Bir hukukçu büyüğüm hatırlattı; KKTC Anayasası, Atatürkçülük ve Atatürk İlkeleri’ne bağlılığı ikinci bölümde düzenler...
-*-*-
KKTC Anayasası’na göre Atatürkçülük ve Atatürk İlkeleri yorumlanamaz...
Yasaktır!
-*-*-
Yani bir öğretmen derste Atatürk ile ilgili “kötü” anlama gelecek sözler söyleyemez...
-*-*-
Kıbrıs Türk halkının bu anlamda Atatürkçülüğü ve Atatürk İlkeleri’ne bağlılığı, 1983 Anayasası ile “tescilli”dir ya da “markalaştırılmış”tır veya “sabittir”...
Ne derseniz deyin!
-*-*-
Malum yasa değişikliği Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından Meclis’e iade edildi...
-*-*-
Meclis, “kamuya mal olmuş kişileri”, “masumiyet karinesi kapsamına alan” bu değişikliği ya yeniden görüşüp, medya örgütlerinin talebi doğrultusunda iptal edecek ya da olduğu gibi kabul edecek...
-*-*-
Oysa esas nasıl olmalıydı?
Siyasete giren, vekil veya bakan olan ya da en üst düzey bürokratik koltuğa kurulan kişi veya kişilerin “verilemeyecek hiç bir hesapları” olmamalıydı!
-*-*-
Alın ak, kıç tertemiz!
-*-*-
KKTC ne zaman “devlet” olup “tanınsa da tanınmasa da” herkesin “saygısını” kazanır?
Siyasetçinin “.öt korkusu” olmadığı zaman!
Temiz olalım anlamında!
-*-*-
Haaaa, “masumiyet karinesi mi?”
Her vatandaş eşittir...
“Herkese uygulanmalı”dan yanayım elbette!
Yasaya hiç gerek olmadan, hiç bir siyasetçi – artist veya kamuya mal olmuş karakter ya da kamu kaynaklarından yüksek maaş çeken diyebileceğimiz kişiler yüz kızartıcı suça meyil dahi etmemeli!
-*-*-
Ve burada siyasilere düşen görev kadar, “gazeteciyim” diyen herkese de ciddi sorumluluk düşmeli!
-*-*-
Ve hazır mesele “hukuki” konulara gelmişken bir hatırlatmada daha bulunmak lazım...
-*-*-
Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, geçenlerde Genç Tv’de Mustafa Alkan’ın programında gayet açık bir şekilde açıklamıştı: “Hiç bir yargıç, verdiği karardan dolayı yargılanamaz...”
-*-*-
Kamuoyunu çok yakından ilgilendiren – ilgilendirmesi gereken bir “30 yıl hapislik” davası var...
-*-*-
Çok hassas bir konu!
-*-*-
Ve yargı süreci hala devam ediyor...
-*-*-
Konu istinafta...
Ama aynı zamanda, 30 yıl hapis cezası alan kişinin avukatı, Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararın mahkemede okunan şekli ile daha sonra yazılan şekli arasında “hatalar” ya da “iddiaya göre değişiklikler” söz konusu olduğunu savunuyor...
-*-*-
Asli Yetki Mahkemesi, bugün “avukat” ve “savcılık” yani iki tarafı sanırım son kez dinleyecek!
-*-*-
Tekrar yazmakta fayda var; burada “yargıçların yargılanıyor olduğu” gibi bir durum yoktur!
-*-*-
Asli Yetki Mahkemesi, “hata yapıldı, değişiklik yapıldı” derse; dava tamamen düşebilir; tersi durumda, 30 yıllık hapis kararının istinaf ya da temyiz davası devam eder!
“Bu ülkenin ruhunu korumak için bir mücadele içindeyiz”!
Başlıktaki ifade kime ait?
Başbakana!
-*-*-
Hangi Başbakan?
Bizim Başbakanımız Ünal Üstel de geçenlerde benzer bir söz söylemiş ve “kültürümüzü korumanın önemine” vurgu yapmıştı!
-*-*-
Kültürümüz korundu mu?
Ruhumuz korunuyor mu?
Kıbrıs’ın “ruhu”nu korumak için “Kıbrıslı bir mücadele mi lazım?
-*-*-
Şimdi geri dönelim; başlıktaki ifadeye bir daha bakalım...
Bu ifade, yani “Bu ülkenin ruhunu korumak için bir mücadele içindeyiz” sözü, İngiliz Başbakan Sir Keir Starmer’e ait...
-*-*-
Londra’nın iki ayrı bölgesinde geçtiğimiz Cumartesi günü iki farklı gösteri vardı...
Birini, “Filistin destekçileri” düzenledi, ötekini ise “aşırı sağcı”lar organize etti..
-*-*-
Polis, iki grup karşılaşmasın diye 4 bin kişilik kadro ile tedbir almaya çalıştı...
-*-*-
Bu arada İngiliz Hükümeti, çoğunluğu Amerikalı 11 aşırı sağcı göçmen ve İslam düşmanı karakteri İngiltere’ye sokmadı...
“Kışkırtıcısınız” dedi!
-*-*-
Birleşik Krallık, İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda bayrakları ile yürüyen “sağcı – milliyetçi İngilizler”; “ülkemizi geri istiyoruz” derken, göçmenleri destekleyen çeşitli insan hakları örgütü temsilcisi ise “bu ülkenin göçmenleri de var; çok geriye gidersek, herkes göçmendir” dedi... Kraliçe Elizabeth’in de eşinin de kökeninin göçmen olduğunu hatırlatan “sosyal medya” paylaşımları yapıldı...
-*-*-
Benzer “göçmen karşıtı” hava Kıbrıs’ın iki yakasında da var!
-*-*-
Ve çok ilginçtir İngiltere’de ve Güney Kıbrıs’ta daha çok aşırı milliyetçilerin savunduğunu KKTC’de “ben solcuyum” diyen bir çoğumuz savunuyor!
Bunu düşünmek lazım!
-*-*-
Ve yine ilginçtir; örneğin “Türkiyeli göçmen” ayrımcılığı yapanlarımıza karşı Erhan Arıklı’nın savunduğu “kimimiz 1571’den, kimimiz 1974’ten sonra geldik” sözünü, İngiltere’de “insan hakları örgütlerinin solcu temsilcileri” haykırıyor!
-*-*-
Haaa kültürümüz korumak mı?
Doğrudur; Kıbrıslı kültürümüzü koruyamadık; Kıbrıslı kültürü yaşamak için sürekli Güney Kıbrıs’a gidiyoruz ve bu da beni eskisi gibi rahatsız etmiyor...
-*-*-
Ne demiş Neşe Yaşın?
“Benim yurdum ikiye bölünmüş ortasından / Hangi yarısını sevmeliymiş insan?”
Bölünmeyi kabul etmiyorum!
Agros’ta gül suyuyla yüzümü yıkayıp zivaniya etkisinden kurtulduktan sonra, şahane domuz lunzasını tadıyorum!
-*-*-
Bir garip Dünya!
Solcusu sağcısı bir alem!
-*-*-
Oysa işin günümüzdeki en büyük gerçeğini yemek yediğimiz Agros’taki bir restoranın sahibi söyledi...
“Haftaya seçimler var, hangi partiye oy vereceksiniz?” diye sordum, “cebimin partisine” dedi!
Kıbrıs, harika ve eşsiz köylerle dolu... Ve bu köylerin neredeyse tamamının en önemli özelliği, “Kıbrıslı” kültürü en sadık şekliyle korumak ama bunun yanında inat ve ısrarla kendilerini “Kıbrıslı”dan çok “Yunanlı” kabul etmek... Dün yazdık, Agros’taydık... Lefkoşa’ya dönerken, Palaichori’den geçtik... İlk kez gittim... Enfes bir “Kıbrıs” köyü! Ama köyde tek bir “Kıbrıs Bayrağı” yok! Kulüp binasında bile Yunan Bayrağı asılı... Elbette her ulusun bayrağına saygım sonsuz da, Beşparmaklardan KKTC Bayrağı’nı tamamen kaldırma fikrini savunanların tamamına yakınının “Yunan Bayrağı” fetişizmi dikkat çekici! Neyse, 'Palechori' adı, 'palio' ve 'horio' kelimelerinden türetilmiş... 'Eski köy' anlamına geliyor ve son derece “gezilmelik” bir yer! Köy meydanı müthiş kalabalık... Çoğunluk yerli... Enfes restoranlar, kafeler var... Dediğim gibi en az bir Kıbrıs Bayrağı görseydim daha mutlu olurdum ama yine de tarihi 13. yüzyıla kadar uzandığı söylenen köy gezilmeli... Haaa köyde EOKA Müzesi var ve ünlü EOKA’cı – eski içişleri bakanlarından Polykarpos Yorgadjis de bu köylü...