Her kafadan bir ses

Erdinç Gündüz

Han o ünlü deyiş var ya ‘Ağzı olan konuşuyor’. Tam da öyle bu günler.

 Her kafadan bir ses çıkıyor. Her kafa ‘karışık’. Sadece bizim buralarda değil, dünyanın her yerinde.  Gazeteciler ? Bir alem… Politikacılar ? Bilim adamları ? Bir alem… En ağır yükü çeken doktorlar, hemşireler ? Bir başka alem…

Hal böyleyken, standart vatandaştan ne bekleyebilirsiniz ki ?

***

Herkes, kendi imkanlarınca önlemler alıyor,  bu ‘bilinmezlik’ ve ‘karmaşa’ içinde. Kendi imkanlarınca yaşamını sürdürmeye çalışıyor insanlar.

Olan biteni hiç umursamayanlar, bildiğini okuyanlar da yok mu ? Var…

***

İşin, ‘Teoriler’ bölümü bambaşka bir alem… Her köşede bir ‘teori’ üretilmekte.

“Biyolojik bir savaş…” diyenler de var, “Yarasa eti yiyenlerden çıktı” diyenler de…  Amerikan işi diyenler de var, Çin işi diyenler de…

Kafası iyice karışanlar ise,  en kestirmeden ve en kolay yoldan  gitmeyi tercih ediyorlar, her zaman olduğu gibi… “Tanrı insanlığı sınamakta…” diyorlar.

***

Bütün bu karmaşa içinde ‘çıkarcılar’, ‘fırsatçılar’  yok mu ? Var…Hem de o kadar çok ki…..Fırsattan yararlanarak cebini doldurmaya çalışanlar mı istersiniz ? Birilerinin sırtına basaraktan ‘geleceğini’ (!!!) sağlam kazığa bağlama gayreti içinde olanlar mı istersiniz ? “Yarını boş ver. Bugüne bak..” diyenler mi istersiniz ? Ve daha neler neler…..

Çeşit o kadar çok ki….Saymakla bitecek gibi değil.


Basit ve gerçek

İnsanlık, nedeni ne isterse olsun,  bir felaket yaşıyor. Bu felaketten kurtulma yolunda, ırk, din, milliyet farkı gözetenlerin tümü (özür dilerim)  ‘Geri Zekalı’… Neler olup bittiğinin farkında bile değiller.

Zaman, Türk, Rum, İngiliz, Rus, Çinli; Müslüman, Hristiyan, Musevi, Budist vb. ayrımı yapma zamanı değil. Ortak ve samimi bir mücadele verme, dünyanın geleceğini, insancılığın geleceğini  kurtarma zamanı…

Bunu hala anlayamayanlar,  işin ciddiyetini hala fark edemeyenlere yakıştırılabilecek tek bir tanımlama var: Geri Zekalı

***

Dünyadakiler bir yana… Küçücük ülkemizde de çok sayıda Geri Zekalı’nın varlığını görmek çok acı verici. Hatta en acısı.


Sokak Ağzı

“Güney,  günde 3000 küsur test yapıyor.  Biz günde 300-400 test yapıyoruz, Bu, biz de 3000 küsur test yapsaydık, bizde de vaka ve ölü sayısı artar mıydı sorusunu  sordurmaz mı ?”

***

“Bence, karikatürcülerin hepsini hapse atmalı. Hem de ömür boyu. Anlasanınlar Hanyayı Konyayı. Değil Sayın Başbakan ?”

***

“Hoca yanlış kişinin karikatürünü yaptı. Mesela, ET yerine o karikatürde Anastasidis olsaydı, ET bakıp bakıp kahkahalar atacaktı. Hatta alkışlayacaktı da.”

***

“Hükümet virüsü önlemede başarılıyız diyor ama doktorlarımız  panik içinde bör bör bönürüyor. Hangisine inanalım ?”

***

“Hala sokağa çıkma yasağına uymayanlar var. Emin olun ki bunların ne sokağa çıkma yasağı ne de virüsten haberleri yoktur.”

***

“Ben en çok da, gece gulupları ve gumarhanelerin durumuna üzülüyorum. Zavallılar mahvoldular.”

***

“Virüs krizi, sokağa çıkma yasakları, karantinalar derken insanlar, çıldırmaya başladılar.  Dikkat dikkat. Unutmayın, Başbakan da insandır. “

***

“Türkiye gazetelerinde bir  haber gördüm marazımdan ölüyorum !!!...  S400’lerin montaj işleri durmuş. Haberi okuduğumdan beri marazımdan uykularım kaçtı.”

***

“Türkiye, basın özgürlüğü sıralamasında, dünyada 154’üncü sıradaymış. Biz kaçıncı sıradayıg acaba ? Malum Ana-Yavrı bağı meselesi.


Anlayana

“Pratik politikacılar parlamentoyu kullanarak herhangi bir şeyin yapılmasını engelleme sanatında usta olmuş kişilerdirler.” (Bernard Shaw)