Efendim, Rumlar, geçiş kapılarında eylem yaptılar ve Türk ya da Türkiye karşıtı slogan attılar!
Evet yaptılar ve attılar!
-*-*-
Efendim, ELAM, su götürmez faşist bir oluşumdur ve sadece Kıbrıs’taki tüm toplumlar için değil, tüm Dünya halkları için ciddi tehdittir!
Evet, öyledir!
-*-*-
Efendim, Rum lider Hristodulidis ELAM’a çok yakındır!
Bilemem!
Ama “etnik kökene göre değil”; “sınıf farkına göre insanları ayırmayı öğrenmiş” biri olarak, zaman zaman ELAM’a Kıbrıs meselesinin çözümü konusunda çok yakın olma durumunda kaldığım dahi olur!
-*-*-
Haaa şunu söyleyeyim; çok da iyi bilemem kardeşimi ama eğer gerçekten Hristodulidis ELAM’a yakınsa; gelen baskılar, şantajlar, dürtmeler, manipülasyonlar, eziyetler, kışkırtmalar neticesinde ne yazık ki Tufan hocamın da toplu şeriatik tavırlarda olmasına ne dersiniz?
-*-*-
Efendim, ama Hristodulidis, motorcuların eylemine katılacak ve Solomu ile Isak’ın öldürülmelerinin protestosuna destek verecek!
E yok da bu kadar!
Ne yapması lazım?
“Tassos Isak ve Solomos Solomu’yu öldürenlerin ellerine sağlık” diye açıklama yapması mı lazım?
-*-*-
Sınır eylemi yapan Rumların seçmesi gereken eylemler arasında, “Girne sizindir, helal olsun” da yer almalı mı?
-*-*-
Mesela, “Trikomo değil, İskele; helalinizdir” şeklinde bir slogana ne dersiniz?
-*-*-
Veya Rum gençler, ellerinde Türk bayrakları ile toplanmalı ve “yaşasın Türkiye, kardeşimiz Kıbrıslı Türklere su getirdiler; yoksa hepsi susuzluktan ölecekti” diye açıklama mı yapmalı?
-*-*-
Evet, 1974, bugünler için yapılmışsa, lanet olsun!
Sen git kutla!
-*-*-
Hırsız, ganimetçi, çökük, yasadışı, mafya…
Siz kutlayın!
-*-*-
Siz, savaş uçaklarının sesi ve gürültüsü ile – komşuya hiç işe yaramayan koskocaman penisini gösterenler gibi - gösterin!
-*-*-
Ben ille de barış diyorum, inadına barış diyorum!
-*-*-
Haaa hafta sonu Baf’taydım…
-*-*-
Rum dostlarımla yemek yedim, sohbetler ettim…
-*-*-
O kadar ki; evet geçmişte her iki toplum da hata yaptı!
Devam mı edelim hatalara!
-*-*-
Neden devam edelim?
-*-*-
Ganimet elimizde kalsın ya da Zorlu Töre abim gibi daha çok tehdit edip, Baf’ı da alacağız falan için mi?
-*-*-
Yaşadıklarımı, çocuklarım ve çocuklarınız yaşamasın istiyorum…
-*-*-
İki gündür yazıyorum…
Korktum savaşta da öncesinde de!
-*-*-
Hala savaş uçağı da göremiyorum ve hala sesini hiç işitemiyorum!
-*-*-
Ve tekrar tekrar yazıyorum; 20 Temmuz 1974, siz çalasınız, siz ganimet yapasınız, siz yutasınız, siz işgal edesiniz, siz bizi yok edesiniz, yok sayasınız diye yapılmışsa, lanet olsun tabii ki!
-*-*-
Ne dememi beklerdiniz?
“Su için teşekkürler; bizi kurtardığınız için de buyurun pek kullanmadığım sol kolumu” da “diyet” olarak kabul buyurun mu?
Bunu mu diyeyim?
-*-*-
Guterres geliyor…
Huysuzlananlar, kızanlar, küsenler gayet açık!
-*-*-
Faşistlikte ELAM’ı sollayanlar…
Ganimetten delirenler…
Cebinde Kıbrıs Pasaportu ile KKTC’cilik yapan sahtekarlar…
Rumlardan kalan mülkleri beleş bedava kapanlar…
“Kıbrıs’ı aldık, sizi kurtardık, susun pis Kıbrıslı Türkler”ciler…
Hatta, keyfini çıkarsın, vize kuyruklarında aylarca bekletilmesin diye “… Pasaport benim de hakkımdır”cılar!
-*-*-
Bu gruplar mutlu!
Dün mutluluklarını bir güzel kutladılar!
-*-*-
Ben ne yaptım?
87 yaşında bir Rum ile kardeş oldum…
Birlikte güldük, ağladık…
Yanlışları da doğruları da konuştuk…
Az kalsın akraba çıkıyorduk…
Çıkmadık Allah kahretsin; keşke çıksaydık!
Ama, ebesinin nenem olduğunu öğrendik!
Öyle bir mutlu olduk, öyle bir mutlu olduk ki!
-*-*-
Kin, kan, intikam!
Rum’unun da Türk’ünün de kincisi, kancısı, intikamcısı cehenneme!
-*-*-
Hele her iki tarafta kara cahil – hırsız ve çıkarcılık içlerine işlediği için ve çaldıklarını muhafaza adına öyle “intikamcı”lar türemiştir ki; tüm dertleri aslında hep başka bir şey!
-*-*-
Aklıma bir fıkra geliyor, “intikam peşinde” diye…
Google arama motoruna girin…
İntikam peşinde – Temel ve oğlu yazın…
Fıkrayı bulamazsanız, bana haber edin, anlatırım fıkrayı değerli “intik” kardeşlerim!
Sokak köpeği sıkıntısını çözemeyen gabak doğrayıcılar!
Sopasız, topuzsuz yürüyüşe çıkmam!
Elimde çoban topuzunu gören sorar; “bu ne?” diye!
“Topuzsuz desteban olmaz” derim!
-*-*-
Geçen hafta, dört – beş tane köpek beni çok ama çok korkuttu!
-*-*-
Gönyeli – Kanlıköy – Boğaz üçgeninde, toprak yollarda yürüyordum vallahi “ödüm bokuma karıştı”…
-*-*-
O bölgeye gitmekten vaz geçtim!
-*-*-
Dün sabahın köründe yakın bir bölgeden geçerken, aynı bölgede bisiklet süren üç genç gördüm…
-*-*-
Ovaya doğru gidiyorlardı!
Durdular!
-*-*-
Her halde yılan gördüler sandım!
-*-*-
Fotoğraf çektim!
Olayı fotoğrafta fark ettim; dört köpek durmuş, onlara bakıyor!
-*-*-
Bisikletliler bekledi, köpekler saldırmadı – Gönyeli istikametine, “dağlar kar altında kalmış, köye inen kurt sürüsü misali” ilerlediler…
-*-*-
Biliyor musunuz?
-*-*-
KKTC, çok ciddi sokak köpeği derdi olan bir yerdir…
-*-*-
Bu, zavallı hayvanlar için de acıdır; insanlar için de bence sorundur!
-*-*-
Bu sorunu dahi çözemeyen bir devlet ve bu devlete sağ olsun su getiren – ayrıca gaz da getirecek olanlar; dün 20 Temmuz’du, memlekette doğranacak gabak bırakmadılar!