“HODRİ MEYDAN”mış... HODRİ MEYDAN…

Kutlay Erk

CTP – UBP hükümetinin programının mecliste görüşüldüğü oturumda, UBP milletvekili Dursun Oğuz kürsüden görüşlerini açıklarken, “CTP’nin eski Genel Sekreteri, UBP’nin yolsuzluklarını araştırma ertelenmiş oluyor demiş, isterlerse yapılabilir, hodri meydan” dedi…
Evet öyle dedim, kendileri de buna “Hodri meydan” diyor… Düşünce ve ifade özgürlüğüne elbette saygı duyuyoruz, hele ki meclis kürsüsünden… Ama bu işte şimdi tam da, “eğri oturup doğru konuşma” konusudur veya eskiden çok söylerdik, “gandır genni da taksim istesin”... Hiç parmağımızın arkasına saklanmadan, CTP’nin UBP ile ortaklık hükümeti kurmasının isteyeceğimiz en son gelişme olduğunu ama CTP’nin Serdar Dentaş’ın DPUG’sine mahkûm kalmasını da arzu etmediğimizi ve UBP ile kurulacak ortaklık hükümetini ‘ehven-i şer’ olarak sindirmeye çalışacağımızı söyledik.
Biz bu ortaklık hükümeti ile UBP’nin CTP sabunu ile temizlenmesinden endişe edenlerdeniz. CTP’nin onlarca yıl siyaseten eleştirdiği, ideolojik ve doğru ve haklı olarak yerden yere vurduğu, siyasi kokuşmuşluğunu halka anlattığı, “Kıbrıs’ta Barış Engellenemez” sloganının ve “Kimdir be bunlar?” sorusunun muhatabı olan ve tüm CTP kadrolarını ve üyelerini ve ailelerini her türlü maddi, manevi eziyetlerden geçiren bir UBP ile ortaklık, kolay yutulacak lokma değildir. “Memleket hayrına olur belki” umuduyla sindirmeye çalıştığımız bu ortaklığı, bir UBP’li milletvekili bizi tahrik ederek bize bu lokmayı zorla yutturacağını veya biz sindirmeye çalışırken “hade bakalım” dercesine hodri meydan çekerek eğleneceğini sanıyorsa, muradına eremeyecek. Biz bu ortaklık hükümetinin, söz verildiği gibi, iddialı programını harfiyen uygulaması için ve en azından “başardılar” demek için ve bizden istenilen katkıları vermek için arzuluyuz. Bizim için UBP ile kurulan ortaklık hükümetinin tek tesellisi, bu hükümetin takvimlediği icraatları koşulsuz ve aksamaksızın yerine getirme başarısı olacaktır. Bunun olmaması halinde, biliyoruz ki, UBP ile ortaklık CTP’nin tarihine kötü bir olumsuzluk notu olarak geçecek, siyasi vebali yüksek bir not olacaktır.
Bu ortaklık hükümeti bize eski bir tiyatro oyunundan bir sahneyi anımsattı… Bir öğrencinin, okuldan neden atıldığını anlatan sahnesi… Okullarda Amerikan yardımı olarak yiyecek dağıtıldığı dönemde geçiyor… Sınıfta Amerikan yiyeceklerini yerken, öğretmen Türkiye’nin bağımsız bir devlet olduğunu anlatıyormuş ve öğrencilerden yüksek sesle “Bağımsız Türkiye” diye bağırmalarını istemiş. Bu öğrenci de “Boğazımda Amerikan peyniri, nasıl Bağımsız Türkiye diyebilirdim, Bakımsız Türkiye, Bakımsız Türkiye” demiş ve okuldan atılmış. Şimdi bizim de, bir CTP’li olarak, boğazımızda düğümlenen bir ‘UBP ile ortaklık’ lokmamız var, böyle “hodri meydan”lar da çekilirse, “CTP sabunu ile UBP’nin temizlenmesine geçit vermeyeceğiz” diye haykırmaktan başka bir şey söylemek geçmiyor içimizden. Kimse kusura bakmasın…   
Ama “Hodri Meydan”sa, hodri meydan… Daha önce bakanlık yaptığı dönemlerde adı Kalkınma Bankası’ndan kendi şirketine usulsüz kaynak kullandırdığı iddiaları olan, bu arada da kaçak elektrik enerjisi tükettiği de iddia edilen bir bakan için soruşturma açılsın; hatta bunun için önergeyi de kendinden çok emin olup da bize “hodri meydan” diyen milletvekili Oğuz versin… Dış İşleri Bakanı iken, bakanlık bütçesinin ‘Hane Halkına Yardım’ ve ‘Klüp, Dernek ve Kuruluşlara Yardım’ kalemlerini UBP Kurultayı için pervasızca harcayan, çiçekçiden usulsüz alım yapan, kendi yaptırdığı evinin inşaatında hükümet olanaklarını kullandığı söylenen birisi için Başbakanlık Denetleme Kurulu araştırma başlatsın da UBP’liler tam destek versin… Çiçekçi hala daha mağdur; sigaslar nerde, bahçe işleme araç – gereçleri nerde, parası ne oldu? Daha saysak mı?!.. Kamu vicdanı biliyor ve yaralı zaten…
Unutmadık Lahey’de çözüm umutlarımızı söndürenleri… Unutmadık referandum hakkımızı elimizden alanları… Unutmadık “böyle çözüm olursa dağa çıkarım” diyenleri… Unutmadık devlet – parti bütünleşmesi yapanları, Serdarlı’da öldürülen Üzümcü’yü… Unutmadık işsizliğe, açlığa terkedilişimizi... Unutmadık bize önceleri “Moskova’ya”, sonraları “Güney’e” gitmemizi söyleyenleri… Ötekileştirilenlerdeniz, unutmadık… “Hain” denilenlerdeniz, “memleketi Rum’a satacaklar” diye karalananlardanız… Unutmadık tutuklananlarımızı, unutmadık hapse atılanlarımızı, üstümüze polisi saldırtanları unutmadık. Unutmadık Kuzey Kıbrıs’ın rejiminin kurucusu ve kollayıcısı olanları ve statüko için “sonsuza kadar” diyenleri… Faşistleri ne unuttuk, ne de unutacağız…
Unutmadık ve unutmayacağız, bu yurdun varlıklarını kendilerine parselleyenleri, eşine dostuna peşkeş çekenleri… Unutturamayacak bize hiç kimse UBP’yi… CTP’nin demokratik, ideolojik siyasi mücadelesi “UBP zihniyeti” denilen politikaların ‘UBP kadroları’nca uygulanmasının önlenmesi ve Kıbrıslı Türkleri ve Kıbrıs adasını bu “zihniyetten kurtarmak” ve Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıs adasına sürdürülebilir sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yaşam ve barış içindir.
Daha örnekler vermeye çalışırsak, Yenidüzen’in değil bu köşesi, gazetenin tamamı yetmeyecek… Derler ki “Hiç bir eşek, seferden at olarak dönmedi”… Bu ortaklık hükümetinde bu UBP nasıl dönecek, göreceğiz.
Hodri Meydan… UBP milletvekili Sayın Dursun Oğuz’a saygılarımla…