Hayat pahalılığı ödeneğinin 9 ay boyunca verilmemesinin olumsuz yansımaları neler olacaktır?

Ödül Muhtaroğlu

Hükümetin, bu yılın ilk 3 aylık hayat pahalılığının, maaşlara yansıtılacağı, geriye kalan 9 aylık hayat pahalılığı ödeneğinin ise, Ocak 2027’ye kadar dondurulacağını açıklaması ülkede büyük tepkilere yol açmıştır.

Hükümet, normalde Temmuz ayında ödenecek 6 aylık hayat pahalılığının, öngörülenin çok üstünde gerçekleşme olasılığından dolayı, yasa değişikliği yaparak, daha düşük oranlı olacağı için, yılın ilk 3 aylık  HP periyodunu ödemeyi planlamaktadır.

Böylece, 9 ay boyunca oluşacak yüksek hayat pahalılığı ödeneğinden kurtulmuş olup, bunun yükünü seçimden sonra oluşacak yeni hükümet’ e bırakmak istemektedir.

Bu kararın alınmasında, bölgedeki savaşın bahane edilmesi inandırıcı değildir. Temel sorun, ülkedeki derin ekonomik krizdir.

2025 Bütçe açığı 15,2 milyar TL olmuştu.2026 Bütçe açığı öngörüsü ise 25 milyardır ve borçlanmalar durmadan artmaktadır. Bu ayda, yaklaşık 4,6 milyar TL borçlanılmıştır. Bu borçlanmayla Maliye’nin kısa vadeli borç stoğu (DİBS) toplamda 18 milyar  TL ‘ yi aştı.

Bu borç stoğu ortadayken, sadece 3 aylık HP ödemesinin yapılması veya 9 aylık HP’nin dondurulması, savaş olmasa da  zaten bekleniyordu.

Meclis’e bu konuda gönderilen yasa tasarıları komiteden geçmiş ve Pazartesi( Bugün) Genel kurulda görüşülecektir.

Bu çerçevede, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek olan bahse konu  yasa tasarılarının geri çekilmesi için tüm sendikalar Pazartesi (bugün) süresiz genel greve gideceklerini açıkladılar. Bugün de Meclis önünde protesto eylemleri gerçekleştirilecek.

Aslında, kamu çalışanları, emekliler ve asgari ücretlilerden çekinmeseler, hayat pahalılığı ödeneğini 1 yıl boyunca vermeyebilirlerdi. Ama, seçim yaklaştığı için bunu yapmaktan vazgeçtiler.

Nisan ayı ile birlikte, yapılacak zamlarla yükselecek enflasyon ve pahalılık, 9 aylık süreçte, çalışanların satın alma gücünü olumsuz etkileyecek, eşel mobil sisteminin durmasından dolayı da, zamlar karşısında korumasız bırakacaktır.

Özellikle, toplumun en düşük ücretli kesimi olan asgari ücretliler, sosyal yardım ve engelli maaşı alanlar, daha da perişan olacaktır.

Mart ayı içerisinde akaryakıta 3 kez zam yapılması, Mart ayı enflasyon endeksinde önemli  bir yer tutacak ve enflasyonu artıracaktır. Ayrıca, akaryakıtın endeks içerisindeki ağırlığının dışında, özellikle taşımacılık, tarım, sanayi, gıda ve diğer sektörlerde yapılacak zamları da tetikleyecektir.

Önümüzdeki ay elektriğe de zam gelmesi beklenmektedir. Elektrik, tüm sektörlerin  girdi maddesi olduğu için,  önümüzdeki günlerde yeni bir zam yağmuru daha gelecektir. Bunun yanında, halkın kullandığı elektriğin faturası da kabaracak ve özellikle yaz aylarında halkın bütçesini sarsacaktır.

Açlık sınırının yaklaşık 38 bin TL olduğu ülkemizde, dar gelirlilerin maaşlarının büyük bir bölümü gıda harcamalarına gitmektedir. Kira, elektrik, benzin, su , telefon v.b harcamalara para kalmamaktadır. Asgari ücretliler, sosyal yardım ve engelli maaşı alanlar, artan bu pahalılık karşısında, 9 ay boyunca maaş artışı almadan nasıl geçineceklerdir ?

9 ay boyunca maaşlara hayat pahalılığı  artışı yapılmayacağı için, çalışanların,  emeklilerin ve asgari ücretlilerin maaşlarında kayıplar yaşanacaktır. Ayrıca, Temmuz ile Aralık ayları arasında emekliye çıkacak olanların emekli ikramiyesi veya kıdem tazminatlarında da önemli kayıplar yaşanacaktır.

Ayrıca, hayat pahalılığının 9 ay boyunca dondurulması ve oluşacak güvensizlikten dolayı Kamu da şu anda emeklilik hakkı kazanan yaklaşık 1200 kişi emekliye ayrılabilecektir. Önümüzdeki aylarda, bu sayı daha da artabilecektir.

Bu kişilerin, emekli ikramiyeleri de önemli bir rakamdır ve zamanında ödenmesi gerekmektedir. Bunun yanında, bu kişilerin toplu olarak emekliye çıkmaları, kamu yönetiminde, eğitim ve  sağlık alanlarında kurumsal hafızaya da zarar verecektir.

Hayat pahalılığının 9 ay verilmeyecek olması, satın alma gücünün düşmesinden dolayı, talebi daraltacak, tüketimi azaltacaktır. Gelecek olan zamların etkisiyle, ülkemiz daha da pahalılaşacak ve tüketimin Güney’ e kayması hızlanacaktır.

Bu gelişmelerden dolayı, piyasamızdaki işletmelerimizin işleri zayıflayacak, gelirleri düşecek ve devletin elde edeceği vergi ve fon gelirleri de azalacaktır. Rum komşularımızın da, pahalılıktan dolayı bizdeki harcamalarının azalmasıyla, Maliye gelirlerindeki düşme de katmerlenmektedir.

Savaş nedeni ile ve petrol fiyatlarındaki azami artışlarla birlikte, sıkıntı yaşamakta olan başta turizm, yüksek öğretim, narenciye ve imalat sektörleri olmak üzere tüm sektörlere mutlaka destekler sağlanmalıdır. Açıklanan kredi destek paketi yetersizdir.

Özellikle, küçük işletme, küçük üretici ve esnafları rahatlatacak olan, elektrik, akaryakıt, kira, faiz destekleri veya hibe destekleridir.

Ayrıca, piyasayı ucuzlatmak için, halkın temel tüketim maddelerinde belli bir süre vergi ve fon indirimleri de yapılmalıdır.

Hükümetin, böylesine kriz dönemlerinde yapması gereken, hayat pahalılığını dondurmak değil, ekonomiyi canlandıracak, hayat pahalılığını azaltacak tedbirler almak, halkın alım gücünü koruyarak, piyasanın daralmasını önlemek olmalıdır. Ama, maalesef, 4 yıldır bunları yapacak bir Hükümet göremiyoruz..