Hükümet, bu yılın ilk 3 aylık hayat pahalılığının, nisan ayı sonunda maaşlara yansıtılacağını, ancak, geriye kalan 9 aylık hayat pahalılığı ödeneğinin yıl sonuna kadar yansıtılmayacağını, yani Ocak 2027’ye kadar maaşlarda başka artış olmayacağını açıkladı.
Hayat pahalılığı ödeneği, kamu çalışanlarını, emeklileri, asgari ücretlileri, sosyal yardım ve engelli maaşı alanları, yani hem kamuyu hemde özel sektörü yakından ilgilendirmektedir.
Maliye Bakanı, ülkede zor bir ekonomik süreçten geçildiğini kaydederek, bu kararın ekonomik dengeyi koruma ve iş dünyasında öngörülebilirlik sağlama amacı taşıdığını kaydetti.
Hükümet, Meclis’e bu konuda yasa tasarısı gönderdi. Bu kararın alınması, savaş bahane edilerek, ekonomik krizden geçildiğinin net olarak ifadesidir.
Oysa, savaş çıkmadan önce de, ülke ekonomisi ve kamu maliyesi kötü yönetilmekte, yüksek enflasyon, sürekli borçlanmalar ve rekor bütçe açıkları ile karşı karşıyaydık. Bu bağlamda, 3 aylık hp ödemesinin yapılması veya dondurulması, savaş olmasa da zaten bekleniyordu.
3 ayda oluşacak hayat pahalılığı, önümüzdeki nisan ayı sonunda hem kamu çalışanlarına hemde emeklilere yansıtılacak.Bu çerçevede, asgari ücrette de yeni bir artış beklentisi oluşacaktır.
Bu artışlar yapıldıktan sonra, 2027 ocak ayına kadar olan süreçte, asgari ücrette de yeni bir artış olmaması bekleniyor. Bu durumda, İş dünyası da asgari ücret konusunda 9 aylık bir zaman planlaması yapabilecektir. Yani, 9 ay boyunca, asgari ücret veya personel giderleri artışı maliyet unsuru olmamalıdır.
Hükümet, bu kararla, normalde haziran ayında oluşacak 6 aylık hayat pahalılığının, yükselecek enflasyon nedeniyle öngörülenin çok üstünde gerçekleşme olasılığından dolayı, 3 aylık daha düşük oranlı bir hayat pahalılığı ödemeyi tercih etme yoluna gitmiştir.
Bu 3 aylık hayat pahalılığı ödemesi, Mart ayından sonra yapılacak zamlarla yükselecek enflasyon ve pahalılıktan dolayı, 9 aylık süreçte çalışanların satın alma gücünü olumsuz etkileyecek, zamlar karşısında korumasız bırakacak ve geçim sıkıntısını artıracaktır.
Öte yandan, Yoksulluk sınırı içinde bulunan, konut kiraları, akaryakıt, elektrik, haberleşme ve giyim maliyetlerindeki artışlar, insanca ve çağdaş bir yaşam için gerekli kültür, dinlenme ve eğlence harcamaları da dikkate alındığında Şubat ayı için hesaplanan 206 bin 656 TL’lik yoksulluk sınırı da artmaya devam edecektir.
Ayrıca, şubat ayında, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırı da yükselerek,38 bin 314 TL’ye çıktı. Üstelik de bu rakam, özellikle son yapılan okkalı akaryakıt zamlarından önce belirlenen tutardır. Önümüzdeki aylarda, açlık ve yoksulluk sınırlarının arttığını hep birlikte göreceğiz. Bu rakamlar, ülkemizdeki geçim zorluklarını açık olarak göstermektedir.
Son günlerde, akaryakıta yapılan okkalı zamlar, enflasyon endeksinde büyük oranda tüm aya etki edecektir. Ayrıca, akaryakıtın endeks içerisindeki ağırlığının dışında, özellikle taşımacılık, tarım, sanayi, gıda ve diğer sektörlerde yapılacak zamları da tetikleyecektir.
Olası bir elektrik zammı, birçok sektörün girdi maddesi olduğu için, önümüzdeki günlerde ilave bir zam furyasına daha yol açacaktır.
52 bin TL civarında olan net asgari ücretin büyük bir bölümü gıda harcamalarına gitmektedir.Diğer harcamalara para kalmamaktadır. Hükümet ise, piyasa denetimlerinde yetersiz kaldığı için, pahalılık durmadan artmaktadır.
Öte yandan, Maaş, emekli maaşları ve asgari ücrete yapılan artışlar, pahalılık nedeniyle kısa sürede erimekte, çalışanların satın alma gücü düşmekte, borçları artmakta ve günden güne fakirleşmektedirler.
Hal böyle iken, 9 ay boyunca, eşel mobil sisteminin çalışmamasından dolayı, enflasyon ve pahalılık karşısında korumasız kalacak olan çalışanlar ve emekliler daha da zor duruma düşecektir.Özellikle, toplumun en düşük ücretli kesimi olan asgari ücretliler, sosyal yardım ve engelli maaşı alanlar, daha da perişan olacaktır.
Temmuz ayında maaşlara 6 aylık hp artışı yapılmayacağı için, çalışanların ve emeklilerin maaşlarında kayıplar yaşanacaktır.Ayrıca, Temmuz ile Aralık ayları arasında emekliye çıkacak olanların emekli ikramiyesi veya kıdem tazminatlarında da önemli kayıplar yaşanacaktır.
Netice itibarıyla, Hükümet, seçime giderken, oluşacak yüksek hayat pahalılığı ödeneğinin önemli bir bölümünden kurtulmuş olup, bunun yükünü seçimden sonra oluşacak yeni hükümetin üstüne yükleyecektir. Umarım, hayat pahalılığının Ocak ayına ötelenmesinden doğacak kaynak, seçim öncesi popülizm ve partizanlık yapılarak, bütçeyi zora sokacak alanlarda kullanılmaz.