“Haşim Arab’ı önce Babutsalığa gömdüler, sonra mezarlığa götürdüler…”

Sevgül Uludağ

Bir okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:

“Larnaka’dan Haşim Arab’ın hikayesini yazdığınızı bilirim bundan on sene kadar evvel… Ben da bildiklerimi sizinle paylaşayım dedim.

Haşim Arab’ı vuracakları gece ….. ve birkaç kişi daha içirdiler… Aralarında bir sürtüşme vardı ve ona bir oyun yaptılar. Haşim içtiği zaman kovalardı hepsini, kuvvetli adamdı.

Olayın olduğu gece gene aynı yerde içtiler, ona çok çirkin ve asılsız bir dedikodu söylediler ki kışkırtsınlar…

Haşim kafayı bulunca, bıçağı aldı, adı geçen adamın kapısına dayandı, diline ne geldiysa söyledi, onu dışarıya çağırdı.

Polisi aradılar, hemen yanıbaşı zaten Sancaktarlık’tı… Oraya sanırım beş kişi gittiler. Haşim Arap zaptedilmezdi. Zaten bilinçli bir tertipti. Haşim Arab’ı sabahın dördüne kadar kovaladılar. Silah sesleri geliyordu. Haşim kaçtı…Bizim mahalle Babutsalık denen yerin hemen yanındaydı… Haşim Arap Babutsalığa girdi ve arka taraftan izci kampı dediğimiz diğer barakaya geçti. Sonunda onu kıstırıp vurdular. Haşim Arap Babutsalığın içine kaçtı, babutsa ağaçlarının altı mağara gibiydi o zaman, tünel halinde giderlerdi. Haşim onun içinde kayboldu, sabaha kadar aradılar, bulamadılar. Sabah saat 08.30 gibi, hemen Babutsalığın yanında Kıbrıslıtürk hastanesi olarak kullanılan bir ev vardı. Sabah eczacı ve hastabakıcılardan birisi malzeme eksildi ve depo olarak kullandıkları hastanenin garajına girdiklerinde, Haşim’i orada buldular. Haşim orada duvara dayalı, köşede oturuyordu, artık mecali kalmamış, rüyada gibi boşluğa hala bıçak sallıyordu. Gene ……’ya çağırdılar, o da geldi. İçeri girdi, “Tamamdır Arap, artık yeter” dedi. Kafasına bir kurşun sıktı ve olay orada bitti.

O günlerde mezarlığa gidilmedi, nedenini bilemem. Önce, daha önce ölmüş olan ve Babutsalığın üst köşesinde gömülü akrabası Vezir Arab’ın yanına gömdüler. Biraz zamandan sonra mezarlığa taşıdılar.

Haşim Arab’ın peşine düşen, ona kumpas kuranlar arasında bulunan adamlardan birisi, Larnaka’da “…..” diye bilinen, bizden beş-altı yaş büyük bir genci Mağra Mevzisi’nde vuran adamdır.

O zamanlar 14 yaşında çocukları askere alırlardı… Bu çocuk Kocatepe Mağra mevzisinde koğuştayken, size sözünü ettiğim adamın tacizine uğradı… Kavga çıktı… Sövüştüler… Bu adam ufak tefekti ama gaddar, bıçakçı, rezil birisiydi… Bu çocuknan başedemeyince sten makinalıyla çocuğa ateş etti. Kalbinden vuruldu… Olayı intihar olarak saklamışlardı…

Yıllar sonra bu çocuğun çok yakın bir akrabası konuşurken bana olayın intihar olmadığını, böyle gerçekleştiğini anlattı. Herkes korkuyor, herkes susuyor, teşkilat ne derse o tekrarlanıyordu… Mevzide bir olay oldu, üstü örtüldü, intihar denildi…

Ben askere gittiğimde bir komutan abimiz o olayı sorduğumda bana olduğu gibi anlattı. “Sana güvenirim, geçmiş zaman oldu bu, bil ama kimseye söyleme” dedi. Aynı zamanda mevzilerin küçük yaşta askerliğe alınan çocuklar için bir yer olmadığını, küçük yaşta askerliğin yanlış olduğunu, bu çocuklara ağabeylerinin hep ağabeylik yaptığını ama binde bir da olsa, bu tür adi insanların çıkıp tacize yeltenebildiklerini anlattı, beni uyardı, bu tür insanlardan uzak durmam gerektiğini de söyledi. Ender da olsa bazı bu tür üzücü olaylar olabiliyordu… Bana abi nasihatı yapıyordu. Bu abimiz bana olay günü o çocuğu vuran adamın elindeki steni boş zannettiğini, bir kaza olduğunu söylediğini anlattı. Oysa o çocuk göğsünden vurulduydu… Atardamarına gelen kurşunla tavana kadar göğsünden kan fışkırırmış… Bu abimiz içeri koşmuş, çocuktan fışkıran kanları görmüş, hemen ranzadan bir yastık alıp yaraya bastırmış, üzerine oturmuş ama maalesef bir dakika içinde öldüğünü söyledi… Bu çocuğun ölümüne sebep olan o adamın bulaştığı her işte bir pislik vardı…”


Liman işçileri yani maunacılar… Ayaktakiler Ahmet İzzi, İbrahim Kasım, Yaşar Aspiri, Selim Arap – Selim Arap, Haşim Arab’ın kardeşiydi… Mustafa Minare, Sedat İzzi…
Oturanlar: Re Fadıl, Hasan Cemmedo, Haşim Arap, Esat Cemmedo…
Bu fotoğraftakilerden sadece Yaşar Aspiri yaşıyor… Diğerleri rahmetlik oldular…