İnsan(!)

Cenk Mutluyakalı

 

‘Günlük’ yazmak hem kolay…
Hem de zor bir o kadar…
Çünkü ‘güncel’i yazmanız gerekir…

***

Üç gencecik fidan kırıldı, koptu dün, yol ortasında…
Yaz hade…
Yeniden aynı cümleleri tekrarla…
Yazamadım… Bugüne kaldı…

***

“Allah korur” diyorlar…
Yok, korumuyor işte…
Öyle “adaleti” falan da yok…
Düşünsenize, yolunuzda gidiyorsunuz.
Hiçbir yanlışınız, eksiğiniz, aksağınız yok.
Özenlisiniz… Dikkatlisiniz…
Sorumlusunuz… Masumsunuz...
Belki umutlusunuz, yarınlara dair…
Ve bir araç uçuyor, tepenize biniyor, ölüyorsunuz…

***

Şimdi tüm ülke ağlıyor…
Ne oluyor peki, geri geliyorlar mı?
Yok!..
Yol, kavşak, ceza, radar hepsi masal…
“İnsan” önemli olan…
İnsan!..

***

Telefona sarıldım, biraz araştırma yapmak için…
“Bu faciaya sebep sürücüye ne oldu?”
- Müşahede altında…
- ‘Özel’ bir hastanede…
- Hayati tehlikesi yok…
- Henüz dava okunmadı, yasal işlem yapılmadı, doktor raporu bekleniyor.
- Olay yeri ekibi inceleme yapıyor, henüz rapor hazırlanmadı.

***

Bakınız, önce yoldan çıktı…
Refüje girdi, yükseklik kazandı aracı ve adeta uçtu…
Üç kişinin öldüğü aracı ‘biçti’…
Ve durmadı araç, gitti bir başka araca da vurarak anca durabildi…

***

Tüm bunlar ‘normal üstü’ bir süratle bile olmaz…
Ve ölenler için ‘pisi pisine’ diyor, muhatabım uzman kişiler…
‘Pisi pisi’ne ha, bir insan ömrü için bu kadar mı basit iki kelime…
Ve bu ‘acı’nın sorumlusu ‘SORUMSUZ’ için öfkemi bastırmaya çalışıyorum…
Biliyorum, yarın öbür gün hep birlikte O’na da ağlarız…
İster ‘yasa’ deyiniz, ister ‘altyapı’, ister ‘siyasi irade’… GEÇİNİZ…
“İnsan”ı değiştirmeden…
Ve her alanda, her yanlışın “bir bedeli olacağını” bilmeden değişmez gerçeğimiz…