Başkentte 30 yıllık bir hayal, gerçeğe dönüşüyor.
Lefkoşa’nın tiyatro binasının perdelerini açması için, imzalar atıldı.
LTB Başkanı Mehmet Harmancı’nın gerçekleştirdiği basın toplantısında açıkladığı LTB Tiyatro ve Kültür Sanat Merkezi projesi, yalnızca yeni bir tiyatro binasının yapılması anlamına gelmiyor.
Bana göre bundan çok daha fazlası…
***
Bu proje, “hayal edersek” ve “çok istersek yapabiliriz” insancının Lefkoşa’daki somut karşılığıdır.
Bu proje, bu ülkede tüm olumsuzluklara rağmen, unutulmayan bir hayaldir. Olması gerekendir....
Hikâyenin başlangıcı 1996 yılına uzanıyor.
Tiyatronun dev ismi Yaşar Ersoy’un Lefkoşa’ya çağdaş bir tiyatro binası kazandırılması yönündeki önerisiyle başlayan süreç, aradan geçen yıllarda türlü nedenlerle kesintiye uğradı.
İnşaat durdu, projeler değişti, ilk yapı yıkıldı ve yeniden başlandı.
Ardından 2012 yılında LTB’nin yaşadığı ağır mali ve idari krizle birlikte bina bir kez daha yarım kaldı.
Ve Lefkoşa’nın ortasında yıllarca duran o yarım binanın, bugün tamamlanabilmesi için çok büyük bir adım atıldı.
***
Üstelik ortaya konan proje yalnızca bir tiyatro salonundan da ibaret değil.
5,2 milyon sterlin, yaklaşık 330 milyon TL bedelle gerçekleştirilecek yatırımın merkezinde 465 kişilik çağdaş bir tiyatro salonu bulunacak.
Ama bunun yanında tiyatro müzesi, eğitim ve prova alanları, dramaturgi ve çalışma mekânları, kültür-sanat kütüphanesi ve arşiv alanları da olacak.
Lefkoşa Belediye Orkestrası kendi prova alanına kavuşacak.
Binanın önündeki meydan ise açık amfi, kafe, sergi ve buluşma alanlarıyla günlük kent yaşamının bir parçası haline gelecek.
Yani burası sadece “oyun izlenen” bir bina olmayacak.
Üretilecek.
Öğrenilecek.
Tartışılacak.
Sergiler açılacak.
Müzik yapılacak.
Genç sanatçılar yetişecek.
Ve en önemlisi, insanlar birbirleriyle karşılaşacak.
İşte bir kültür merkezini değerli kılan da budur.
***
Basın toplantısında konuşan Harmancı, “Bir şehri yalnızca yolları, binaları, kaldırımları ve altyapısı oluşturmaz. Şehir, insanların birbirleriyle kurduğu ilişkidir” dedi.
İşte bu bina da, insanların buluşturacak en önemli merkezlerden biri olacaktır.
***
Kültür-sanat yatırımları “lüks” değildir.
Tam tersine, çağdaş bir kentin temel ihtiyaçlarından biridir.
Mehmet Harmancı’nın basın toplantısında da vurguladığı gibi, bir şehri gerçekten şehir yapan şeylerden biri insanların yan yana gelmesi, birbirini dinlemesi, düşünmesi, tartışması ve ortak bir hafıza oluşturabilmesidir.
Harmancı’nın tiyatro ile demokrasi arasındaki tarihsel ilişkiye yaptığı gönderme de bu açıdan son derece anlamlıdır.
Antik Atina’da tiyatro ile demokrasinin aynı toplumsal iklimde gelişmesi elbette tesadüf değildi.
Çünkü tiyatro insana başkasının hayatına bakmayı öğretir.
Başkasının acısını anlamayı…
Başkasının düşüncesini dinlemeyi…
Kendini sorgulamayı…
Ve belki de en önemlisi, “Ben olsaydım ne yapardım?” diye sormayı…
***
Bu hikâyede Yaşar Ersoy’un adını ayrıca anmak gerekiyor.
1996’da başlayan bu hikâyede Yaşar Ersoy’un çağdaş bir tiyatro binası fikrinin bugün hâlâ ayakta olması, sanatçıların kentleri dönüştürme gücünün de önemli bir göstergesidir.
Ve Lefkoşa…
Artık kendi hikâyesini anlatacağı yeni sahnesine kavuşuyor.
Hedef: 2028 Tiyatro Festivali...