Hareketlilik ve Özgürgün süsü!

Tayfun Çağra

 

Hafta sonu festivalleri arasında siyaset de akıp gidiyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından dün ilk resmi görüşmesini, daha doğrusu Kıbrıs sorunuyla ilgili ülk görüşmesini BM Danışmanı Eide ile yaptı Akıncı…
1 Mayıs günü yeni müzakerecisini açıklayan ve o ismin beklenenlerin aksine Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin olacağını açıklamasının ardından dün yine yeni Müsteşarı, sözcüsü ve özel kalemini de atadı yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı…
Yarın, Nami’yle birlikte Ankara’ya gidecek Akıncı, hafta içinde Eide ile bir kez daha görüşecek ve daha sonra Akıncı’nın Anastasiadis ile bir yemek randevusu var.

***

Özdil Nami’nin atanması beklenmeyendi belki ama hoş karşılanan ve onaylanan bir atama oldu toplum tarafından…
Talat zamanında da müzakerecilik yapan Nami’nin bu konudaki başarısı o dönemde görülürken, Dışişleri Bakanlığı’nda da aktif bir bakanlık yapması, Avrupa’yla, dünyayla kurduğu bağlantılar yine bu görevi almasında etken oldu.
“Türkiye Nami’yi istedi, onun için de Başbakanlıkta adı geçerken müzakerecilik görevini aldı” söylemleri veya tartışmaları (doğru veya yanlış bilmiyorum) Özdil Nami’nin müzakereciliği en iyi yapacak isim olmasını değiştirmez.
Onun için de Akıncı’nın Özdil Nami isminde karar kılması daha önce de söylediğim gibi toplumdaki “birlik, mücadele, dayanışma” sloganının içini de dolduran bir eylem oldu.
Seçim sonuçları açıklandığında “Akıncı, CTP’den heyet ile ilgili yardım istemeli, CTP de buna olumlu yanıt vermeli” de demiştik. Öyle de oldu ve güzel oldu.

***

Saray’la ilgili, Kıbrıs sorunuyla ilgili bu gelişmeler olurken dünkü meclis genel kurulunda UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün ‘köy kahvesindeymiş gibi’ kavgası, bağırmaları, el kol hareketleri günün traji komik gelişmesiydi.
İnsan bir taraftan gülmek istiyor Özgürgün’ün meclis kürsüsündeki tavırlarına ama öte yandan da meclis başkanına ve başbakana karşı tavırları da insanı ürkütüyor. Bir ana muhalefet partisi başkanının meclis başkanına hakaret etmesi, başbakanın üzerine yürümesi mahalle kavgasında bir çocuğun sağa sola saldırısını andırıyordu.
Bu arada Serdar Denktaş’ı da çevikliğinden dolayı kutlamak gerek çünkü önüne atılıp Özgürgün’ü durdurmasa daha da kötüsü olabilirdi.
Öyle bir manzara karşısında etraftaki insanlar şoka girebilir, eli ayağı kilitlenebilir ama Denktaş ataktı ve ‘saldırganı’ yakaladı.
Boşuna spordan da sorumlu bakan olmamış yani!..

***

Yani 26 Nisan’dan sonraya baktığımızda çok da hareketsiz geçmemiş günler siyasi anlamda… Zaten seçim öncesi istenen kadar olmasa da varolan hareketlilik, seçimden sonra verimli bir hal almaya başladı.
Meclisteki traji-komik olay olmasa daha iyi olurdu ama o da işin süsü belki!!!