İnşaat odaklı büyüme modelinin iflası

Cenk Mutluyakalı

Hani tüm umudumuzu “inşaat”a bağlamıştık ya… Dağ, taş, dere, deniz, kıyı, orman; bina yapacak, satacak, paraya boğulacaktık.

Toprak metrekareye, metrekare sterline dönüştü. Bize bunu “büyüme” diye anlattılar.
O da bitti...

Beş yıl önce bir ayda sattıkları daire kadar bugün bir yılda zor satıyorlar. Yap-sat işi yattı. Belki en güçlü birkaç firma ayakta kalacak; o kadar.

Önce Rus, İsrailli, İranlı, İngiliz ve Alman yatırımcı; siyasi belirsizliklerin yarattığı tedirginlik ve tutuklanma korkusunun neden olduğu tehditle elini çekti. Ardından sarıldığımız Türkiyeli yatırımcı da rotasını başka limanlara kırdı. 

***
Gazete Oksijen’de yayımlanan 2025’in ilk 11 aylık verileri dikkat çekici... Türkiyeliler yurt dışında konuta 2,4 milyar dolar yatırdı.
Tercihleri Kıbrıs değil; İngiltere, Dubai ve Yunanistan.

Diken’in haberine göre Yunanistan’ın “Altın Vize” programına Türk başvuruları bir yılda yüzde 160 arttı. Toplam başvuru 8 bini geçti ve Türkiyeliler ilk sırada yer alıyor.

***
Peki, neden?
Çünkü yatırım artık sadece “ev almak” değil; bir finansal sistemi satın almak, güven ve öngörülebilirlik arayışıdır.

İngiltere örneği... Evin değerinin yüzde 75’ine kadar, 25–30 yıl vadeli mortgage yani uzun vadeli ev kredisi imkânı var. Sterlin bazlı kira geliri ve hukuki güvence mevcut. Aylık kredi taksiti kirayla ödeniyor, birkaç yıl sonra kira bedeli taksiti aşıyor. Yani yatırım, kendi kendini finanse ediyor.

Kıbrıs’ın kuzeyinde ne var?
5–10 yıl vade.
Yüksek faiz ve kur riski.
Nakit ağırlıklı satış.
Uluslararası tanınma sorunu ve ihtilaflı mülkiyet...

Bir de altyapı gerçeği var tabii... Daire satıyorsun ama yolu yok. Altyapı rezil, yollar izbe, trafik dersen Türkiye’den beter olmuş... Şehir planlaması piyasanın kaderine terk edilmiş.

***
Yurt dışından konut alan Türkiyeli yatırımcılara bakınca dikkat çeken bir nokta daha var... 
Eskiden yalnızca üst gelir grubu yurt dışında yatırım yapardı. Şimdi bir esnaf ya da orta düzey bir yönetici, Türkiye’de alacağı ev fiyatına İngiltere, Yunanistan veya Dubai’den ev alabiliyor.

Kıbrıs’ın kuzeyi bu nedenle cazibesini giderek kaybediyor. "Ganimet" de olsa rakamlar artık yetmiyor. Yatırımcı şu soruların yanıtını arıyor:
- Paramı ya da malımı hangi hukuk sistemi koruyacak?
- Hangi para birimi değerimi muhafaza edecek
- Hangi ülkede kiracı tahliye süreci makul?
- Evimi satmak istersem alıcısı hazır mı?

***
Kıbrıs’ın problemi fiyat değil; altyapı, hukuk, finansal araç eksikliği ve uluslararası belirsizlik...

Ekonomi güven üzerine kurulur.
Biz inşaatı ekonomi sandık...

Biz beton satıyoruz, oysa insanlar sistem ve gelecek arıyor.

***
Bundan sonra ne olacak?

Toprağı "yurt" değil, sadece "metrekare" olarak görmeye devam mı edeceğiz? Yükseköğretimde "diploma satışı" bitince ne yapacağız sahi? Çünkü eğitim değil "sektör" dedik ona da... Geriye sadece "rulet" ve "bahis" mi kalacak? Bir de cinsiyet seçimli tüp bebek (!)

Turizmi çeşitlendirmek ve üretime dayalı bir ekonomi planlamak hâlen akla gelmediğine göre...