İLİŞKİLER VE İLK CİNSEL İLİŞKİ

Uzm. Nilsu Atıcı

İlk cinsel ilişki birçok kişi için merak, heyecan, mutluluk ve bazen de kaygının bir arada yaşandığı deneyimlerden biridir. Ancak bu deneyim çoğu zaman filmlerden, sosyal medyadan, arkadaş sohbetlerinden ya da gerçekçi olmayan beklentilerden öğrenilmeye çalışılıyor. Oysa ilk cinsel ilişkinin ‘mükemmel’ olması ya da belirli bir senaryoya uyması gerekmez. Çünkü her bireyin bedeni, sınırları, beklentileri ve hazır oluşu birbirinden çeşitlidir.

İlk cinsel ilişki için en doğru zaman; kişinin kendi isteğiyle, baskı hissetmeden, kendini hazır hissettiği zamandır. Partner, arkadaş çevresi ya da toplum ‘artık zamanı geldi’ diye düşündüğü için cinsel ilişki yaşanmak zorunda değildir. Hazır hissetmemek de en az hazır hissetmek kadar olağan ve saygı duyulması gereken bir durumdur. Sağlıklı bir ilişkinin temelinde onay vardır. Onay, yalnızca ilişkinin başında verilen tek seferlik bir ‘evet’ değildir. Süreç boyunca özgür iradeyle verilen, istenildiği zaman geri çekilebilen ve baskı içermeyen sürekli bir iletişimdir. Partnerlerden biri kendini rahatsız hissettiğinde, fikrini değiştiğinde ya da devam etmek istemediğinde buna saygı gösterilmesi, sağlıklı ilişkinin en önemli göstergelerinden biridir. İlk cinsel ilişki öncesinde partnerlerin birbiriyle konuşabilmesi önemlidir. Nelerden hoşlanıldığı, nelerden hoşlanılmadığı, hangi sınırların olduğu, hangi konularda çekincelerin bulunduğunu paylaşabilmek hem kaygıyı azaltır hem de güven duygusunu güçlendirir. İyi bir ilişki zihin okumakla değil; açık, dürüst ve saygılı iletişimle kurulur.

Bir diğer önemli konu ise korunmadır. İlk cinsel ilişki de dahil olmak üzere her cinsel ilişkide gebelik veya cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar açısından korunma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. ‘İlk ilişkide hamile kalınmaz’, ‘bir kereden bir şey olmaz’ ya da ‘hissiyatımı engelliyor’ gibi toplumda sık karşılaşılan inanışlar doğru değildir. Korunma yöntemleri hem kişinin hem de partnerinin sağlığını korumaya yardımcı olur. Bu nedenle cinselliğin yalnızca haz değil aynı zamanda sorumluluk da içerdiğini unutmamak gerekir.

İlk cinsel ilişkinin mutlaka acılı olacağı ya da kanama yaşanacağı düşüncesi de toplumda en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biridir. Özellikle vajinal ilişki söz konusu olduğunda hymen zarı (toplumda kızlık zarı olarak bilinir) hakkında yıllardır süregelen pek çok yanlış bilgi bulunmaktadır. Her bireyin anatomisi farklıdır. Bazı kişilerin ilk ilişkisinde hafif bir kanama olabilirken, bazı kişilerde hiç olmayabilir. Aynı şekilde ilk deneyim mutlaka ağrılı olur diye bir gerçek yoktur. Yeterli cinsel uyarılma, rahat hissetme, iletişim ve acele edilmemesi deneyimin daha konforlu geçmesine katkı sağlayabilir.

İlk cinsel ilişki sonrasında hissedilen duygular da kişiden kişiye değişir. Bazı bireyler kendilerini mutlu ve yakın hissederken bazıları şaşkın, duygusal ya da kararsız hissedebilirler. Bunların hepsi olağandır. Tek bir ‘doğru’ duygu yoktur. Önemli olan yaşanan deneyimin kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmiş olması ve sonrasında kendini güvende hissetmesidir.

Belki de en önemli nokta şudur; ilk cinsel ilişki başarılması gereken bir sınav değildir. Kimsenin deneyimi bir başka kimseye benzemez. Kendimizi başkalarının anlattıklarıyla ya da internette gördüklerimizle kıyaslamak yerine kendi bedenimizi, duygularımızı, sınırlarımızı tanımaya odaklanmak daha sağlıklıdır. Unutmayalım, sağlıklı bir cinsel yaşamın temelinde mutlaka saygı, güven, iletişim, onay ve korunma vardır.