İKİ FARKLI NEW YORK SENARYOSU

Sami Özuslu

Eide, Akıncı, Anastasiadis, Ban ve diğer tarafların, yani garantör Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin açıklamalarını toplayınca, ortaya en az iki farklı New York senaryosu çıkıyor.

Bunlardan ilki, ‘kötümser senaryo’…
Aslında bu algı biraz da 14 Eylül ortak açıklamasına yüklenen beklenti nedeniyle oluştu. Haklı olarak, birçok gözlemci ‘yeni bir şey söylenmedi’ diyerek Eide’nin yaptığı açıklamayı ‘dağ fare mi doğurdu’ diye ihtiyatlı yorumladı.

Oysa sorun iletişimdeydi. Zira 14 Eylül’de söyleneceklerin neredeyse tamamını liderler –konuşmama kararına rağmen- son iki haftada kamuoyuna ilan ettiler. En fazla da Anastasiadis yaptı bunu… Zira ‘iç cephe’yi rahatlatma ihtiyacı vardı. Akıncı da buna çok itiraz etmedi.
‘Negatif algı’yı biraz da bundan kaynaklandı.

***

‘Kötümser senaryo’ya devam edersek, New York’ta somut ilerleme olmaz. Çünkü ‘asıl konular’ hala çözüme uzak görünüyor. Toprak mesela… Garantiler ve güvenlik mesela… Dönüşümlü Başkanlık dahil, Güç Paylaşımı ve Yönetim başlığının bir kısmı mesela…

Müzakerelerin o değişmez –ve her ne hikmetse tartışılmaz- prensibi gereği “her şeyde uzlaşmadan hiçbir şeyde uzlaşılmış sayılmayacak” olduğundan, değil büyük bir meseleden, en ufak bir pürüzden bile masa berhava edilebilir zaten…

Sıkça dile getirildiği gibi Kıbrıs’ta çözüm ‘irade’ meselesidir. Akıncı katıldığı TV programında bunun altını çizdi zaten. “Geriye kalan konular cesaret ve irade ister” dedi.

‘Karamsar senaryo’da, Anastasiadis başta DİKO ve EDEK olmak üzere, Güney’de yaygara koparanların gazabından korkabilir ve müzakereleri çıkmaza sürükleyebilir.

Bir diğer olasılık, Akıncı ve ekibi New York’a gider, ama bugüne kadar ‘çözüm’ diyen Ankara orada işi yokuşa sürer. Akıncı orta yerde kalır.

Bir diğer olasılık, iki müzakere heyeti, Ban Ki Moon’un ‘daha aktif katılımı’nı talep edip daha derin konulara girer ama tıkanırlar. ‘Kıbrıslı çözüm’ ararken, sonuç ‘Kıbrıslı uzlaşmazlık’ olur.
Müzakere süreci kopar. Ya da ‘kerhen devam’ kararı alınır ama umutlar çöker.

***

New York için bir de ‘iyimser senaryo’ çıkıyor açıklamalardan, söylenenlerden…
İki lider birbirini suçlamaktan, karşılıklı ağız dalaşına girmekten ısrarla sakınıyorlar.
‘2016 sonuna çözüm’ hedefine imza atıyorlar.

Dört başlıkta çok önemli ilerlemeler olduğunu söylüyorlar. Toprak ve garantiler için ‘beyin fırtınası’ başlamış durumda.

Türkiye ile Yunanistan garantiler konusunda 1968’den bu yana ilk kez esnediler ve bunu kendi aralarında konuşmayı sürdürüyorlar.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, İngiltere AB Bakan Yardımcısı Duncan, AB yetkilileri farklı noktalardan ama hep aynı hedefe, ‘çözüm’e vurgu yapıyorlar.

Gene Sekreter Ban yıl sonuna kadar çözüm için ‘ümitli’ olduğunu söylüyor.
Akıncı, New York dönüşü ‘yoğunlaştırılmış müzakereler’i devam edeceğini söyleyip, bu konuda bir uzlaşı olduğunu ima ediyor. Toprak için ‘Burgenstock tipi’ görüşmelerden bahsediyor. 2017 Nisan’ında referandumdan söz ediyor.

Bu ‘pozitif’ veriler ışığında New York için bambaşka bir tablo ortaya çıkıyor.
Gerek Kıbrıslı liderlerin, gerekse dünyanın önde gelen ülke ve örgütlerinin ‘Kıbrıs’ta daha fazla gecikmeden bir çözüm bulunması’ hedefini uluslararası camiada gündemin üst sıralarına taşıma olasılığı var ve bu çözümü psikolojik bakımdan çok güçlendirebilir.

***

New York’ta hangi senaryonun gerçekleşeceğini bekleyip göreceğiz.
Keşke sadece beklemekle kalmasaydık…