İki ayrı milliyetçilik arasında

Cenk Mutluyakalı

Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlığıyla ilgili tartışma yerlerde sürünüyor ve özünün ötesine sürükleniyor.


Mesele “hak” ya da “haksızlık” değil!
Övünç” ya da “utanç” hiç olamaz.
İkiyüzlülüktür gündemden düşürülmek istenen...
Samimiyetsizliktir!

***

İki ayrı milliyetçilik arasında sıkıştık, kaldık.
Ortak yurdumuzu yitirme tehlikesi yaşıyoruz.
 

Düşmanlık siyasetiyle statü elde edenler, ortada özel bir menfaat varsa eğer kendince dillendirdiği tüm kutsalların üzerine basarak en önde koşuyorlar.


İnsanları birbirine kışkırtanların riyakarlığı gün yüzüne çıkıyor.


Adanın iki yanına henüz geçişler başlamamışken, sağa sola “Rumculuk, hainlik, satılmışlık” üzerinden dil uzatan ama el çabukluğuyla Kıbrıs kimliği alanların yüzsüzlüğünü sorguluyoruz.

Bayrak, vatan, şehit gibi kutsallar üzerinden oy ya da makam devşiren kahramanların "ucuzluklarını" konuşuyoruz.

***

KKTC yurttaşlığının devlete en fazla sahip çıktığını söyleyenlerce değersizleştirildiği bir yerde yaşadığımızı unutuyoruz.


Başbakanlık müsteşarının kendi özel evinin adres olarak gösterildiği onlarca yurttaşlık verildi bu ülkede!

Tek bir gün adaya ayak basmayan da yurttaş oldu, tek kuruş yatırım yapmayan da…

Vekil de seçildi hatta!


Camdan evin varsa, yanındaki evin camına da taş atmayacaksın...

***

İnsanlar Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alıyormuş da aslında amaçları seyahatmiş, eğitimmiş, sağlıkmış…
Ne olacaktı sorması ayıp?
"KKTC pasaportu"nu geceleri birlikte yatmak için mi alıyorlar?
Aşkla mı meşkle mi neyle?
Bu belgeler hayatınıza kattıkları değer oranında anlamlıdır.
Hepsi bu!

***

"KKTC"yi yaldızlı nutuklar içinde ayrı devlet olarak Birleşmiş Milletler masasına taşıyanların yanıtlaması gereken soru tam da bu değil mi?
"KKTC yurttaşlığı" bize nasıl bir gelecek öngörüyor, kimse bunu tartışmıyor.
Sesimizi, nefesimizi, coşkumuzu dünyanın neresine taşıyacak?
Umut mu verecek, umutsuzluk mu?
Yurt mu sunacak, yurtsuzluk mu?

***

En güzeli de “vatandaşlık görevi”ni hatırlamış olmaları!
Neymiş o görev...
“Seçmek” gibi!
Seçemiyorsun, dayatıyorlar.
"Vergi" ödemek gibi…
Ödüyorsun, partizan istihdam ve atama yapıyorlar.
Bir de askerlik tabii!
İstesen de istemesen de zorla alıyorlar.

***

'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği bugün eğer 160 bin Kıbrıslı Türkte varsa, gerisine vermedikleri içindir. Eğer verseler, kimse tutamaz kuzeydeki nüfusun tamamını…


Utanması gereken ikiyüzlü pişkinlerdir sadece…
Gerisi değildir.


Öyleyse, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yeni bir ortaklığa dönüştürerek, Avrupa'ya ve dünyaya açılmaya bakalım, ayrılıkçı politikalar yerine...