‘Halk danışmanları’

Sami Özuslu

 

Oldum olası halkın sağduyusuna inanırım.
Siyaset, basın, sivil toplum ve akademi dünyasının, yani ‘sesi çok çıkan’ güruhun yazıp söylediklerinin ötesinde, ‘farklı’ bir bakış açısı aramak lazımsa, bu ‘sokaktaki vatandaş’ta vardır.
Yeter ki kulak verilsin.
Yeter ki görüşü sorulsun.
Bir dost sohbetinden, bir ayak üstü konuşmadan çok ilginç görüşler, bakış açıları ve öneriler çıkabilir pekala…
‘Halk danışmanı’ gibidir kimi insanlar…
Yoğunluktan başını kaldıramayan, etrafında olup bitenleri algılamakta zorlanan ‘yönetici elit’ açısından bulunmaz Hint kumaşıdırlar.
Üstelik ‘danışma ücreti’ de almazlar!

**

Ülkede çok sorun var.
Sorunları abartılı algılama gibi bir de kötü huyumuz var toplum olarak…
Belki kronikleşmiş Kıbrıs sorunundan dolayıdır, ‘öğretilmiş çaresizlik’ içinde debeleniyoruz.
Moral yükseltici, özgüven yaratıcı, motive edici işlere odaklanamadığımız gibi, etrafımızdaki pozitif olay ve olguları dahi çoğu zaman algılamakta güçlük çekiyoruz.
Siyasetin günlük yaşama aşırı derecede girmiş olması, politik arenada bitmek bilmeyen iç ve dış kavgalar, iktidar hırsları ve kişiselleşmiş bakış açıları, aslında toplumun kendi aksini gördüğü bir aynadan başka bir şey değil!..

**

İnsanların davranış biçimleri, yaşam düzeyleri, alışkanlıkları bir sürecin sonucudur.
Aile, okul, sosyal ortam ve diğer dış etkenlerin yanı sıra, belirleyici bir faktör daha vardır: Sistem…
Kimse sistemden bağımsız değildir. Ekonomik ilişkilerin oluşturduğu altyapı, sosyal dokunun ana hatlarını belirler.
Memlekette yaşanan ve aslında ‘inanılmaz’ diye nitelenmesi gerekirken ‘sıradan’ hale gelen olaylar zinciri, neden-sonuç ilişkileri açısından değerlendirilmelidir.
Uygulanmakta olan ekonomik model, bize ‘daha da kötü’ bir gelecek vaat ediyor.

**

Hırsızlık, soygun, dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı olaylardan dahi yüzü kızarmayanların giderek çoğaldığı gerçeği bütün çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor.
Bu tür olayların nerelere ulaştığını gördükçe ‘tuz da koktu’ sözü akıllara geliyor.
Moral değerler daha da gerilere gidiyor.
Güvenlik duygusu köreliyor, huzursuzluk artıyor.

**

‘Sesi fazla duyulan’ kesimin dışında kalan ‘sessiz çoğunluk’ nereden nereye gelindiğinin ve nedenlerinin farkında…
Sessiz sessiz izliyorlar durumu, ama emin olun ki ‘halk danışmanları’ bu işin çıkış yolunu da biliyorlar.
Yeter ki kulak verilsin, yeter ki ciddiye alınsınlar…