Hükümete Güvensizlik - Devlete Güvensizlik

Erdinç Gündüz

Ve nihayet CTP,  Hükümete Güvensizlik konusunu Meclis’e  resmen taşıdı. Herhalde  (ve umarız) Meclisimiz toplanmayı başarır ve Güvensizlik Önergesini  hem tartışır hem de oylar.  Herkesin merak ettiği, bir oylamada, Hükümeti bunca aydır ayakta tutan bağımsız milletvekillerinin ne yapacağı, ne diyeceği.   İcraatlardan memnunsalar Azınlık Hükümeti’nin devamından yana oy kullanacaklar. Yok eğer memnun değillerse,  bu Hükümet gidecek. Yenisi için arayışlar başlayacak.

Sonuçta ‘Erken Seçim’ gereği doğar mı ? Doğarsa ‘Seçim’e bu Hükümetle mi gidilecek ? Yoksa geçici bir Erken Seçim Hükümeti mi kurulacak ? Erken Seçim kararı çıkarsa, zaten Rumların tutumu nedeniyle kriz yaşanan  ‘çözüm’ görüşmelerinin geleceği ne olacak ? “Bekleyin Erken Seçimimizi yapalım, sonra bakarız mı diyeceğiz ? Erken Seçim sonucunda  sandıklardan ortaya çıkacak  ‘tablo’  ne  ve nasıl olacak ? Türkiye’nin bir erken seçimdeki tercihi (gizli veya açık) kimden yana olacak ? (Bu son soruyu sormaktan büyük utanç duyuyorum ama,  geçmiş seçimlerde ve de yıllardır, seçimlerde neler olup bittiğini bilince de, sormadan geçemiyorum.)

 İşte size bir yığın soru ...  Oturun, siz de sorular üretin ve cevaplar bulmaya çalışın...

***

Erken Seçim olsa da olmasa da;  sonuçta yeni bir Hükümet kurulsa da siyasilerin kafasına iyice sokmaları gereken çok ama çok önemli, hatta hayati öneme sahip bazı şeyler var.

Bizim istediklerimize yakın bir çözüm olsa da olmasa da, adı şu veya bu, Kuzey Kıbrıs’ta bir ‘Devlet’ yaşamaya devam edecektir; etmek zorundadır.  Halkın beklentisi ise –çözüm olsa da olmasa da- Devleti’nde,  inanılmaz arabesk bir şekilde dönen mekanizmanın kökten değişmesi yönündedir.  Başka bir deyişle, halk,  Devletine güvenmek arzusundadır.  Bu güveni sağlamak da, en başta, o sandıklardan çıkanların en önemli görevidir. Sağlanamazsa,  güvensizlik devam ederse, Devletin adının ne olduğunun hiç önemi kalmaz.


Pırıl Pırıl Fikirler (!)

Büyük umutlarla başlayan Akıncı-Anastasiadis  ‘çözüm’ görüşmeleri şimdilik sekteye uğramış görünüyor.  Ne kadar yol alınmıştı ? Hangi konularda tıkanma vardı ? Hangi taraf ne kadar ödün verecekti ? Ve... arka arkaya sıralanan bir sürü soru cevap beklerken Rum, bir kez daha herşeyi berbat etti.

Konunun açıldığı her yerde parlak mı parlak fikirler ortaya atılmakta şu sıralar. Bazıları ciddi galiba... Bazıları ise işin dalgasında... İşte size pırıl pırıl (!) fikir ve öneriler demeti:

“Güney’de bir referandum yapılsın. ENOSIS’e evet diyenlerin sayısını görelim” diyenler de var;, “Kuzey’de de ‘Taksim + İlhak’  referandumu yapılsın. Sonucunu görelim” diyenler de...

“Biz de okullarımızda TAKSİM’i  müfredata koyalım” diyenler de var; “Rum, tüm Türkleri vatandaşlıktan atsın.  KC vatandaşı olmak isteyenlere Güney’de ikamet şartı getirsin” diyenler de.

“Güney ENOSIS’i ilan etsin.... Biz de Türkiye’ye ilhakı...” diyenler de var; “İngiliz’e iade etsinler adayı tekrardan...” diyenler de...

********************************************************************************

Sokak ağzı

“Memlekette düzgün giden birşey kalmadı,  Meclisimiz toplanamıyor... Rezalet...”

***

“Sayıştay’a  adayları, bir sürecik daha görev yaparsa,  bilmem kaç yüz bin lira daha fazla tazminat alacakmış. Bütün kavga da buymuş... Sanki benzeri oyuncuklar ilk defa oynanıyor da....”

***

“Eskiden, bu kadar araba yokdu. Çok velesbid vardı. Amma, garşımızda polis görüğümüzde elimiz ayağımız tidrerdi... Şimdi ??? Ne polise aldıran var ne da trafig kurallarına...”

***

“Türkiye televizyon kanallarındaki evlilik programlarını izler misiniz ? İş rezalete döndü. Koca bulamayanlar, kendine karı bulamayanlar hepsi bu programlarda...”

***

“Bir tatilcik gelse gene da,  Trodos’a gitsek gezmeye...”

***

“Türk’nan Rum’u biraraya getirebilen bir tek bişey var be arkadaşlar... Mangal...  Deneyin da göresiniz...

***

“Eskiden gızardım başka memlekedlere gaçıp gidenlere... Şimdi ben da ne gaçıb gidmedim uzaklara diye hayıflanırım...”

***

“TC Başbakanı ‘Abidik gubidik işler oluyor, hiç aklınıza gelmeyenler Başbakan oluyor’ demiş...Vallahi de doğru, billahi de doğru...”