Hazır Dünya Kadınlar Günü Demişken

Dr. Berkan Tokar

Bu yazıyı kaleme aldığım şu anki tarih 8 Mart. Yani Dünya Kadınlar Günü. Böylesi anlamlı bir günde hazır bir takım küresel çalışmaların raporları de elime geçmişken Covid-19 pandemisinin cinsiyet eşitsizliğine olan etkisi ile ilgili yazmanın yerinde olacağını düşündüm. Bilindiği üzere Covid-19 pandemisi ekonomik ve sosyal hayatımız üzerinde büyük etkileri olmuştur. Peki, Şu ana kadar olan süreçte Covid-19 pandemisinin ekonomik ve sosyal etkileri kadın ve erkek üzerinde ayni oranda mı gerçekleşmiştir? Sorusu bağlamında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine nasıl bir etki söz konusu olduğuna bakılması önemlidir.

Araştırmacıların bir araya getirdiği küresel veriler ışığında, pandeminin olumsuz sosyal ve ekonomik etkilerinden kadınların erkeklere göre daha fazla etkilendiği görülüyor. Kadınların sosyal ve ekonomik olarak erkeklerden çok daha fazla etkilendiğini ortaya koyan bu araştırmaya göre, Covid-19 pandemisinin etkisi, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik onlarca yıllık ilerlemeyi tersine çevirme tehdidi ortaya çıkmaktadır.

Washington Üniversitesi Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü tarafından yürütülen ve yayınlanan araştırma, kadınların erkeklerden daha fazla olumsuz sosyal ve ekonomik etkiler yaşadığını açıkça gözler önüne seriyor.

Çalışmada, pandemi sırasında ekonomik ve sosyal refah üzerine, 193 ülkede Mart 2020 ile Eylül 2021 tarihlerini kapsayan anketlerden elde edilen veriler kullanılarak çarpıcı sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmada dünyanın her yerinde kadınların, pandeminin başlangıcından bu yana erkeklere göre daha yüksek oranda istihdam kaybı yaşadığı görülmektedir. Dünya genelinde erkeklerin %20'si iş kaybı bildirirken, kadınlar için bu oran %26 olarak gerçekleştiği görülmektedir. Covid-19 pandemi sürecinde kadınlar ve kız çocuklarının okulu bırakma oranları erkekler ve oğlan çocuklarına göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Cinsiyete dayalı şiddette kadınlar ve kız çocuklarının, erkekler ve oğlan çocuklarına kıyasla daha yüksek olduğu yine bahse konu çalışmada yer almaktadır. Genel olarak, kadınların %54'ü ve erkeklerin %44'ü, pandemi sırasında toplumlarında toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kaldıkları belirtilmektedir.

Covid-19 pandemisi boyunca sağlıkla ilgili, sosyal ve ekonomik göstergeler için cinsiyet eşitsizliklerini gözler önüne kayan bu çalışma, aslında bizlere Covid-19'un yeni cinsiyet eşitsizlikleri yaratmaktan ziyade önceden var olan sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri artırma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu pandemide artan eşitsizliklerin daha da kötüleştiği ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik pandemi öncesi ilerlemelerin tersine döndüğü bu verilerle somut olarak görünür hale gelmiştir.

Cinsiyet eşitliğine yönelik ilerlemenin Covid-19 pandemisi nedeniyle durmamasını veya tersine dönmemesini sağlamak için kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesine yapılan yatırımın kritik bir şekilde gerekli olduğu çok önemli bir dönemde olduğumuzun fark edilmesi şarttır diye düşünüyorum. Pandemiden kaynaklanan, olumsuz sosyal ve ekonomik etkilerin Covid-19 sonrası dönemde de devam etmesine izin vermememiz gerekir. O yüzden içinde bulunduğumuz süreçte artan eşitsizlikleri önlemenin yanında, pandemi başlamadan öncesi var olan eşitsizlikleri göz önünde tutarak destek programları ele alınmalıdır.

Pandemi sürecinde sağlanan birçok ekonomik ve sosyal destek programlarının cinsiyet eşitsizliği fazla gözetilmeden hazırlandığını veriler bize net bir şekilde gösteriyor. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir takım destek programları uygulanmıştır. Anca destek programlarının cinsiyet eşitsizliğini gidermeye yönelik bir fayda sağlayıp sağlamadığı ile ilgili bir çalışma ben görmüş değilim. Kanımca dünya genelindeki cinsiyet eşitsizliği ile ilgili kötüleşme ülkemizde de söz konusudur. O yüzden tavsiyem bundan sonraki süreçte destek programları hazırlanırken cinsiyet eşitsizliği mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Sivil toplum örgütlerimiz bu konuyu yakından takip etmeli ve hükümetin dikkatini konu üzerine toplamalıdır.

Hayatın her alanının gerçek emekçisi olan kadınların, 8 Mart dünya kadınlar gününü selamlarken, cinsiyet eşitsizliğinin olmadığı bir dünyanın, herkes için daha yaşanır ve güzel bir dünya olacağı gerçeğini hatırlatarak yazımı tamamlamak istiyorum.