Sayın Maria Angela Holguin Cuellar,
Bölünmüş ülkemiz Kıbrıs’a yeniden hoş geldiniz. Umarım bu gelişiniz ülkemize çözüm ve barış yolunda yeni başlangıçlar yaratır.
Biz Kıbrıslı Türkler olarak bugüne kadar çözüm ve barış istemimizi her zaman somut olarak gösterdik.
24 Nisan 2004 BM çözüm planı referandumlarında, ardından yeniden başlayan görüşme süreçlerinde ve en son da 2017’de Crans-Montana’da çözüm için gerekli esnekliği gösterdik.
1964 yılından bu yana 1960 anlaşmalarıyla kurduğumuz ortak devleti tek başlarına yöneten Kıbrıslı Rum ortaklarımız ise bütün bu süreçlerde hep çözüme de, barışa da ‘Hayır’ dedi.
Buna rağmen biz hala çözüm ve barış tarafında dimdik duruyoruz.
Bunu Ekim 2025 cumhurbaşkanlığı seçiminde çözüm yanlısı Tufan Erhürman’ı %63 oy oranıyla, ezici bir çoğunlukla cumhurbaşkanı seçtiğimiz gün, bir kez daha bütün dünyaya gösterdik.
60 yılı aşkın süredir ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti yönetiminden dışlanan Kıbrıslı Türkler, erken bir çözümle Kıbrıslı Rumlarla siyasi eşitlik temelinde, ortak bir federal devlet kurmaya hazırdır.
Elbette Kıbrıs Rum tarafında olduğu gibi, Kıbrıs Türk tarafında da bu çözümü beğenmeyenler, buna karşı çıkanlar vardır.
Rumların önemli bir kısmı Kıbrıs’ın yönetimini, Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemiyor.
Tersine Kıbrıslı Türklerin önemli bir kısmı Kıbrıs’ın yönetimini, siyasi eşitlik temelinde olursa, paylaşmaya sıcak bakıyor.
Bu nedenle Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerden daha fazla çözüme motive edilmeye ihtiyacı vardır.
Peki bu motivasyon nasıl yapılabilir?
Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’ın müzakerelerin yeniden başlaması için ortaya koyduğu 4 maddelik metodolojinin müzakerelerin başlamasından önce kabul edilmesi ve bu konuda Kıbrıslı Türklere garanti verilmesi Kıbrıslı Rumların çözüme daha sıcak bakmasını sağlayacaktır.
Bunun temel nedeni 2017’de Crans-Montana’da olduğu gibi Kıbrıslı Rumların müzakere masasını devirmesi, ya da 2004’de yapılan ayrı ayrı referandumlarda %76 ‘Hayır’ oyu kullanmaları sonrasında günlük yaşamları en küçük bir değişikliğe uğramamıştır.
Mevcut durum, ya da statüko Rum tarafı için kötünün iyisi olarak değerlendirilmektedir.
Halbuki bizim için statüko, toplum olarak yok oluşumuzu hazırlayan ve her geçen günle birlikte yok oluşa sürüklenmekte olduğumuz yapının adıdır.
Bu durumda yalnızca bir tarafın kaybettiği, öteki tarafın ise hiçbir kaybının olmayacağı statükonun sürmesi halinde erken bir çözüme ulaşabilmemiz sadece zor değil, çok zor, hatta imkansızdır.
Rum tarafından gelen haberlerde Rumların, Erhürman’ın 4 maddelik metodolojisinde asla kabul etmek istemedikleri 4 üncü madde olarak masaya getirilen “zaman sınırlı müzakerelerde masayı deviren tarafın Rum tarafı olması halinde, Kıbrıslı Türkler mevcut statükoya dönmeyecekleri, en azından bugüne kadar uygulanan ambargo ve izolasyonların kaldırılacağı ve dünya ile doğrudan temas ve doğrudan ticaret yapılabileceği garantisinin önceden Kıbrıslı Türklere verilmesi” dir.
Aslında bu madde 2004 referandumunun ertesinde dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın hazırladığı raporda aynen vardır.
Kofi Annan kendi adıyla anılan BM çözüm planının Kıbrıslı Türkler tarafından çoğunlukla ‘Evet’, Kıbrıslı Rumlar tarafından ise çoğunlukla ‘Hayır’ denmesinin ardından BM Güvenlik Konseyi’ne hazırladığı raporda “BM çözüm planına Evet diyerek çözüme hazır olduğunu kanıtlayan Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargo ve izolasyonların artık gereksiz olduğunu” belirtmişti.
Biz hem 2004, hem ardından yapılan bütün müzakere süreçlerinde, hem de son noktaya kadar yaklaştığımız 2017 Crans-Montana’da hep çözümden yana olduğumuzu net biçimde ortaya koyduk.
2020 cumhurbaşkanlığı seçimini, Ankara’nın desteği ile kazanan Ersin Tatar’ın ortaya koyduğu ayrı devlet siyasetini bu halk hiç desteklemedi. Bunu da 2025 cumhurbaşkanlığı seçiminde ayrı devlet siyaseti güden Tatar yerine çözüm yanlısı Erhürman’ı seçerek gösterdi.
Kıbrıs Türk halkı erken çözüm istiyor. Bunu her fırsatta gösteriyor. Erken bir çözüme ulaşabilmek için gerekli esnekliği gösteriyor.
Ama karşı taraftan aynı esnekliği görmemesi ve sadece “müzakere masasına oturalım, görüşelim ama sonuca yaklaştığımızda biz masadan kalıp gidelim, nasılsa biz devletiz, onlar da toplum” anlayışına artık tahammülümüz kalmadı.
Kıbrıs sorununu çözmek ve ülkemize ve bölgemize barış getirmek istiyorsanız, biz hem sizin, hem de genel sekreter Guterres’in iyi niyetine inanıyoruz, Erhürman’ın ortaya koyduğu 4 maddelik metodoloji konusunda ısrarcı olmanız müzakerelerin sonuç alıcı olmasının anahtarıdır diye düşünüyorum.
Sağlıcakla kalın…