Hükümet’in başarısı, ya da başarısızlığı...

Ünal Fındık

 

4’lü koalisyon hükümeti kurulduğu zaman bu köşede bir tesbit yaparak “bu hükümetin kurulasıyla halkın yüreğine su serpildi” demiştim.

Bu tesbitimin hala geçerliliğini koruduğunu düşünüyorum. Çünkü 20 aylık UBP-DP azınlık hükümetinin bu ülkeye yapmadığı kötülüğü kalmamıştı. Anayasa, Yasa, Tüzük, kural v.b. tanımadan, kimseyi de takmadan herşeyi yapmıştı.

Tarihin en yoğun ve bu kadar kısa sürede yapılamayacak kadar çok sayıda vatandaşlık dağıtıldı. Hem de bu vatandaşlıkları hak edenlere değil, oy alabileceklerine inandıklarına dağıttılar.

18 ayda 12-13 bin yeni vatandaş ne demektir bilir misiniz? Toplam seçmen sayısının son seçim olan Nisan 2015 cumhurbaşkanlığı seçiminde 177 bin olduğunu düşünürsek 13 bin yeni vatandaş, yani 13 bin yeni seçmen % 7.5 ilave seçmen demektir. Bunun açıklaması vatandaşlıkları dağıtan UBP’nin erken genel seçimlere %7.5 oy önde başladığı gerçeğidir.

Bu konuda çok şey söylendi, çok şey yazıldı. Ben olayın boyutunu gözler önüne sermek için bu konuya bir kez daha değinme gereğini duydum. Çünkü önümüzde yerel seçimler var ve bu konu yeniden tartışılacak diye düşünüyorum.

Şimdi gelelim hükümetin başarısı, ya da başarısızlığı konusuna. Bu hükümetin şu ana kadar başarılı, ya da başarısız olduğu konusunda net bir sonuç ortaya koymamız mümkün değildir.

Hükümetin bütçesi daha dün meclisten geçerek yasalaşmıştır. O nedenle sabırlı olmamız gerekir. Ama kimse kusura bakmasın şu ana kadar yapılanlara baktığımızda çok fazla umutlanmamızı gerektirecek adımları da göremedik.

Örneğin 4 partili koalisyonda her partinin başkanının tuttuğu bakanlığa bütçeden tahsis edilen 500 bin TL’lik “örtülü ya da örtüsüz” ödenek bence gereksiz harcamadan başka birşey değildir. Bunu harcamayacağını açıklayan parti başkanına da sormak gerekir “madem harcamayacaktın neden aldın?”

Bir kere bu hükümetin başarılı olmasının tek koşulu “eskinin devamı olmamasıdır”. Bunu başarabilirse gerçekten başarılı olacaktır. Bunu başaramazsa sonuç hüsran olacaktır. Bu kadar basit.

Bu ülkenin temel sorunlarını çözecek devrim nitelikli dönüşümler acil olarak gündeme getirilerek tartışılmalı ve sonuç alıcı adımlar atılmalıdır.

  • Halkın gündelik yaşamını kolaylaştıracak düzenlemeler öncelikle ele alınarak somut adımlar atılmalıdır.
  • Eğitim sistemi baştan aşağı yenilenmelidir. KKTC gençleri dünya standartlarında eğitilmeli ve üretim sürecine donanımlı biçimde dahil edilmelidir.
  • Sağlık sistemi  aynı biçimde baştan aşağı yenilenmelidir.
  • Türkiye ile ilişkiler karşılıklı anlayış ve işbirliği temelinde ele alınarak değiştirilmelidir. Hep söylediğim gibi “Ana-Yavru ilişkisine son verilmelidir”.
  • Yurttaşın devlet dairelerinden aldıkları hizmetin kalitesi artırılmalı, insanlar bürokratik işlemlerin peşinde günler, aylar, hatta bazan yıllar geçirmemelidir. Bürokratik işlemler minimuma indirilsin.
  • İşe gitmeden maaş alan devlet çalışanları yanında, işe gittiği halde hiçbir iş üretmeden gün geçiren devlet çalışanlarıyla ilgili çalışma yapılsın.
  • Gerçek bir devlet olmak için kişiye özel düzenleme yapma devri kapatılsın. Ülke hukuka uygun yönetilsin.
  • “Bütün yurttaşlar yasa önünde eşittir” temel prensibi yaşama geçirilerek, yurttaşlara her alanda fırsat eşitliği yaratılsın.
  •  Partizanlığı tarihin çöplüğüne atacak köklü düzenlemeler için özel çalışma yapılsın.

Bu sorunları aşacak devrim niteliğindeki dönüşümleri 4 partinin oluşturduğu koalisyon hükümetinin başarması kolay olmayabilir. Burada önemli olan niyetlerdir. Bu 4 partinin 3’ü, CTP, HP ve TDP seçim sürecinde halka bu yönde mesajlar verdi. DP ise o dönemde de hükümet ortağı olduğu için ve siyasi görüşüne uygun olarak mevcudun devamını savundu.

Ama seçim bitti ve yeni hükümet kuruldu. Hem koalisyon protokolünde, hem de hükümet programında bu yönde mesajlar var. Bu nedenle DP’nin bu dönüşümlere engel olacağını sanmıyorum.

Niyet varsa yapılabilir. Zaman yetmezse bile halkın bu niyeti somut olarak görmesi gerekir. Başarı ya da başarısızlık bu niyete ve atılacak somut adımlara göre ortaya çıkacaktır.