Hristodulidis Açık Ofside’a Düştü

Ünal Fındık

BM Genel Sekreteri Guterres, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın 28 Ağustos tarihinde gönderdiği mektuba 16 Ekim tarihinde yanıt verdi.

Guterres mektubunda, Kıbrıslı Türklerin kültürel, sportif, siyasi ve diplomatik faaliyetlerini etkileyen gelişmelere ilişkin endişeleri dikkatle not ettiğini belirterek, yaşananların karşılıklı güvenin güçlendirilmesine yönelik girişimlere ters düştüğünü ifade etti.

Guterres ayrıca, etkinliklerin iptali de dahil olmak üzere, güven tesisini engelleyen eylemlerin, ortak çabalara ters düştüğünün ilgili tüm aktörler nezdinde yeniden vurgulanmasını talep ettiğini kaydetti.

Bir yandan “müzakerelere yarından başlamaya hazırım” diyen Hristodulidis, öte yandan da Kıbrıslı Türklerin dünya ile her türlü ilişkisini kesmeye, Kıbrıslı Türkleri dünyadan soyutlamaya ve deyim yerindeyse yalnızlaştırmaya çalışıyor.

Hristodulidis karma evliliklerden doğan Kıbrıslı çocukların Anayasal hakkı olan vatandaşlık hakkını da vermemek için olmadık engeller çıkarıyor.

Rum tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olarak 2007 yılında yürürlüğe koyduğu bir kararla karma evlilikten doğan Kıbrıslı çocukların vatandaşlık hakkını engelliyor.

Bu engellemeler elbette iki toplum arasında güven artırmaya değil, güven erozyonuna neden olur.

Hristodulidis de bu yapılanların güven yaratmadığını, aksine güvensizlik yarattığını biliyor. Buna rağmen bu konuları ısrarla sürdürüyor.

Bunun nedeni Hristodulidis’in aslında muhatabı Kıbrıs Türk lider Erhürman ile müzakere ederek çözüme ulaşmak değildir.

Bunun yerine Kıbrıs sorununun çözümünü Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde çözümleyebileceğine inanıyor.

Türkiye, AB üyesi olmak, ya da AB ile ilişkilerini geliştirmek istiyorsa, önce Kıbrıs konusunda Hristodulidis’in taleplerine olumlu yanıt verecek.

Böylece Kıbrıs sorunu, Kıbrıslı Türkler olmadan ve onların istekleri karşılanmadan, Hristodulidis’in istediği biçimde çözümlenecek.

Bu hayaldir.

Hristodulidis bu hayalin peşinden yürümeyi, buradaki muhatabı Erhürman’la masaya oturarak çözüm bulmaya tercih ediyor.

Çünkü aslında federal çözüme inanmıyor. Federal çözümün acı bir taviz olacağına inanıyor.

Bu konuda güneydeki en büyük destekçisi, ırkçı, faşist Elam ile benzer düşüncelere sahiptir.

Bu nedenle Guterres’in, Erhürman’a yazdığı mektupta “güven tesisini engelleyen eylemlerin, ortak çabalara ters düştüğünün ilgili tüm aktörler nezdinde yeniden vurgulanmasını talep ettiğini” belirtmesi çok önemlidir.

Guterres bu konuda Erhürman ile aynı fikirdedir. Bunu da çekinmeden ifade ediyor. Hem de tüm aktörler diyerek doğrudan Hristodulidis’i işaret ediyor.

BM Genel Sekreteri Guterres’in görev süresi dolmak üzere olabilir, ama bu uyarı en yüksek düzeyde yapılmış ve BM kayıtlarına geçirilmiştir.

Bu uyarıya rağmen Hristodulidis aynı engellemelere devam edecek mi?

Bilemem.

Benim anladığım Hristodulidis’in gündemi, Tufan hocanın gündemiyle aynı değil.

Tufan hoca seçildiği günden bu yana bir an önce çözüm istediğini ve bütün eforunu bu çözümü sağlamaya harcadığını, bunu da aksatmadan sürdüreceğini söylüyor.

Hristodulidis ise çözümden kaçmak için her yola başvuruyor. Ersin Tatar döneminde rahattı. Çünkü Ersin Tatar da çözümsüzlükten yana tavır koyarak, BM zemini dışında çözüm modelleri üzerinde duruyordu.

Bu da her gün “Crans-Montana’da kaldığı yerden devam etmeye hazırım” diyen Hristodulidis’in elini güçlendiriyordu.

Şimdi işler tersine döndü. Hrüstodulidis futbol deyimiyle “açık Ofside”  pozisyonuna düştü.