Herkesin kaybettiği bir yanlışlık

Cenk Mutluyakalı

"İnsan anlam arar; evren ise sessizdir.

Fransız yazar ve filozof Albert Camus dünyaya böyle bakıyordu. İnsanın anlam arayışı hiç bitmedi. Tıpkı dünyanın kayıtsızlığı bitmediği gibi...

***
Bir otel düşünün… Kasvetli bir ülkede… Issız, ışıksız, puslu... Hayatın durduğu yerde adeta…

Oteli yaşlı bir anne ile kızı Martha işletiyor.
İkisinin de tek arzusu kaçmak...
Güneşe…
Denize…
Başka bir hayata…

Bu hayale ulaşmak için seçtikleri yöntem ise korkunç... Otele yolu düşen yalnız ve varlıklı yabancıları sonsuz bir uykuya daldırıp cesetlerini nehrin soğuk sularına, yosunların kucağına bırakıyorlar.

Bir gün, yıllar önce evi terk etmiş oğul Jan gelir otele. Mutluluğu yakalamış, evlenmiş, zengin olmuştur. Annesine ve kız kardeşine sürpriz yapmak ister. Kim olduğunu söylemez.

İşte gerilim tam da burada başlar.
Çünkü kimi felaketler kötülükten çok suskunluktan doğar.

***
Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, Kıbrıs Tiyatro Festivali kapsamında “Yanlışlık” ile seyircisini selamladı. Albert Camus yazdı.

Yönetmen Nehir Demirel son derece sert, acımasız ve gerilimli bir metin seçmiş.
"Eğlenmeye gelen umduğunu bulamaz burada” repliği, oyunun ruhunu da özetliyor aslında.

Bu öyle kolay tüketilen, seyirciyi rahatlatan, gişelik bir oyun değil. Nehir Demirel’in seçimlerinde popüler kültürün beklentilerine teslim olmayan bir tavır hep var zaten. Yüz dakika boyunca seyirciyi huzursuz eden, sorular sorduran bir anlatı kuruyor sahnede...

Bir seri cinayet hikâyesinin ötesi...
Körleşme...
İletişimsizlik...
Hissizleşme...

Martha… Nefret ettiği hayatın içinde çürümüş, kendi ruhundan yorulmuş bir genç kadın… Gülsefa Dede oynadı. Sahneye önce yorgun bir hayalperest olarak çıkıyor. Dakikalar ilerledikçe yırtıcı, ürkütücü ve karanlık bir karaktere dönüşüyor. Gülsefe Dede karakterin o yıkıcı başkalaşımını seyircinin zihnine adeta kazıyor. Kıbrıs Türk tiyatrosu yeni ve güçlü bir oyuncu kazanıyor.

Anne rolünde Özgür Oktay vardı. Cinayetlerden de hayattan da yorulmuş, tükenmiş bir kadını oynuyor. Bu sezon hemen her oyunda sahnedeydi Özgür Oktay. Belki de en zor rollerinden biriydi. Ustalık işi... Çok iyi yorumladı.

"Yanlışlık"ta anne ve Martha kadar görünür olmasa bile diğer karakterler de oyunun düşünsel omurgasını başarıyla taşıyor.

Jan... O, iyilik yapmak isteyen insan… Masumiyeti temsil ediyor belki de... Canıyla ödüyor bedelini... Jan karakterini samimiyetle taşıdı sahneye Nejdet Serkan Sadıkoğlu. İlk kez izledim. Yolu açık olsun.

Maria, Jan’ın eşidir. Oyunda iletişimi, açıklığı ve sevgiyi temsil eder aslında... Hatice Tezcan oynadı. Yıllardır tiyatromuzun en değişmez isimlerinden biri. Belki 20 yılı geçti hep aynı istikrarla sahnede... Bu ülkenin en iyi kadın oyuncuları arasında yer alıyor.

Neredeyse hiç konuşmayan yaşlı uşak rolünde ise Barış Refikoğlu vardı. Ne diyelim… Bazen bir duruş, bir bakış yetiyor.

***
Yanlışlık… Belki de bu yüzden... Aslında herkesin güzel hayalleri varken... Kimi konuşmaz… Kimi merhamet etmez… Kimi dur demez… Kimi karanlığından vazgeçmez… Kimse kimseyi dinlemez... Kimse kimseyi duymaz...

İnsanlar da sözcükler de hayaller de bazen hayata geç kalır böylece... İnsan, en yakınındakine bile yabancı olabilir bazen.
 

NOTLARIM

• Tiyatroya girişte cep telefonları toplatılmalı... Çünkü halen telefonun sesini kapatmayı bilmeyen ya da sürekli gelen mesajlardan rahatsız olmayan insanlar var.

• Oyun, yeni sezonda her hafta sahnelenecek. Seyircinin ilgi göstermesi ve bu tür yapımlara sahip çıkması önemli. Çünkü ancak o zaman tiyatrolar daha cesur repertuvarlar oluşturabilir; yalnızca eğlenceli ve kolay tüketilen eserleri değil, insanı düşünmeye zorlayan metinleri de sahneye taşıyabilir. Camus gibi yazarların sahnede kalabilmesi, biraz da salonların dolmasına bağlıdır.