Her hafta görüşme daveti

Cenk Mutluyakalı

Kıbrıslı Rum meslektaşım sordu, “Bay Erhürman, Cumhurbaşkanı ile her hafta görüşmeye hazır olduğunu söyledi, bir yanıt aldı mı?

Cumhurbaşkanı dediği, Nikos.
Bizimki “bay” oluyor, orada…

Burada bizimki “Cumhurbaşkanı”, diğeri “Rum Yönetimi Başkanı…

Öyle sözcükler üzerinden bir oyundur gidiyor!

Siz sorsanıza” dedim.
Kime” dedi meslektaşım…
Sizin Cumhurbaşkanı’na…

***
Kıbrıslı Rum yazarlarla neden buluşmuyor halen Tufan hocam, bilmiyorum.
Bunu yapmalı…

Bir yıl geçti göreve başlayalı ve mutlaka Kıbrıslı Rum yazarların da sorularını yanıtlamalı açıklıkla…

Nikos Hristodulidis Kıbrıslı Türk gazetecilerle bir araya geliyor örneğin…
Üstelik de Kıbrıs’ta değil sadece, Strazburg’da, Brüksel’de…

***
"Her hafta görüşmeye hazırım..."
Bunu konuşmamız ve sorgulamamız gerekirdi şimdi...
Erhürman’ın teklifini…
Çözüm için ilerlemeyi…
5+1’e özlü hazırlığı…
Müzakere masasının yeniden kurulmasını…

Mülkiyeti konuşuyoruz oysa…

Ekonomik örgütlerin son açıklamasına bakıyorum da…

Maraş’ta gerçek bir açılımı gündeme getirmedikçe, Maronilerin kendi köylerine dönüşünü samimiyetle konuşmadıkça, Kıbrıslı Rumlara yönelik kurulan cümleler ne yazık ki şöyle tınlıyor:
Bizim müşterileri rahatsız etmeyiniz ki, sizin mallarınızı daha rahat satabilelim…

Erdoğan gelmiş, Kıbrıs’ta söz vermişti, unutuldu mu?

“Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Bu adımlarla Maraş’ta yeni mağduriyetler oluşturulmayacak, bilakis mevcut mağduriyetler giderilecektir. Bizim kimsenin toprağında, hakkında, mülkünde gözümüz yoktur.”

Bu sözlerin sorgulanmasını beklemek fazla mı saflık olur.

***
Artık yeni bir gerçeklik oluştu…

Kıbrıs Türk Ekonomik Örgütler Platformu’nun açıklaması bu yaklaşım üzerine kurulu.

Elli yılda yeni hukuki ilişkiler doğdu.”

Doğrudur.
Doğmuştur.
Kimse bunu inkâr edemez.
Ama dünyada geçerliliği hiç de umursanmadı.

Yeni hayatlar kuruldu.
Öyle de...
Bu durum mülkiyet hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Çünkü uluslararası hukuk iki hakkı aynı anda korumaya çalışır.

Hem asıl mal sahibinin ya da yasal mirasçılarının hakkını…
Hem de yeni ortaya çıkan insani gerçekliği…

Adalet, bunlardan yalnızca birini seçmek değildir.

Bir de unutulmasın…

Ekonomik çıkar, hiçbir hukuk düzeninde mülkiyet hakkının yerine geçmez.

***
Bugün savunulması gereken şey, elli yıllık fiili durumun sonsuza kadar sürmesi değil…
Statüko değil...

Bu adada yaşayan herkesin hukuk güvenliğini kalıcı biçimde sağlayacak siyasi çözümdür.

O nedenle…
Şimdi Nikos Hristodulidis’e sormak gerekiyor.
Her hafta” görüşme daveti var!
Neredesin?