İçimizin güneşleri

Cenk Mutluyakalı

İnsan en çok nedir?
“Bir bakıştır” diyor Neşe Yaşın, “Bakışın içinde gizlenen sır!”

***

Çok sevdiğim laftır, her yere de yazarım:
“Birbirimizin sırlarını bilsek çok teselli bulurduk!”
Bilemeyiz!
Ama bilsek, belki de güleriz kendimize.
Ya da…
Neşe haklı.
“Her hikaye yanlıştır başkasının dilinde.”

***

“Üşümüş Kuşlar” en iyi Neşe Yaşın kitaplarından biri…
“Kapılar”dan beri okurum güzel yürekli şairi, doyamadım bu kez…
Kucağımda kitap, elimde sarı kalem, boyuyorum içimi titreten satırları.
Bir bakıyorum, kitap sapsarı!

***

Neşe Yaşın’ın şiiri olgunlaştıkça, toplumdan uzaklaşmıyor, daha bir yaklaşıyor bize, soluğumuza, isyanımıza, özlemimize…
Hiç de egosu şişmiyor bu şairin, dili yabancılaşmıyor!
***
Yine çıkmaz yollarını geziniyor şair; kentin, aşkın, ülkenin, hayatın…
“Nereye giderse gitsin kendi kafesini ve yaralarını yanında taşıyan” insana büyülü bakışlar gönderiyor.
Kuşlar gibi üşümüş dizeler de topluyor savaşta kırılan penceresinden, hep mevsimsiz açan aşk çiçekleri de…

***
Eğer “bölünmüş bir yurdun” insanı olmasaydı Neşe, bu şiirleri yazar mıydı yine, düşünüyorum!
Belki, çok daha iyileri yazılırdı, çok farklı izlerle!
İçinin ormanında ceylanlar koşardı yine…

-------------
Gölgeni çek 
İçimizin güneşlerini
göremiyorum.
N.Y
-------------

----------------------------------

Paşa!

"1 Eylül'den itibaren dükkanı kapattım" dedi, Halil Paşa!
Sektör için üzüldüm, Halil abim için sevindim doğrusu...
Halil Paşa, Kıbrıs'ın kuzeyinde gazetelerin yaygınlaşması için basın hareketinde önemli isimlerden biri.
1989’da KIBRIS gazetesiyle birlikte, yeni bir dağıtım şirketi kurmuştu, Asil Nadir...
GADEDA, yani Gazete Dergi Dağıtım’ın başındaki isim de Halil Paşa’ydı...
O dönem biz çocuktuk nerdeyse, Halil Abi epeyce genç!
Karpaz’dan Yeşilırmak’a pek çok yeni bayi kazanmıştı ülke...
KIBRIS’tan biraz da olaylı ayrıldı, sonra Reşat Akar’la bir dağıtım macerası oldu, en sonunda da kendi şirketini kurdu...
Yay-Sat dağıtım şirketiyle senelerdir, çok özverili bir iş yapıyor.
Gazete dağıtımı, gece yarısından sonra başlar, sabahın ilk ışığına dek sürer.
Hem de nasıl zordur...
Ve internet çağına yenilen basılı gazeteler için artık 'mücadele'ye yürek dayanmaz!

***

İnsanların "ölene dek çalışması" üzerine yaratılan ezberi sevmem..
Gözü de doymalı herkesin, gönlü de...
İllaki zaman ayırmalı kendine...
Hele de Halil Paşa gibi devrimci yürekler.

***

Şimdi çok daha fazla sokakta olacak, biliyorum...
Umarım daha fazla araştıracak, yazacak; gönül bahçesine tohumlar ekecek, ışık sulayacak, çok farklı coğrafyalarda güneşin doğuşunu izleyecek.

***

Sektörde birlikte çalıştık senelerce...
Çok kahrımızı çekti doğrusu...
Sabaha yakın 2’de, 3’de, 4’te...
Ahmet Telli'nin sözleri uygundur ‘bizim mahalle’deki bu veda öyküsüne.

"Biten bir aşk için 
Söylenecek söz şu olmalı: 
- Güzeldi yine de ..."

---------------------------------- 

Tahir olmak kolay değil!

Bir Tahir vakası yaşadık birlikte!
Ve tüm toplumsal acılarımızı döktük aslında ortaya, Tahir'le.
Tepkilerimizin ve öfkelerimizin günü yaşayan coşkusunu, meselelere
olgular üzerinden odağımızı, bir yanardağ misali püskürttüğümüz lavları, hiçleştirilmek istenen bir kimliğe karşı isyanlarımızı, sindikçe tepemize dikilen otoriteye burundan solumalarımızı köpürttük gitti.

***

Engelli bir insana yapılan "saygısız" ve "kaba" muamelenin bedelini ilgili şirket ödedi.
Ayıp etmişler. Kabalık etmişler.
Toplumsal dayanışma ne kadar önemliymiş, gördük yeniden.
Sosyal medya nasıl da bir "güç”, anladık iyice...
Doğrusu, ilgili şirket pek çoklarının kibirinin aksine erdemli davrandı, özür dilemesini bildi, hatta, “ders alacağız” dedi.

***

İtiraf edelim ki, bunca öfkenin bir sebebi de "Bizim Tahir"e "elin uçağı" Pegasus'un muamelesi!
Tahir değil de “tanımadık” bir engelli olsaydı mesele, böyle olmazdı tepki!

***

Bu tartışma, bize, uluslararası "uçuş güvenliği" ve "kriterler" konusunu düşünmemiz için de bir fırsat verdi.
Eğer "acil çıkış" noktaları için belirli kurallar varsa, engelliler için bir alternatif gerekiyorsa, bunun için çözümler üretmeliyiz.
"Koltuk satılıyorsa" eğer önceden ilgili şirket, birileri bunun için bir bedel ödüyorsa, bir başkasının hakkını yememek için de düşünebilmeliyiz.
Ama engelli ve tüm farklı bireyler için kurumlara, personele, uzmanlara "eğitim zorunluluğu" istenmeli, "iletişim"i önemsemeliyiz.

***

Tahir'in özelinde kabaran toplumsal dayanışma umut verici...
Benzeri duyarlılık keşke tüm “engelli hakları” için yükselebilse...
Yoksa, Tahir'in ismi üzerinden reklama soyunan mekanların "engelli tuvaleti" düzenleme zahmetine katlanmadığı, sosyal medyadan "beğeni" üfleyenlerin bir kısmının işyerlerine henüz rampa bile yapmadığı, bugüne kadar kimselerin de "engellilerin hava, kara, deniz yolu ulaşımını düzenleyen bir tüzüğümüz var mı" diye sorgulamadığı gerçeğimiz şamar gibi vurur yüzümüze!

haftanın notcukları

-Derviş Zaim gibi bir hocanız varsa, öyle "yarı zamanlı tam zamanlı" lafı bile geçmez! Siz bu ismi kadronuza yazarsınız ve gururla dersiniz ki, "bizim eğitim kadromuzda Derviş Zaim de var..." Bunun getirisi, bu ismin kalitesi yeter!


-"Bunlara bakan bir şube yok mu" diye sordu arkadaşım, sosyal medyadaki korkunç militarist, kışkırtıcı, iğrenç kimi paylaşımlar için!
"Yok" dedim ve ekledim, "eğer olsa, seni içeri atarlar, onları değil, böylesi bir düzende..."


ÇOK GÜLDÜM
+ “KKTC bütün kurumları ile bir devlettir” (Başbakan)


GÜZEL ŞEYLER!
+ Kütüphanecik! Sokakta paylaşılan kitaplar... (Tufan Erhürman'a alkışlar)


SÖZLÜK
+ "Halka şirin görünmek ereğiyle, gerçekte halkın yararına olmayan şeyleri söyleme ya da yapma işi." (popülizm)


+ Ödemeyenler AFFEDİLİR, ödeyenler ENAYİ!.. Bedeli hep birlikte ödenir...

+ TARIK AKAN’ı okudum, akciğer kanseriymiş...
Hem nitelikli, hem de nasıl yürekli bir sanatçıdır o...
‘Mavi Boncuk’un yakışıklısı değil sadece, ‘sürü’dür içimizdeki...