Irkçılık tehlikesi ve “Bir insanı sevmekle başlayacak her şey…”

Serhat İncirli

Irkçılık, Dünya’daki en ciddi ve tedavisi en zor hastalıkların başında gelir… 
Ve bu hastalık, ne yazık ki son dönemlerde, rahatsız edici bir şekilde artmaktadır… 

-*-*-

En başta bizi çok yakından ilgilendiren, belki de Kıbrıslı Türk toplumunun yarıdan fazlasının yaşam sürdüğü İngiltere’de bu hastalığın şiddetle karışmış bir şekilde yükselişte olmasıdır. 

-*-*-

Kıbrıs’ın iki tarafında da bu hastalıktan muzdarip insan sayısı çok fazladır!

-*-*-

Özellikle bu hastalığı taşıyıp da “hayır hasta değilim” diyenlerimizin sayısının yüksekliği de göz ardı edilmemelidir.

-*-*-

Yabancı düşmanlığı, ırkçılık hastalığının yükselmesinin başta gelen sebebidir…

-*-*-

Özellikle son yıllarda, savaşlardan, ekonomik çöküntüden, insan hakları yoksunluğundan dolayı artan göç veya göçler, özellikle “Batılı ve beyaz” ülkelerde, “beyaz ırkçılığı uykusundan uyandırmış” durumdadır!

-*-*-

Ve bunun önüne geçmek çok da kolay değildir!

-*-*-

Güney Kıbrıs’ta daha çok Avrupa’daki beyaz toplumlardaki davranışlara benzer şekilde, yabancı göçmen düşmanlığı kaynaklı olarak ELAM’ın yükselmesi; Kuzey Kıbrıs’ta “Türkiyelilerin partisi” ve “Türkiyeli – Kıbrıslı” ayrımcılığı; üzerinde dikkatle durulması gereken “ırkçılığı artırıcı” kültürlerdir… 

-*-*-

ELAM’ın yükselişinin temel sebebi “Türk Düşmanlığı” olmayabilir!
Ama ELAM, temeli Türk düşmanlığı olduğu için; Kıbrıs’taki iki toplum veya Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında, geçmişte olduğu gibi, adice kışkırtmalara sebep olabilecek bir pozisyonu temsil etmektedir… 

-*-*-

Kıbrıs’ın Kuzey’inde de özellikle Afrikalı ve Asyalı göçmen ya da yabancı işçiler hatta öğrencilere karşı “ön yargı” ve “ırkçılık” boyutu, her türlü “kışkırtmaya” çok yatkın bir durumdadır!

-*-*-

Ortodoks Kilisesi ve ne yazık ki Kuzey’de son yıllarda artan “Türkiyeli cemaatler”in ağırlığı da toplumsal barışı tehdit eden “din kaynaklı” risklerdir… 

-*-*-

Peki ne yapmak lazım?
Dinci fanatizmini, milliyetçiliği yasaklamak mümkün mü?

-*-*-

Bu konuda neler yapılabilir?

-*-*-

KKTC’deki ilk ve orta eğitimdeki öğretmenlerimiz ve onların iki sendikası, bu bağlamda en temel savunma organlarımız olarak dikkat çekmektedir ve öğretmenimizin, sendikalarımızın, sendikacılarımızın tüm toplum tarafından “baş tacı” olarak görülmesi, sahiplenilmesi ve adi – alçakça provokasyonlara karşı savunulmaları şarttır… 

-*-*-

Güney’deki öğretmen yapısı ve sendikalarının, bizimkilere kıyasla “daha tutucu” oldukları, hep dile getirilen bir acı durumdur!

-*-*-

Bu konuda, ne yazık ki Güney’deki toplum lideri de tıpkı öğretmenlerinin çoğunluğu gibi, “Kilise” ve hatta “ELAM” ya da az daha “yumuşakça” partilerin ciddi etkisindedir… 

-*-*-

Kuzey Kıbrıs’taki liderlik veya lider; bu konuda Güney’deki muhatabına “nasıl yapacağını bilemem” ama baskı uygulamakla mükelleftir…

-*-*-

Dinci bağnazlık, milliyetçi temeldeki ırkçılıkla mücadele konusunda, iki toplumlu ve hatta “çok toplumlu” mücadeleler kaçınılmazdır… 

-*-*-

İki toplumlu derken, bunun sadece “Rum ve Türk” toplumlarını ifade etmediğini de belirtmek isterim… “Çok toplumlu” ifadesini de zaten bu yüzden ekledim… 

-*-*-

Kuzey’de, “Türkiyelilerin Partisi” olduğunu övünerek söyleyen siyasi partinin, “dışlamaya maruz kalıyoruz” veya benzeri iddiaları ve Türkiyeli topluma karşı geçmişe göre azalsa da var olan “dışlayıcı veya ötekileştirici” söylem ya da davranışlara çok dikkat etmeliyiz… 

-*-*-

Sürekli vatandaşlıklar, aşırı artan ve asla bilinmeyen nüfus; Kuzey Kıbrıs’ta yaşam süren herkes için “sıkıntı” sebebidir… 

-*-*-

Ve “gollifa gibi” vatandaşlık dağıtılması, ırkçılığı artırıcı bir “kasıtlı” tavırdır; bundan medet uman bir yapının varlığı da “ülkenin” her iki tarafı için tehdittir!

-*-*-

Ve İngiltere… 

-*-*-

Geçtiğimiz gün, Hindistanlı bir bıçak hastası manyak; genç bir beyaz İngiliz’i bıçakladı!

-*-*-

Zaten son dönemde tarihin en büyük eylemleri ile hırslanan, toparlanan ve artan “ırkçı beyaz İngilizler”; bu bıçaklama olayında, “mağdur ve kurban” olan İngiliz beyaz gence polislerin kelepçe takıp tutuklamasını ve akabinde gencin yaşamını yitirmesini şiddetli eylemlerle yanıtladı!

-*-*-

İngiltere daha çok karışacak gibi duruyor!
Bazı gazeteler “sakin olalım” derken, bazıları resmen kışkırtıyor!

-*-*-

Ne kadar “asimile” olsa da, Kıbrıslı Türk veya Rum toplumları da bu karışıklıktan ve artan ırkçılıktan kesinlikle nasibini alacak!

-*-*-

Aslında ırkçılıkla mücadele çok da zor değildir…
“Bir insanı sevmekle başlayacak her şey…” demişti Zülfü Livaneli!


İnşallah jelibon madenimiz de olacak!

Sene 1974!
Şu ya da bu sebeple savaştık!
Kazandık!

-*-*-

Rumları Güney’e kovduk; Türkleri Kuzey’e gelmeye zorladık!
Ve nihai hedefimiz olan “Taksim” ilk adımı “zafer” diye niteleyerek attık!

-*-*-

Ve o günden bugüne, bir arpa boyu yol alamadık!

-*-*-

Nüfusumuzu bile bilmiyoruz!

-*-*-

Neredeyse tamamı hırsızlık mülkler üzerinde yaşıyoruz!

-*-*-

Çaldığımızı geri vermemek için çırpınıyoruz, 52 yıldır çaldıklarımızı dağıtarak, satarak, yiyerek, yutarak yaşıyoruz!

-*-*-

Çok basit bir karşılaştırma yapalım; 52 yılda Kıbrıs Rum toplumunun geldiği yer ile Kıbrıs Türk toplumunun geldiği yer arasındaki fark, 52 değil, 152 yıllık farktır!

-*-*-

Ve bu rezil, aşağılık durumun sorumluluğunu da hep başkalarında aramıyor muyuz?
İşte orada bitiyorum!

-*-*-

Kardeşim, ambargo ve izolasyon mu?
Kaldırtın!

-*-*-

Kaldırtamıyorsanız, kaldıramıyorsanız bu sizin suçunuz, sizin zayıflığınız veya sizin haksız olduğunuzla alakalı değil midir?

-*-*-

Küçük bir ülke olmasına rağmen, 52 yılda adeta birinci kalite veya üst sınıf devlet olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı; 52 yılda geldiğimiz yer CONIFA!

-*-*-

Haaa bir de Türkiye bize gaz getirecek!
Doğal gaz!
İki – üç sene kadar sonra projeye başlayacağız!
İmzasını attık!
Tamamdır!

-*-*-

Şeyi merak etmiştim; Anavatanımız sayesinde jelibon madenimiz de olacak mı?
İnşallah olacak, inşallah!
Yakında Anavatanlı yetkililer gelip, külliyenin hemen Doğu kısmında kalan arazide jelibon madeni açılışı yapacaklar, Allah’ın izniyle!