HER BAKIMDAN ‘KAPANMA’ DÖNEMİ

Sami Özuslu

Hükümetin akıl almaz ‘başarı hikayesi’ sayesinde adı konulmamış bir ‘yeniden kapanma’ dönemine girdik.

Tam bir kaos var sağlık alanında ve Sağlık Bakanı bırakın süreci yönetmeyi, en basit iletişim becerilerini daha gösteremiyor.

Hafta sonu güya sağlık personelinin huzursuzluğunu gidermek için gittiği hastanede söyledikleriyle paniği daha da körükledi. ‘Gönüllü sağlık çalışanı’ aradığını duyurdu. Bu da ‘salgın kontrolden çıktı’ şeklinde algılandı.

Öyle midir? Salgın kontrolden çıktı mı?

Bilmiyoruz.

Eğer böyle bir tespit varsa, bu şekilde iki cümle ile duyurulmaz. Bakanlar Kurulu toplanır, veri tespiti yapar. Uzmanları çağırır, değerlendirme alır. Ona göre ‘kontrol dışı’ durumu ilan eder. Ve tabii ki alınacak tedbirleri de açıklar.

Ali Pilli modeli açıklamalar ancak toplumsal travmayı tetikler, insanların panik atak geçirmesine sebebiyet verir, akıl ve sağduyu ile değil, korku ve panikle hareket edilmesine yol açar.

***

Pilli’nin ya da Tatar’ın açıklama yapması, yapmamalarından daha fena zaten de, Kuzey Kıbrıs Corona tehdidi yüzünden yeniden ‘adı konulmamış kapanma’ sürecine girdi.

Birçok dükkan kendiliğinden kapandı. İnsanlar elzem olmadıkça dışarıya çıkmamaya başladı. Pozitif vaka görülen kimi devlet dairelerinde rotasyona geçildi. Birçok yerde de personel izin kullanmayı ya da hasta raporu alıp işe gitmemeyi tercih ediyor. Herkes kendi kendisini korumaya çalışıyor.

Çünkü hükümet korumuyor, koruyamıyor.

Bayram tatilinde kumarhanelere jest yaptılar ve bu hallere geldik!

Vaka sayısı ve oranı ve yaygınlığı katlandı.

Eylül’ün ilk 12 günlük vaka ortalaması 20’yi aştı.

Birkaç hafta içerisinde bu yayılım durdurulamazsa eğer çok zor çekeceğiz.

En fenası da sağlık çalışanlarının fiziki ve psikolojik olarak yıpranması… Onları motive edeceği yerde kırıp döken bir Sağlık Bakanı ve hükümet var.

Bu ekiple bir yere varılamayacağı kesin.

***

Pandemi ile alakalı ‘kapanma’ süreci hız kazanmışken, ‘dünyaya kapanma’ konusunda da gelişmeler var.

KKTC’nin tanınmamışlığı meselesi bir yana… Ama Kıbrıslı Türklerin ada üzerindeki varlığı ve toplumsal temsiliyeti de su almaya devam ediyor.

BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi ülkelerin temsilcileri Kıbrıs’a gelip gidiyor sık sık. Lakin ‘bizim taraf’a uğrayan yok!

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov geldi. Kuzey’e geçmedi.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo geldi. O da bu tarafa uğramadı.

Fransa hükümeti adına gelenler de öyle…

AB yetkilileri dahi çoktandır ‘bizim köy’ün yolunu unuttu.

Kıbrıslı Türklerin ‘özne olma’, adanın ‘eşit ortağı olma’ iddiası zemin kaybediyor.

Doğu Akdeniz fokur fokur kaynıyor, her ülke kendi çıkarının peşinde, fakat Kıbrıs adası etrafındaki ve münhasır alanındaki gazla ilgili ‘eşit ortak’ sıfatlı Kıbrıslı Türklerin esamisi bile okunmuyor!

Dikkat edin: Hiçbir yerde yokuz!

‘Dünyaya açılma’ yerine ‘dünyadan iyice kopma’ noktasına doğru hızla sürükleniyoruz.

Hem ‘Covid-19 kapanması’na, hem de ‘dünyaya kapanma’ sürecine dikkat!..

Her ikisi de çok zor.