Hristodulidis’in önerileri var da Tatar’ın yok mu?

Serhat İncirli

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar geçenlerde Saray’da bir toplantı organize etmiş…
Ve demiş ki; “ben de Nikos Hristodulidis’e karşı Rum toplumuna yönelik 14 maddelik iyi niyet önlemleri paketi hazırlıyorum…”

-*-*-

Alttan girdim, üstten çıktım, Tatar’ın öneriler paketini buldum:
İşte Tatar’ın Rum toplumuna yönelik Ankara’dan da onayı alınmış önerileri: (İçleri boş değil üstelik…)

1 – Maraşlı Rumlara, Maraş’tan birer çakıl taşı ya da cam kırığı hediye edilecek.

-*-*-

2 – Dileyen her Rum, Apostolos Andreas’ın Doğu istikametindeki kutsal çeşmenin suyuyla anadan doğma yıkanabilecek. 

-*-*-

3 – Sınır kapısından geçen her Rum’a; Apostolos Andreas, Ay Mamas, St. Barnabas kiliseleri civarında doldurulmuş, yani içinde kutsal hava bulunan balon hediye edilecek.

-*-*-

4 – Dileyen her Rum, KKTC vatandaşı yapılacak ve KKTC vatandaşı olan her Rum’a, 3 milyon mücahit puanı ile üç evlek şehit ailesi arsası verilecek!

-*-*-

5 – KKTC Vatandaşı olan her Rum’a verilecek KKTC Pasaportu dilediği renkte olabilecek. 

-*-*-

6 – KKTC’den yasadışı pulya, tavşan, keklik, cikla, dicci satın alan her Rum’a, devlet katkısı olarak yüzde 10 iade sağlanacak. “Örneğin ‘İki tavşan aldım, 300 Euro ödedim’ diyen her Rum, bir makbuzla Polis Genel Müdürlüğü’ne başvuracak; burada toplanan başvurular daha sonra KEİ ofisine gönderilecek, bu ofis de Anavatan’dan getirilip KKTC’de dağıtılan paradan bir miktar kesip, örneğimizde olduğu gibi 30 Euro’yu ilgili Rum kardeşe ödeyecek…”

-*-*-

7 - KKTC Casinocular Birliği, kumara gelen her Rum için, vergi indirimi alacak. Bu indirimin oranı daha sonra belirlenecek. 

-*-*-

8 - KKTC Tüketiciler Birliği, her yıl dağıttığı 500 civarındaki ödüle, ‘En iyi Rum müşteri’ ödülünü de koyacak. Birlik veya dernek başkanı ödül alacak 10 Rum’u bizzat kendisi seçecek. 

-*-*-

9 – KKTC’ye geçen her 10 bininci Rum’a, Çetinkaya maçı izlemeleri için Atatürk Stadı’na bedava giriş bileti verilecek.

-*-*-

10 – Yaz aylarında, Rum kardeşlerimiz için, hala ayakta kalmayı başarmış kiliselerin gölgesinden yararlanmaları maksadıyla, “kilise gölgesi turları” organize edilecek. Bu turların masrafını KEİ Ofisi karşılayacak, ilgili acentelere gölge turizminden faydalanan her kelle başına yüzde 31 teşvik verilecek.

-*-*-

11 – Geçiş kayıtlarındaki isimler üzerinden, senede bir kez yapılacak çekilişle, kazanan bir Rum’a, İhtiyat Sandığı’ndan ayda 8 bin 31 Euro’luk danışmanlık ücreti ayarlanacak… Bu danışman, oturduğu yerden kalkmadan parasını alacak. İhalelerden de yüzde 1 rüşvet iadesi sağlanacak.

-*-*-

12 – Rum hastalara, KKTC’deki Girne ve Güzelyurt Devlet hastanelerinden bedava yararlanmaları hakkı sunulacak. (Hastaneler bittiği zaman; ya da biterse…)

-*-*-

13 – Aynı şekilde, Lefkoşa’da, belki 2050’li yıllarda temeli atılacak olan 50 bin yataklı (5 bin değil ha, 50 bin yatak, ancak sığar) yeni hastaneden de Kıbrıslı Rumların bedava faydalanmaları için protokol imzalanacak.

-*-*-

14 – Dileyen her Rum genci, liseyi bitirdiği gün, KKTC’de dilediği üniversitede doktora yapma hakkına sahip olacak. Master yapmış sayılacak. Master yapmış bir Rum, KKTC üniversitelerinde “doktora yapmış” kabul edilecek… Doktora üstü eğitimi olan her Rum, başvurması halinde KKTC üniversitelerine cüzi miktarda bir ücret ödeyerek, “Prof” unvanı alabilecek. Herhangi bir Rum veya üçüncü ülke profesörü KKTC’deki üniversitelere baş vurursa, onlara da başları ağrımasın diye bedava ikişer ağrı kesici dağıtılacak! Yok pardon, onlara “Ordinaryüs” denilebilecek!


14 maddeye de “içi boş” 
diye yaklaşmak doğru değil!

Nikos Hristodulidis’in 14 önerisine “içi boş” demeyi doğru bulmuyorum…
Haaa “lütuf” olarak da görmüyorum!

-*-*-

Bir iyi niyet yaklaşımıdır ve sadece kahvenin bile Yeşil Hat Tüzüğü’ne dahil ediliyor olmasını çok önemli kabul ettiğimi belirtmek istiyorum!

-*-*-

Efendim pasaport!
Doğrudur, dün de yazdık, pasaport kesinlikle hakkımızdır da; bu hakkı bunca zamandır kimse takmıyordu!
En azından şu anda “takmaya başladık” denmesi bile, ileri bir adımdır!

-*-*-

“Hristodulidis şöyle, Hristodulidis böyle” diye yığınla “Kıbrıslı eleştirisi” de işitiyoruz…
Kıbrıslı eleştirisi nedir?
Dedikodudur!

-*-*-

Hristodulidis, evet faşist ELAM’dan da oy alarak seçilmiştir…
Ama sonuçta, “seçimle geldiği makamda, ciddi anlamda özgür, bağımsız bir siyasetçidir” ki bizimkinden en büyük farkı da budur!
Onun bunun emrinde zavallı ve aciz bir kul ya da en basitiyle kukla değildir!
Kendi toplumunun değil, anavatanının çıkarlarını savunan bir “garip” hiç değildir!

-*-*-

İyi, kötü, çirkin güzel, doğru, yanlış olduğu konusunda uğraşmak yerine, çok ciddi ve çok pozitif bir şekilde ve çözüm maksatlı masaya oturmayı denesek, daha mantıklı olur diye düşünmekteyim!


KKTC’de hiç bitmeyen krizler!

1 – Narenciye krizi: 1974’ten beri devam eden bir kriz.

-*-*-

2 – İlaç krizi: Özellikle son yıllarda başlayan, hem ilaç bulunamaması hem de bulunanların çok pahalı olması krizi.

-*-*

3 – Emlak satışı krizi: Amman guzzum da bu çok önemli! Eğer emlak satışları durduysa, yedik çanağı! “Rum amma gorkuttu herkesi ha” durumuna geldik demektir!

-*-*-

4 – Asayiş krizi: 1974 sonrası özgürlüğe kavuşmamızın hemen akabinde gelişen bir kriz çeşidi. Huzurumuz kalmadı bu fani dünyada durumları! 


Atamalar, atayamamalar, 8 bin Euro maaşlar falan!

Manchester’e bir gazeteci dostumuzu Turizm Ataşesi olarak atamak istemişler…
Turizm Bakanlığı kararı da hazırlamış ama arkadaşımız dün telefonla aradı, “kabul etmedim” dedi…

-*-*-

İhtiyat Sandığı’na danışman olarak atandığı veya atanacağı söylenen kişi için yorum yapmak çok yanlış!
Mesela gazeteci arkadaşımız Pınar Barut, ilgili şahsın kendisine, “hiçbir bedel talep etmeden danışmanlık yapmayı önerdim” dediğini yazdı!

-*-*-

Peki, bu kişi veya kişilere para ödenmesi, üstelik cumhurbaşkanının maaşının iki katı bir paradan söz edilmesi nasıl bir şeydir?

-*-*-

Haliyle aklıma ünlü kabadayı Al Capone geldi…
Al Capone, çaldığı veya komisyon, rüşvet, koruma parası olarak elde ettiği parayı yasal hale dönüştürmek için iki çamaşırhane açmış…

-*-*-

Çok çamaşır yıkayıp, çok para kazanıyor göstermek için!
Bu yüzden para aklamaya o yıllardan beri “money laundering” deniyor… 

-*-*-

Yani bu atamalara ya da atananlara – atanacağı söylenenlere – atamayı kabul etmeyenlere bu maaşlar ödenmeyecekti ama birilerine mi gidecekti?
İhtiyaçları yok ki böyle küçük paralara!

Hoş geldiniz; hayırlı olsun… Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Şahsi Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar Kıbrıs’ta… Bugün iki liderle ve ayrıca çeşitli sivil toplum grupları ile bir araya gelecek. Cuéllar, BM kontrolündeki ara bölgede bulunan karargahta, Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Colin Stewart tarafından karşılandı.