Güvenlik tedbirleri neden çok fazla?

Serhat İncirli

Fuat Oktay geldi ve galiba gitti…

Yoldan geçeceği saatlerde, bir de külliye alanındaki yörük çadırını ziyaret edeceği dakikalarda, bölgede bir ordu silahlı insan vardı…

Çevik Birlik, düz polis, silahlı trafik polisi bile falan…

“Bu seviyede bir güvenlik tedbiri” şaşırtıcıdır!

-*-*-

Bir: Fuat Oktay ya da TC’li her hangi bir yetkiliye saldırı olacağı yönünde istihbarat mı aldınız?

İki: Yoksa Kıbrıslı Türkleri korkutmak amacında mısınız?

-*-*-

Bu kadar çok “silahlı” adama ne gerek var?

Gerçekten anlamak zor…

-*-*-

Yukarıdaki iki soruya yanıt vermek istiyorum:

Bir: Kıbrıslı Türklerin her hangi bir yabancı devlet yetkilisine saldırmak gibi bir alışkanlığı ya da hedefi asla olmamıştır… Protesto edebiliriz ama biz insan öldürmekten, insanlara zarar vermekten yana değiliz… Üzgünüm “diskrimine” etmiş gibi olmak istemem ama o sizin işiniz… Zaten siz öyle bildiğiniz içindir bunca askeri, silahlı tedbir! Asıl korkan siz olduğunuz içindir!

-*-*-

İki: Bizi korkutmak amacındaysanız, buna hiç gerek yoktur… Korkacak bir şey bırakmadınız ki! Niye korkalım? Korkunun ecele faydası mı var?

-*-*-

Ve yazıyı bitirmeden aklıma takılan son bir soruyu sormak istiyorum:

“Bizi neden korkutmak istiyorsunuz? Biatta ve itaatta kusur edenimiz yok ki!”…

-*-*-

Ve yazıyı bitirmeden bir de merakla alakalı sorucuk eklersem beni affeder misiniz?

“… Sayın Fuat Oktay, Ersin Tatar’ın saçlarını boyamış olması aranızda şaka konusu oldu mu? Yakıştı mı? Daha önceye göre çok daha yakışıklı oldu mu?”


Esas patron ve andilla!

Şimdi diyelim ki Rusya veya Almanya, Türkiye’de Tayyip Erdoğan’a bir saray ve ülkeye de bir parlamento inşa edecek!

Haliyle, buna karşı çıkacak olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olacaktır!

Ne bileyim, Almanya başkan yardımcısı, karşı çıkanlara, “… Bu zulliyeye karşı çıkanlar, karşılarında Almanya’yı bulur” diye tehdit savurursa, alkışlar mısınız?

-*-*-

Egemen ve eşit, bağımsız bir devlet ve yabancı bir devlet…

Yabancı devletin bir yetkilisi, egemen ve eşit devletin vatandaşlarına nasıl ayar çeker?

-*-*-

“O başka bu başka” mı diyeceksiniz?

Tıpkı öteki durumlarda söylediğiniz gibi mi?

Hani bazen soruyoruz ya, “… Değil Türkiye sınırları içerisinde, Irak veya Suriye’de bile bağımsız Kürt devletine karşı çıkanlar, hatta beş Kürt yan yana durursa bunu savaş sebebi sayanlar, Kıbrıs’ta etnik temele dayalı bağımsız bir devleti nasıl savunabilir?”…

Ve diyorlar ki, “o başka bu başka!”…

-*-*-

Ve ayrıca, şu soru da bence yanıtlanmalı:

Külliyeye istemeyenler, “karşılarında” Türkiye’yi bulacaklar diyorsunuz ya; sorry ama bunca zamandır yanımızdaydınız?

-*-*-

Mesele gayet nettir…

Fuat Oktay, “esas patron” edasıyla KKTC’yi ziyaret etmiştir…

Bizimkiler gul gurban…

Hep aynı rezil ve yalakalık dolu görüntü…

-*-*-

Haaa külliye yapılacak mı?

Başlandı, bir süre daha devam edecek…

Ama tamamlanamayacak…

Çünkü paraları yetmeyecek…

Paraları yok…

Burası da, Güzelyurt Hastanesi, Girne Hastanesi, Lefkoşa’da hastanenin yanındaki alkolle mücadele şeyisi gibi kalacak…

“Andilla gibi sallanacak” diyebilirsiniz!


Ercan - Baf uçak seferi istiyoruz!

Ercan – Trabzon uçak seferleri önümüzdeki ay başlayacak…

Neden?

Arz – talep meselesi!

Ülkede, Trabzon’a ya da o bölgeye gidip tatil yapmak isteyenlerin sayısı çok fazla…

Ayrıca, Türkiye’nin o bölgesinden gelip ülkede yaşam sürenlerin sayısı da, uçak seferi düzenleyecek kadar çok…

-*-*-

Oysa Baflılar, Leymosunlular, Larnakalılar ne kadar şanslı değil mi?

Diledikleri zaman özel otomobillerine binip eski köylerini görmeye gidebiliyorlar!

Veya otobüs tutup, topluca köy ziyareti yapabiliyorlar…

-*-*-

1974’ten 2004’e kadar geçen 30 yıllık sürede, o kadar şanslı olmayan göçmen Kıbrıslı Türkler, isteseler bile otobüs, minibüs, traktör, bisiklet veya otomobille ya da yaya olarak gidip köylerini göremiyordu…

Gitmek yasaktı.

Geçmek yasaktı.

Şimdi gidiyorlar, müze veya tarihi yer gezer gibi, doğdukları evleri ya da yıkıntılarını görüp, geri dönüyorlar…

-*-*-

Kıbrıslı Rumlar da aynı şekilde, otomobillerine binip, eski evlerini, köylerini görüp, geri dönüyorlar…

Rum veya Türk tüm Kıbrıslılar, kendi evlerinde kalamıyor, kendi bahçelerini ekemiyor…

Ama mesela Trabzonluların Türkiye’de bıraktıkları evleri de, burada kendilerine verilen evleri ve bahçeleri de, “sorgu – sual” kabul etmiyor…

Ne mi yapılmalı?

Kıbrıs sorunu çözülmeli, bu ülkede yaşayan herkes evine “evim” diyebilmeli…

Şu anda kimse bunu diyemiyor ve çözüm olmadan diyemeyecek de…

Sahi, bir gün gelir ve Baflı göçmen Kıbrıslı Türkler, “biz de uçak seferi istiyoruz” der mi?


Makarios Druşotis… Ülkemizin yakın geçmişini O’ndan öğrenmeye devam ediyoruz… Crans Montana’yı yazmış… Kıbrıs sorununun çözümünün nasıl ve neden engellendiğini anlatmış… Galeri Kültür dilimize çevirmiş… Ne iyi etmiş… Okudukça “Kıbrıs meselesi nah çözülür!” dediğim için çok üzgünüm…