Hukuk devleti mi dediniz?

Tümay Tuğyan

KKTC Anayasası’nın 32. Maddesi:

‘Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir’.

Yani meali şudur; polisin, silahsız ve saldırısız bir şekilde toplanan ve gösteri yapan insanlara, kamu düzenini bozmadıkları sürece müdahale etme yetkisi yoktur.

Hoş, polis örgütü bugüne kadar bu Anayasa maddesini, böyle bir yetkisi olmaksızın defalarca ihlal etti etmesine de, olmayan bu yetkinin sanki varmışçasına örgütün başındaki isim tarafından alenen ilan edilimesi, kantarın topuzunun artık iyice kaçtığını gösteriyor galiba.

Polisin hukuka aykırı, antidemokratik uygulamalarına çok alışkınız alışkın olmasına ama, polisin kendini, alenen hukukun üstünde bir makam olarak ilan etmesi de neyin nesi oluyor?

Sayın Pervin Gürler bu hakkı nereden buluyor, bu gücü kimden alıyor?

‘Bundan böyle törenlerde, günün anlam ve önemini belirten pankartlar dışında bir görüşe izin verilmeyecektir’ diyen Gürler’e karşı, bu ülkenin Anayasası’nı savunacak bir yetkili yok mu?

Polisin yetki ve görev sınırları, Anayasa ve ilgili yasalarla çizilmiştir.

Bunun dışına çıktığı an, polis suç işlemiş sayılır.

Sayın Gürler, ayan beyan, ‘ben suç işleyeceğim’ diyor ve ‘yukarılardan bir yerden gelen’ emir bir kez daha demiri kesiyor, ne yazık ki!

Hem ayrıca, açılan pankartların günün anlam ve önemine uygun olup olmadığına kim karar verecek?

Sayın Gürler mi?

Bir eylem yapmadan önce, hazırlanan pankartlar, polisin kontrolünden geçecek ve polis uygun bulursa, eylemciler bu pankartları taşıyabilecek.

Yani mesela doktorlar eylem mi yapacak, Tıp Bayramı’nı bekleyecekler bundan sonra.

Öğretmenler, Öğretmenler Günü’nü…

Turizmciler, Turizm Haftası’nı…

Öyle canı çeken, canı çektiği zaman sokağa çıkıp da hak hukuk arayamayacak.

Yağma yok!

***

Hukukun ve demokrasinin kurallarının layıkıyla işlediği ülkelerde, devletin bir memuru kalkıp da kendini ‘devlet’ ilan edemez.

Ha bir gaflete düşüp de yaparsa da, ona gereken cevap anında verilir.

Oysa bizde, bu memur, kendi görev ve yetkilerinin sınırlarının çizildiği yerde, yani Meclis çatısı altında, milletvekillerinin önünde yapıyor bu açıklamayı.

Ertesi gün basına düşüyor, sözleri.

Sonra...

Sonrası yok.

Eğer Polis Genel Müdür Vekili’nin bu talihsiz açıklaması karşısında sessiz kalınırsa, siyasi otorite Sayın Gürler’e gereken yanıtı en kısa zamanda en etkili biçimde vermezse, sonuçları bizi bugünkü durumuzdan da geriye götürecektir.

Ve sessiz kalınan her antidemokratik tavrın yaratacağı her bir vehametin sorumlusu da, böylesi tavırlar karşısında sesini yükseltmeyen siyasi irade olacaktır.