ve egemeniz, sorun yaratmasın kimse diyorsun?
Aynen!
Dünya’ya rezil olmuyor muyuz peki?
Ne alaka ya!


Asıl tehlike Covid 19 değil UBP 21’dir!

Yeni normalimiz...
KKTC’de Covid 19’la ilgili tedbirlerin veya devletin yapması gerekenlerin güven vermediği apaçık ortada... 
Artık “her koyun kendi bacağından asılacak”...
Yani herkes, kendi tedbirini almak zorunda...
Ve evet, yeni normalimiz de bu olmalı; buna göre turist ve öğrenci getirip, öncül sektörleri harekete geçirmeliyiz; mesela!
Nasıl mı?

-*-*-

Gelin bunun nasıl olacağına bakalım...
78’inci Venedik Film Festivali geçen hafta başladı.
Ve koronavirüs bulaşı açısından bir test oldu… 
NTV’nin haberine göre, ilk iki gününde, kalabalığa rağmen hiç kimsede yeni tip koronavirüs vakasına rastlanmadı. Alınan önlemlerin ve sonuçlarının diğer festivaller için de motivasyon kaynağı olması bekleniyor… 
Festivalin açılışında ve ertesi gün konuklar üzerinde 676 Covid 19 testi gerçekleştirildi. Organizatörler, yapılan testlerde sıfır pozitif sonuç elde edildiğini söyledi.
Festival mekanlarında tüm misafirlerin aşı belgesi olması ve maske takması zorunlu. İtalya'ya yurt dışından giriş yapanların da varışta Covid-19 testinin negatif çıktığını kanıtlamaları gerekiyor.

-*-*-

Ne diyor haber?
Diğer festivaller için motivasyon kaynağı olması bekleniyor!
Artık tedbirlerimizi kendimiz alacağız; bu virüsle birlikte yaşama zorundayız ve yaşayacağız… Tekrar ediyorum; tedbirleri bireysel de olsa çok iyi alacağız…

-*-*-

Ve turizmle öğrencilerin gelişi konusunda, eğer UBP kurultayında oyun oynamaya çalışan çok daha tehlikeli virüsler müsaade ederse, başaracağız, başarmak zorundayız!
Başka önerisi olan varsa, lütfen yazsın!

-*-*-

Kısacası, toplum sağlığı ve de varlığı için en büyük tehlike Covid 19 değil, UBP 21’dir!


KKTC, hem “sahte” hem de “ırkçı” bir devlettir!


Irkçılık kötü bir şey...
“Diskriminasyonun her türü” insanlığın düşmanı...

-*-*-

İran asıllı İngiliz komedyen Omid Djalili’den dinledim...
İngiliz faşistlerine (BNP) gösteri yapmış... 
Sormuşlar, “İran – İngiltere arasında futbol maçı olsa, hangi ülkeyi desteklerdin?”
Djalili, “Savaş bile çıksa, İngiltere adına savaşırım” demiş...
Faşistler, “boş ver savaşı, maçtan bahset” demiş.
Djalili, “İngiltere’yi desteklerdim” demiş!
Faşistler çok kızmış!

-*-*-

Neden bunu anlattım?
Çünkü, sayıları çok çok çok az olsa da, ırkçı – faşist beyinsiz onlarca, hatta yüzlerce, belki de binlerce İngiliz, İngiliz Ulusal Futbol Takımı’nı “yeterince İngiliz” bulmuyor...
Neyle uğraşıyor?
Oyuncuların rengiyle, kökeniyle tabii ki...

-*-*-

Afrika kökenli İngiliz futbolcular, özellikle Macaristan, Sırbistan ve Hırvatistan gibi eski Doğu Bloku ülkelerindeki “geri kalmış” bir grup ırkçı – faşistin çok ciddi sözlü saldırısına uğruyor...
Geçen hafta Macaristan’da bu saldırılar yaşandı...
Irkçı – faşistlerin tek ortak özelliği “IQ” rakamlarının asla 25’i geçmemesidir ki bu “ağır gerilik” demektir.

-*-*-

Son günlerde gündemde olan “Voleybol” meselesi var...
Türkiye’nin kadın voleybol takımında, cinsel yönelimi sadece kendini ilgilendiren muhteşem bir oyuncu var; Ebrar... 
Dünya’nın en iyilerinden...
Bir ülke için büyük bir gurur, büyük bir değer...

-*-*-

Ve ırkçı – faşist – dinci kesim, bu kadınla uğraşıyor...

-*-*-

Bir tanıdıkla Türkiye’nin İspanya’yı 3-1 yendiği erkekler voleybol maçının bir bölümünü izledik... 
Mert Matiç?
Boşnak asıllı... 
Adis ve Mirza Lagumdzija kardeşler?
Onlar da öyle...
Bu çocuklar nefis oyun çıkardıkları zaman daha az mı gurur duyuyorsunuz?

-*-*-

Ve gelelim ülkemize...
Ali Baturay geçtiğimiz gün Haber Kıbrıs’ta bu konuyu yazdı... 
Baturay’ın şu saptamasına yüzde yüz katılıyorum:
“... Çok üzgünüm ama birçok vatandaşımız ırkçıdır ve işin üzücü tarafı ırkçı olduğunun farkında bile değildir. Bence ülke insanının çoğunluğu ‘ırkçılık’ ifadesinin anlamını bilmiyor ve bu konuda toplumun eğitilmesi gerekmektedir…”

-*-*-

Baturay, “yabancılar eylem yapamaz” denilerek, Meclis önünde bildiri okumak isteyen öğrencilere polisin engel olmasını da eleştirdi...
“Yabancılar eylem yapamaz!”... 
Ne ayıp!
Ne ırkçı!
Ne ayrımcı!
Ne utanç!

-*-*-

Devleti yönetenlere sormak istiyorum:
“... Sizden olanlar yapabilir mi?”
Cevap veriyorum, “eğer eylem yapanlar sizdense, sorun yok değil mi?”...
KKTC Devleti sadece “sahte” bir devlet değildir, aynı zamanda dibine kadar “ırkçı” bir devlettir!