GÜZELLİKLER DİLİYORUM

Neşe Yaşın

Birden hiç olmadık bir şey hatırlıyorum ve geçmişte sarf edilmiş bir cümle içimi acıtan başka bir anlama bürünüyor. Bellekteki sayısız imge, sayısız ses kaydı farklı kombinasyonlar ve yorumlarla bir iç sızısı olarak geriye dönüyor. Zihnimde uçsuz bucaksız bir kaos var. Eve kapanma hallerinin, uzun yalnızlık saatlerinin getirdiği bir durum bu biraz da. Bitmek tükenmek bilmeyen bir iç muhasebe, pişmanlıklar, suçluluk duyguları ve ona eşlik eden melankoli… Geçmişe dair sayısız farklı anlatı oluşturabiliyorum. Hepimizin hayatın anlamı üzerine yeniden ve yeniden düşündüğümüz zamanlar bunlar. Kamusal alanda yaşanan yoğunluk, hayatın farklı gündemleri, başkalarıyla kurulan yüzeysel iletişimin uyuşturucusu bu içe doğru derinleşip kuyusuna çeken hatıralardan koruyormuş meğerse bizi. Hatıralar durağan değil akışkan diye düşündüm bugün. Biçim ve anlam değiştiriyorlar sürekli. O yüzden onları edebiyata, sanata teslim etmek en doğrusu…

İnsanın bedensel ve ruhsal kırılganlığı üstüne düşündüren zamanlar yaşıyoruz. Hayatla kurduğumuz bağ, ona yüklediğimiz anlam, kendimize dair açık ve örtük algılarımız daha da önemli şu sıralar. Geçmişte bunları uzun uzun düşünmemizi engelleyen bir gürültü vardı sanki.  Kamusal alandaki yoğunluğun azalması bizi özel alandaki iç kemirgenliğiyle karşılaştırdı adeta. Benim deneyimim bu en azından. Sizler ne alemdesiniz bilemiyorum.

Esneme payı tanımayan bütün katı yapılar üzerine düşündüm bugün. Katı düşünceler, hemen kalem kıran yargıçlar üzerine… Bu esnememe hali bir sağlamlık gibi dursa da hayatın akışkanlığına, değişim yasasına oldukça ters. Bazı insanların öylesine bir katılığı var. Faşizan bir yanı var bunda. Ezberlenmiş formüller üzerinden hareket ediliyor. Daha çok da determinist bir bakış açısı diyebiliriz. Sebep ve sonuç ilişkisi üzerinden anlam aranıyor. Oysa bazen küçük bir esinti, devreye giren minik bir faktör bütün denklemi değiştirebilir. Formüller insanı rahatlatan şeyler. Formülü uygulayıp problemi çözersin. Oysa hayat bambaşka. Bir akışkanlık ve değişim içinde hayat, devreye giren sayısız başka faktörle yüz yüze.

Bir yılı daha geride bırakmakta olduğumuz bu günlerde sayısız yeni yıl halleri hatırası ziyaret ediyor beni. Gözlerimi yaşlarla dolduruyor kimisi. Hayat içindeki yolculuğumu düşünüyorum. Kimi zaman gerçek diye sığındığımın ne kadar yanıltıcı olduğunu…

Sanırım bunca deneyimin bana verdiği en önemli öğreti şu: Esneme payı taşıyan insanlarla çok daha güzel bir iletişim kurulabiliyor. Başkalarını anlamaya çalışan, hemen yargılamak yerine devreye giren başka faktörler, bilinmeyen bazı durumlar olup olmadığını sorgulayan insanlar bunlar. İçlerinde derin bir adalet duygusu, empati ile tetiklenen bir şefkat taşıyorlar. Hata ve zalimlik arasındaki farkı saptayabiliyorlar. Farklı olanı yadırgamak yerine onu bir çeşitlilik ve zenginlik olarak görüyorlar. Kendi doğruluklarından emin değiller bu yüzden düşüncelerini dayatmıyor, gerçeğin sahibi gibi davranmıyorlar. Bir başkasını yargılarken her insanın deneyimin farklı olduğunu, başkalarının kendilerinin sahip olduğu bazı fırsatlarla karşılaşmadıklarını göz önünde bulunduruyorlar. Zulmün kaynağı kurutulmadan zalimle başa çıkılamayacağını biliyorlar. Zulüm ve haksızlık karşısında sessiz kalmazken bunu bir düşmanlık değil bir adalet duygusu içinde ifade ediyorlar.

Böyle bir insan olmak zor; biliyorum bunu. Bir başkasına dair tutumumuzu etkileyen pek çok kişisel faktör de söz konusu. Önemli olan geçmişte bize haksızlık yapmış, canımızı acıtmış insanlara karşı bile bugün yaşadıkları mağduriyetlerden ötürü adil olabilmek.

Çok şey öğreniyor kimi insanlar hayattan, bir bilgeliğe ulaşıyorlar yaş aldıkça. Kimileri ise hep çiğ kalıyor, olgunlaşamıyor bir türlü. Kendilerini olgunlaştıracak o güneşten, uygun mevsimden yoksun oldukları için belki de, ya da içlerindeki kurt kemirip çürütmüş onları.

Bir yıl daha, dünya için zorluklarla dolu bir yıl daha geride kalırken sadece takvimde bir sayı değişiyor gibi görünse de bir değerlendirme, geriye dönük bir muhasebe zamanı yaşanıyor. Ne yapmışız, hangi yolları yürümüşüz diye bakıyoruz ve hayatın durdurulamaz akışının ayırdına varıyoruz. Hem akışın, akışkanlığın hem de… Dilerim yeni yıl yeni başlangıçlar getirir hayatlarımıza. Güzellikler diliyorum bu yazıyı okuyan herkese.