İnsan Kalmakta Direnenlerin Festivali

Serkan Soyalan

Karanlığın büyüdüğü dönemlerde sanat, yalnızca bir sahne performansı değildir…
Toplumun vicdanıdır...

Hafızasıdır...

İtirazıdır...

Umududur.

İşte bu yüzden 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali yalnızca kültürel bir etkinlik değildir.

Bu festival, memlekette hâlâ nefes alan sanatın, düşüncenin ve insan kalabilme iradesinin güçlü bir ilanıdır.

***

“İnsan Kalmakta Direnmek” şiarıyla düzenlenen festivalin adı bile başlı başına bir manifesto niteliği taşıyor.

Çünkü bugün dünyada da, bu adada da insan kalmak kolay değildir.

Her gün biraz daha kabalaşan siyasetin, ekonomik çöküşlerin, yozlaşmanın, kutuplaşmanın ve umutsuzluğun içerisinde; vicdanını, aklını, estetik duygusunu ve dayanışmasını koruyabilmek başlı başına bir direniştir.

***

Tiyatro tam da bu yüzden önemlidir.

Çünkü tiyatro yalnızca eğlendirmez; yüzleştirir...

Düşündürür.

Rahatsız eder.

Soru sordurur.

İnsanı insana anlatır.

Kısacası bir toplumun aynasıdır tiyatro.

O aynaya bakmaktan korkan toplumlar ise çürümeye mahkûmdur.

***

İçinden geçmekte olduğumuz bu günlerde dünyanın birçok yerinde sanat baskı altına alınırken, düşünce kriminalize edilirken, sanatçılar yalnızlaştırılırken; Kıbrıs’ta 20 yılı aşkın perdelerini açmayı sürdüren bir tiyatro festivalinin varlığı başlı başına çok büyük bir kültürel direniştir.

Özellikle Kuzey Kıbrıs gibi kültürel üretim alanlarının giderek daraldığı, sanatçının çoğu zaman yalnız bırakıldığı bir yerde, 22 yıldır ayakta duran bir tiyatro festivalinin varlığı başlı başına alkışlanmalıdır.

Bu festival; inatla üretmenin, sahneye çıkmanın, perdeyi açmanın ve “biz hâlâ buradayız” diyebilmenin adıdır.

***

1 Haziran’da başlayacak ve yaklaşık bir ay boyunca Lefkoşa, Girne ve Gazimağusa’da seyirciyle buluşacak olan festivalin programı da dolu dolu...

Türkiye’den ve Kıbrıs’tan önemli tiyatro topluluklarının sahne alacağı festivalde dramdan komediye, politik tiyatrodan çağdaş yorumlara kadar geniş bir yelpaze yer alıyor.

***

Üstelik bu festival yalnızca Lefkoşa’nın değil; Girne’den Mağusa’ya kadar ortak bir kültürel dayanışmanın ürünüdür.

Belediyelerin iş birliğiyle hayat bulan bu organizasyon, kültürün merkezi otoritelerin lütfuyla değil, yerel irade ve toplumsal sahiplenmeyle yaşayabileceğini de göstermektedir.

Çünkü sanat olmayan yerde cehalet olur.
Tiyatronun sustuğu yerde kötülük konuşur.
Sahnelerin karardığı toplumlarda sokaklar da kararır.

***

Bugün çocukların tiyatroyla buluşması, gençlerin sahne sanatlarına yönelmesi, sanatçıların üretmeye devam etmesi; bu ülkenin geleceği adına siyasetten çok daha değerlidir.

Çünkü sanat, insanı barbarlıktan uzak tutan en büyük güçlerden biridir.

Bir toplumun geleceği yalnızca okullarda değil; sahnelerde de şekillenir.

***

Festivalin en değerli yanlarından biri de belediyelerin ortak dayanışmasıyla hayat bulmasıdır. Lefkoşa Türk Belediyesi, Girne Belediyesi ve Gazimağusa Belediyesi’nin iş birliğiyle gerçekleşen bu organizasyon, kültürün merkezi otoritelerin lütfuyla değil; yerel irade, toplumsal sahiplenme ve kolektif emekle yaşayabileceğini göstermektedir.

Bu da aslında başlı başına önemli bir mesajdır.

***

Günümüzde gençler göç yollarına bakıyorsa, insanlar gelecek umudunu yitiriyorsa, toplum giderek daha fazla öfke ve tahammülsüzlük içerisinde savruluyorsa; kültür-sanata daha fazla ihtiyaç vardır.

Çünkü sanat yalnızca iyi vakit geçirmek için değil, insan ruhunu ayakta tutabilmek için de gereklidir.

***

Bir toplum yalnız yollarıyla, binalarıyla, casinolarıyla ya da beton projeleriyle gelişmez. Kültürüyle gelişir.

Sanatıyla gelişir.

Şiiriyle, tiyatrosuyla, edebiyatıyla gelişir.

Eğer bir ülkede hâlâ tiyatro festivalleri düzenlenebiliyorsa, o toplum tamamen teslim olmamış demektir.

***

Bu nedenle 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali’ne sahip çıkmak; yalnızca birkaç oyunu desteklemek değildir.
İnsanı desteklemektir.
Düşünceyi desteklemektir.
Özgürlüğü desteklemektir.
Bu memleketin ruhunu savunmaktır.

Ve belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur: İnsan kalmakta direnmek…
Birlikte, inatla, perde kapanmadan.