Ahmet Tuğcu ile dün sabah Sim Tv’de yaptığımız canlı yayını izlemeyenler, Youtube veya Facebook’tan yeniden izlesin!
-*-*-
El Sen Başkanı Tuğcu binlerce kez dile getirdi; Kıb – Tek soyuluyor…
-*-*-
Doğrudan akaryakıt alımında ciddi şaibeler var!
Milyon dolarlar dönüyor!
-*-*-
Ama bunun da ötesinde, akaryakıtın kaynağı bilinmiyor; kalitesi ile ilgili hiçbir belge verilmiyor!
-*-*-
Kim bilir, kalitesiz akaryakıt, belki makinelere zarar verirken; bir yandan da insanların ölümüne sebep olabiliyor!
-*-*-
Ve bu konu kimsenin umurunda değil!
-*-*-
Türkiye’deki bazı yöneticiler – yetkililer ve KKTC’yi yönetenler bu “çirkinliğin” adresindeki kişilerdir!
-*-*-
Bu kişilerin hala neden yasaya uygun ihaleye geçmemesi kimseyi şüphelendirmiyor mu?
-*-*-
Akaryakıtın alındığı rafineri açıklanmıyor; kalitesi asla belgelenmiyor!
-*-*-
Özel bir Türkiye şirketine de havadan, karadan, denizden KKTC’nin vergi mükelleflerinin ve elektrik müşterilerinin paraları oluk oluk akıtılıyor ki o da ayrı bir mesele!
-*-*-
Haaa biz bunları yazdığımız zaman mı?
Biz bunları yazdığımız zaman ya hain oluyoruz ya da Rumcu!
-*-*-
Bakın, ben hainim ve Rumcuyum!
Sizinle tartışmaya girecek değilim!
-*-*-
Ama siz hırsız ve hatta belki de katilsiniz!
-*-*-
Anavatan, yavru vatan, bayrak, vatan edebiyatı da sığınağınız!
Hep hamaset, hep hamaset!
Yazıklar olsun!
Erhürman, Sıla Başkan, CTP, federal çözüm ve güven!
CTP Genel Başkanı Dr. Sıla Usar İncirli, net bir şekilde açıkladı:
“… Siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu ve iki kesimli federasyon”…
-*-*-
Ve CTP Genel Başkanı dedi ki; “… Buna rağmen ifadelerimizin Türkiye’deki bazı yayın organlarında özünden koparılarak farklı anlamlara çekildiğini üzülerek takip ettim. Kıbrıs sorununa bizler kadar hakim olmayan kişilerin, açıklamalarımızı kendi amaçlarına hizmet edecek şekle dönüştürmeleri ve hatalı yorumlara vesile olmaları gerçekle bağdaşmamanın yanı sıra kabul edilebilir değildir.”
-*-*-
Israr ve inatla, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve CTP ile ilgili olarak, “… Türkiye tarafından kontrol ediliyorlar, UBP’den ve Ersin Tatar’dan farkları yoktur” diye eleştirilmesi, suçlanması veya damgalanması; çok ciddi bir yanılgıdır…
-*-*-
Erhürman, her platformda, her mülakatta, bu konuda çok net ve anlaşılır ifadeler kullanıyor…
İncirli’nin dün sosyal medyadan yaptığı paylaşım da nettir!
-*-*-
Peki tüm bunların sebebi nedir?
-*-*-
Birinci sebep, gerek CTP, gerekse Erhürman’dan çok daha radikal hatta açık söyleyeyim, “Türkiye’ye karşı geliş” beklentisidir…
-*-*-
Bu beklenti haklı ya da haksız bir beklenti değildir!
Sadece gerek Cumhurbaşkanı gerekse CTP lideri, kesinlikle ve kesinlikle “Türkiye’ye karşı geliş” siyaseti gütmeyeceklerini; defalarca dile getirmişlerdir…
-*-*-
CTP ve Erhürman’ı her türlü algı operasyonu ile yıpratmaya çalışmanın ikinci sebebi ise “yenilgi hazımsızlığının hala geçmemiş olması” halidir!
-*-*-
Özellikle Erhürman’ın aldığı oy oranı ve akabinde anketlerde ortaya çıkan daha yüksek orandaki “federasyon veya federal çözüm istenci”; eşit egemen devlet saçmalığını savunup da tarihi seçim yenilgisi alanların hırs ve kızgınlıklarını artırmaktadır…
-*-*-
Yola devam…
Tufan Erhürman ve Sıla Usar İncirli’ye sadece CTP’lilerin değil, ülkedeki büyük çoğunluğun güveni tamdır!
Çocukluğumuzun bir çınarı daha devrildi
Mahmut Günel…
Her zaman gülen bir yüz…
Şakacı…
Çalışkan…
-*-*-
Dört evladına, torunların düşkün bir baba – bir dede…
-*-*-
Kayınpederi, henüz nişanlılık günlerinde O’nu nişanlısıyla oynaşırken görmüş…
Çok takılırlardı Mahmut Dayıya…
Kayınpederin Türkçe zayıf; “hayırceboyle, hayırceboyle” diye tepki vermiş diye…
-*-*-
Gaziveren’de herkesin bir lakabı vardı…
Mesela benim birden çoktu…
Doktor, Sogi, Garı bunlardan bazıları…
-*-*-
Mahmut Dayıya da sanırım gözlerinin kısık olmasından dolayı “Japon” derlerdi…
-*-*-
Gaziveren’de yıllardır inşaat malzemeleri, bahçe aletleri satan Orange, bir aile şirketi… Şu anda Dünyaca ünlü Stihl markasının da ana bayisi onlar…
-*-*-
Zaman zaman Mahmut Dayı da iş yerine gidip oğullarına yardımcı olurdu…
Bilen bilmeyen mesela “Japon yapıştırıcı var mı?” diye sorsa, kızardı…
-*-*-
Yıllar önce, Japon Dışişleri Bakan Yardımcısı Güney Kıbrıs’a gelmişti…
Yanılmıyorsam Kanal T’deydim o günlerde, sabah programı yapıyorum…
Haberi okudum, sonuna da bir ekleme yaptım ve dedim ki; “… Japon Dışişleri Bakan Yardımcısı Güney Kıbrıs’taki temaslarını tamamladıktan sonra, özel izin alıp, Kuzey’e geçti, Gaziveren’e gidip akrabalarını ziyaret etti…”
-*-*-
Program bittikten sonra telefonum çaldı…
Karşı tarafta Mahmut Dayı…
“Be senin anne baban ne güzel insanlar, sen öylesin be, sen böylesin be…” diye sözde kızıyor ama tabii ki şakasını yapıyor – dalgasını geçiyordu…
-*-*-
1974 yılındaki savaş günlerinde mücahitti Mahmut Dayı…
Ve Lefke’den Gaziveren’e, yaralı bir arkadaşını yürüyerek omuzunda taşımış biriydi…
-*-*-
Dün öğleyin Gaziveren’de çok, hem de çok kalabalık bir cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı…
Sevgiyle hatırlayacağız…
Eşine, evlatlarına ve torunlarına; tüm Gaziveren’e başsağlığı dilerim…
Allah rahmet eylesin…
Dev bir çınarımız daha devrildi…