Heyecan başladı!

Tayfun Çağra

Kasım’ın artık son haftasına girdik… Her zaman söylenir, “diğer günlerden, diğer aylardan bir farkı mı var? Nedir bu telaş, bu sevinç” diye ama bu söylenenlere karşın her sene yaşandığı gibi bu yıl da yeni yılın heyecanları başladı bile…

Bütün sıkıntılara, ekonomik ve siyasi krizlere rağmen… İnsan yenilik arıyor, beklentileri vardır, yeni yılda farklılıklar… Kendisi, ailesi veya daha genel anlamda ülkesi için…

Kasım bitince Aralık ve 13. maaş beklentisi… Ya bazı borçların bir miktarının kapatılması ya da bir şeyler alabilmek, bir yerlere gidebilmek, eğlenebilmek, keyif alabilmek için bazı planlar yapılıyordur… “Şu kadar gelecek, o kadarını buraya ayırsam, şununla bunu alsam, oraya da bu kadar yatırabilsem” gibi plan ve düşünceler yeni umutların arasında kafaları bunaltabilir bazen… Ama bunaltsa da eve girebilecek ek bir para vardır ve bazı planlar yapılabiliyordur…

Ya ek paranın gelmeyeceği evler… Onların yapabilecekleri plan da yok, düşünecekleri bir şey de… İşte onlar için diğer günlerden, diğer aylardan bir farkı olmayacak yeni yılın… Her zamanki gibi işledikleri günün belki de yetersiz ücretini alacaklar, yine aylık borçlarını ödedikten sonra başka hiçbir harcamaya yetmeyecek kadar kalan paralarıyla birkaç gün daha geçirecekler ve yine veresiye yazdırmak durumunda kalacaklar…

Bereket ki hâlâ veresiye yazabilecek birkaç mahalle bakkalı, birkaç esnaf bulabiliyoruz… Onlar da olmasa asgari ücretle geçinen, 13. maaş da almayan vatandaşın geçinebilmesi çok mümkün değil.

***

Bir de tartışması var yeni yılların… Hele ki son yıllarda daha fazla… “İsa’nın doğumunu niye kutluyoruz?” diye… İsa’nın doğumu değil, yeni bir yılın başlangıcıdır kutlanan… İsa’nın doğumu 25 Aralık ve o gün Hristiyanlar tarafından Christmas olarak kutlanıyor… 31 Aralık gecesi yeni bir yılı yeni umutlarla karşılamak için kutlanan bir gece olarak çıkıyor karşımıza… Ha Noel babalar vardır, dikilen yeni yıl ağaçları vardır, alınan hediyeler vardır falan filan ve bunlar Hıristiyan geleneğidirler diye karşı çıkılabilir ama bunların da İsa’nın doğumuyla bir ilgisi yok. Doğru, bunlar kapitalizmin felsefesi gereği tüketim çılgınlığının getirdiği alışkanlıklar… Ancak bunun da bilincinde olarak bütçeyi sarsmadan, hoş sürprizler yaratarak, yeni yıla mutlu girmenin keyfini yaşamakta ne sakınca olabilir ki! Hayat da bu değil midir zaten; Dertlerle, sıkıntılarla, çalışmayla, yorgunlukla geçen zamanda mutlu anlar yaratabilmek, hayatı daha çekilebilir kılmak ve hatta hayatı sürekli mutlu yaşayabilmenin çözümünü aramak… Çok mümkün olmasa da!


Mantar

Dağ mantarları geldi dün bir çanta… Yağmur bol oldu, birazcık da güneş vurdu mu al sana bol bol mantar… Döktüm tepsiye görüntülemek ve yazmak için… Baflıgil ailesi sağ olsun, bizi besliyorlar sürekli… Ersel ve Cemaliye daha önce evlerinin bahçesinde yetiştirdikleri kabaklar, salatalıklar, çiçek lahanaları, sarmalar, diğer yeşilliklerle nice hoşluklar yaşatmışlardı yine… Hele bir gulumraları vardı, cehennem topuzları yani… Kocaman ama taptaze… Neredeyse bir hafta-10 gün kesmiş kesmiş yemiş, gelene gidene, gelmeyene de yedirmiş ama bitirememiştik… O kadar kocaman ve bereketliydi… Bu kez dağ mantarları geldi… ‘Maden’in yerini bilen, kendi eliyle koymuş gibi gidip bulan ve çantalarla dönen, dağıtan, tok gözlü, paylaşımcı bir aile… İsterseniz fırına koyarsınız mantarı, isterseniz yağda kızartır, bol zeytinyağlı yersiniz… İsterseniz kömürde de yapabilirsiniz, ya da mantarlı börek tercihiniz olabilir… Mantar geldikten sonra acaba nasıl yiyelim diye tartışmalar başlar bu kez ama en iyisi bir ondan, bir diğerinden… Nasıl olsa mantar bol. Bir gün birimizin isteği olur, ertesi gün diğerimizin… Yeter ki mantarın dibinde bitebileceği ağaçlarımız kalabilsin…

 


Kadına şiddet

Kadına karşı şiddetin arttığı zamanları oldukça yoğun yaşıyoruz… Kadınlar öldürülüyor… Artık bu durum için yolları aşındırmaya başladık. Yürüyüşler yapıyor, protesto ediyoruz… İnkâr edemeyeceğimiz popülasyon değişiminin getirdikleri yanında ekonomik sıkıntıların ve ataerkil yapının toplumda yeniden üstünlük kurma çabalarının yarattığı bu gelişmelerin önüne geçebilecek şartların en erken bir zamanda yaratılması acil gereklilik oldu.

 


Işıklar…

Geçenlerde kızım İlsu, İngiltere’de Guildford’da yeni yılı karşılayan belediyenin bir sokağa koyduğu ışıkları yakacağı saatte toplanacaklarını yazmış ve o andan bir görüntü göndermişti. “Pee, bu muydu yılbaşı ışıkları” dedim. Gelsinler de birkaç gün sonra Gönyeli’de yanacak ışıkları görsünler… “Heee” diyen sevinç çığlıklarına ne kadar “heeeeeeeeee” eklenirdi acaba!..  


Giden sizin için çok değerli de olsa, kapıyı örtün ki; içeride kalanlar üşümesin.  

Paulo Coelho