BM Genel Sekreteri (BMGS) Özel Temsilcisi Holguin, Cumhurbaşkanı (CB) Erhürman ve Kıbrıslı Rum lider Hristodulidis’in hafta içinde yaptığı ‘2+1 Toplantısı’ sonucundan Kıbrıs sorunu çözüm sürecinde Kıbrıslı liderlerin halen el-ense çekmekte oldukları anlaşılmaktadır. Erhürman müzakere metodolojisi olarak 4 maddelik öneri sunmuştu, Hristodulidis kabul ve teyit bildirmeyip yan yan gider… Hristodulidis beş maddelik öneriler sunmuş; CB Erhürman, doğrudan, yeni bir şey yok der…
Kim haklı kim haksız, hangisi doğru yapıyor, sorun kimde gibilerinden sorular sorulabilir. Ancak, esas dikkate alınması gereken Holguin’in açıklaması ve BMGS’den gelen ‘tepki’ nitelikli mesajdır. İkisinin de odağında, Kıbrıslı liderlerin Güven Yaratıcı Önlemlerde (GYÖ) bile ilerleme kaydedemediği var; dolayısıyla da BM, bütünlüklü çözümü müzakere etmek üzere garantörlerin de katılacağı 5+1 toplantıyı organize edecek değil…
Burada bir püf noktası var; bu mesaj kime?! CB Erhürman bütünlüklü çözümün müzakere sürecine oturmak için 4 maddelik metodoloji önerisi yaptı; bunlar aslında geçmiş müzakere süreçlerindeki deneyimlerden kazanılmış ve dahi BMGS kaynaklarından derlenmiş öneriler. Bu öneriler uygulanırsa kesin sonuç alıcı bir süreç kurgulanmış olacak. Bunu da 2+1 toplantısında diğer taraflarla görüşmektedir. GYÖ’lerde ise odakta yeni geçiş kapılarının açılması var… Bu geçiş kapıları için kullanılan tabir “Çift taraflı geçiş kapıları”dır… CB Erhürman’ın önerdiği kapılar bu tabir ve işlevselliğe uygun… Hristodulidis’in önerdikleri ise sadece Kıbrıslı Rumların kullanacağı, yani tek taraflı geçiş kapılarıdır. Dolayısıyla, yeni geçiş kapılarının açılması mümkün olamıyor. BM tarafı da “Bunu bile çözemiyorsanız, bırakın diğer GYÖ’leri, Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümünü hiç yapamazsınız” demeye getirerek, ‘5+1 Toplantıyı organize etmeyeceğini söylüyor.
İğneyi kime batırıyor?! Hristodulidis’e… GYÖ diye önerdikleri “Yapayım da olmasın” tarz önerilerdir; örneğin geçiş kapıları konusunda çift taraflılık kıstaslarına uygun ve uyumlu değil… CB Erhürman’ın U-14 yaş grubu Kıbrıslı çocukların karşılıklı spor müsabakası yapmasını da Hristodulidis reddetti, gösterdiği nedeni de tatminkâr bulunmadı. Amma velakin, seçildiğinden beri Kıbrıs sorununu BM Ölçütlerinde çözmek için 5+1 müzakere masasının kurulmasını sürekli talep eden de Hristodulidis’tir. CB Tatar döneminde bu konuda rahattı; CB Erhürman gelince rahatı kaçtı, kaçacak delik de arıyor… Halen 2+1 Toplantılardan daha çok bütünlüklü çözüm için 5+1 Toplantı talebini yineleyip duruyor. Ve işte BM tarafı 2+1 Toplantılarda sonuç alınamayınca, kapıların açılmasında bile anlaşmaya varılamayınca ve bunu hem engelleyen hem de önemsemeyen Hristodulidis olunca, iğneyi ona batırdılar ve demeye getirdiler ki “BM’nin Kıbrıs sorununu çözmek için alacağı üçüncü inisiyatifi de sana telef ettirmeyeceğiz; önce ufak ufak sonuçlar al da ondan sonra büyüklerine yeltenebilesin”…
Özünde, yeni süreçte BM’nin sıkıntısı Kıbrıs Rum tarafı ve onu temsil eden lideri Hristodulidis ile ilgilidir. Yunanistan Dış İşleri Bakanı’nın BMGS ile yaptığı görüşmeden de durumun bu olduğunun ipuçları görülebiliyor. Ve belli ki BMGS Yunanlı Bakandan sıkıntıyı çözecek katkı istemiştir. Yani, CB Erhürman’ın seçilmesi ile birlikte Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için cesaret alan BMGS, Holguin’i daha etkili olarak sürece katmış, kaçak güreşen Hristodulidis için de çemberi daraltmaya başlamıştır… Bu çember, Kıbrıs sorununa “Bir çözüm bulunacak” diyen BMGS tarafından ilkbahara kadar daraltılmaya devam edecek gibi görünüyor.
Gelelim daralan ikinci çembere; Başbakan Üstel’in korkulu rüyası haline gelmiş olan ikinci çembere… Kuzey Kıbrıs’ın tüm dönemlerinin en başarısız hükümeti; siyasi her türlü yozlaşmanın, ahlaksızlığın, çarpıklığın ve dahi çürümüşlüğün kamuoyunda en çok konuşulduğu hükümeti… CTP Başkanı Sıla Usar İncirli’nin “Şaibeli olmayanınız kaldı mı?!” sorusuna muhatap hükümet… Bakanlarından siyasi atama olan üst kademe yöneticilerine kadar yayılan pis kokular sonunda Meclis Başkanına da sirayet etmiş bulunuyor… Ve halkın artık gına getirdiği, hakkında hiç de hoş konuşmadığı hükümet ve Meclis Başkanı ve iktidar partilerinin meclisteki üyeleri pis kokuların yatağında boğuşmayı devam ettirmeye çalışıyor… Siyasi muhalefetin yanısıra, sendikalar, sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri ayakta… Ve Başbakan Üstel ve erkanı erken genel seçime de razı olmadıkça ateşlenen halk tepkisi, siyah bayraklarla bezenen KKTC… Çember güne-be-gün ve özellikle Meclis Başkanı’nın adının karıştığı olaylarla birlikte daha da daralmakta, Başbakan Üstel’in direnci zayıflamakta…
Düşünün, Başbakan Üstel’e yakınlığı konuşulan Fatma Ünal (JuJu) kendisine entrikalar kurulduğunu iddia ediyor çünkü siyaseten güçlü imiş. Yani, UBP Girne Kadın Kolları Başkanı UBP Kadın Kolları Başkanından, Girne İlçe Başkanından, Genel Sekreterinden daha fazla siyasi güce mi sahiptir?! Siyasi örgütlenme içinde bu hiç mi hiç olası değildir… Dolayısıyla konu kişinin sözünü ettiği gücü, bulunduğu makamdan dolayı değil, örgütsel ve yönetimsel güce sahip olana yakınlığından dolayı olduğu anlaşılmaktadır.
Daralan çember Üstel’i bunaltıyor olmalı ki bazı idari kararlar almaktadır. Ancak, bu kararlar çemberin daha da daralmasına yol açmaktadır. Görevden alınan kişilerin kamuoyuna açıkladığı değil, kendi çevrelerine söyledikleri yenilir-yutulur gibi değil… CTP Başkanı İncirli de gelecek hafta içinde erken genel seçim önergesi verme hazırlığı yaptıklarını açıkladı ya, dananın kuyruğu kopar mı kopmaz mı bilinmez ama çemberin çapının daha da küçüleceği kesin… Başbakan Üstel’in görevine devam edebilmesi için pek bir şansı kaldığı söylenemez; şu anda arafta… Çember daha daralmadan pes eder mi, pes etmeyince de siyasi hayatı ne kadar karararak söner göreceğiz…
Evet, adada iki çember var iki kişiyi sıkıştıran… İkisi de Kuzey Kıbrıs insanına daha güzel günler vadediyor...