Ana Muhalefet Partisi, Başbakanı arıyor ama ulaşamıyor. Bunun açıklaması ne olabilir ki! Sıradan bir vatandaş arasa belki Başbakanın telefonunu taşıyan şoförü o telefonu Başbakan’a vermeyebilir ama Ana Muhalefetten söz ediyoruz. Ulaşamamak nasıl olur?
Yoksa o telefonun açılması için yine bir yerlerden onay mı alması gerekiyor?
CTP, ‘güvenlik’ sorununu görüşmek için olağanüstü toplantı çağrısı yapıyor Meclis Genel Kurulu’na ve Meclis Başkanı’na gerekli yazıyı gönderiyor. Başbakan’a da ulaşmaya çalışıyor ama ulaşamıyor.
***
“Bu mesele polislik değil, siyasidir” diye yaklaşıyor CTP bu soruna… Yani güvenlik sorununa… Baksanıza yıllardır artan adi suçlar güvenliğimizi artarak tehdit etmeye devam ediyor. Son günlerdeki bazı olaylar bu konuyu tekrar gündeme taşıdı;
2024 yılında bir genç kıza toplu tecavüzden dolayı 5 kişiye 10 ila 12 yıl arasında cezalar verilirken avukatlarının hem de kadın avukatlarının “neden başınızı eğiyorsunuz, siz suçlu değilsiniz ki” ifadesi olayın farklı bir boyuta taşınmasına neden oldu.
Girne’nin simgelerinden Turan Obalı’nın arabasıyla kurallara uygun bir şekilde yolda giderken karşıdan gelen 167 promil alkollü ve ehliyetsiz bir sürücü yüzünden hayatını kaybetmesi de trafikte de can güvenliğimizin kalmadığını bir kez daha kanıtladı.
Girne’de 7 kişi kavga ediyor, bıçaklar çekiliyor ve bir kişi canından oluyor.
Kadına şiddet de ne yazık ki ülkemizin günlük olaylarından biri haline geldi.
Belki de bu olaylarda etkisi vardır çünkü Girne Limanı’nda TIR’ları kontrol etmesi gereken X-Ray cihazı 7 aydır hiç çalışmamış. Türkiye tarafından hibe edilen cihazın sorunu olmadığını, orada elektrik problemi olduğunu söylüyor ilgili Daire Müdürü ancak 7 aydır bu elektrik problemi neden çözülemedi, onu anlamak da zor.
***
Cebinde bıçak, belinde tabanca gezenlerin cirit attığı bir ülkede yaşıyoruz artık. Bu ülke bizim mi yoksa başkalarının mı?
Biz yabancı bir ülkeye geldik de kendimizi oraya entegre etmeye mi çalışıyoruz diye düşünüyorum ara ara… Trafikte yanlışlıklara sesimizi çıkarmaktan, yolda yürürken karşıdakiyle yüz yüze gelmekten, haksızlığa ses yükseltmekten kaçınır olduk artık. Korkuyoruz. Siniyoruz. Ezip geçmelerine izin veriyoruz. Kendimizi çaresiz hissediyoruz.
Tanımıyoruz artık. Komşularımızı, yoldan geçeni, apartmandakini, yan evdekini, devlet dairelerinde iş için koşuşturanı, ona hizmet vereni bilmiyoruz artık.
Oysa biz küçük bir toplumduk. Büyüdük, çoğaldık da ne olduk. Geliştik mi, kalkındık mı, tanındık mı? Yoksa değişen nüfus içinde yok olup gitmeye az kalanlardan mı olduk?
Planlanan mı oldu? Biz değil de artık başkaları mı oldu KKTC?
***
Netflix’te bir dizi var şimdilerde; Küçük Ev. Bazılarımızın çocukluğunun, bazılarımızın gençliğinin dizilerinden… Kızılderili topraklarını bölüşüp oralara yerleşmeye çalışan yeni Amerikalıların oradaki nüfusu oralardan sürmeye çalışmalarını anlatan da bir dizi aslında… Bu da var diyoruz ama basit bir dille, soft bir aile dramı etrafında yeni topraklara tutunmanın zorlukları anlatılıyor. Konu aslında o aile ama içinde Kızılderililerin başka topraklara sürülmelerini de kısaca veriyor. Kendimizi o yerlilere benzetiyorum ben de… Birileri gelmiş, yerlilerin topraklarına yerleştikçe yerleşiyorlar ve asıl sahiplerine yer kalmıyor. Kendi topraklarından sürülüyorlar.
Henüz resmi olarak sürülmedik ama gayr-i resmi olarak ülkeyi terk edenler terk etmeye devam ediyorlar. Göç hiç bitmedi. Biteceğe de benzemiyor.
***
Çok mu olumsuz şeyler yazdım?
Evet.
Başka bir gerçek var mı?
Yok.
Varsa onları da başkaları yazsın.
***
Ben her ay trafiğe 1000 aracın çıktığını sanıyordum ama bu sayı 2000’lere ulaşmış.
Kıbrıslı Türklerin sayısı trafiğe her ay 2000 aracı sokabilecek bir seviyede mi?
Baksanıza değişen araba plakaları her gün yeni harflerle çoğalmaya devam ediyor.
***
Artık yeni tanıştığınız biriyle konuşurken size “Nereden geliyorsun?” soruları soruluyorsa ve “Kıbrıslıyım” dediğinizde yüzünüze şaşkın şaşkın bakılıyorsa artık Kızılderililer gibi bir sonu yaşamamak için yapılması gereken son bir şey kalmıştır.
Müzakereleri başlatmak, ortak noktada buluşarak bir sonuca ulaşmak ve bu gidişata bir son vermek. Başka bir çözüm göremiyorum.