Fransa’da sokaklar hareketli…
Önce öğrenciler çıktı sokağa. Ardından öğretmenler, sendikalar, çalışanlar…
Yüz binlerce insan yürüyor.
Neden?
Çünkü sınıflar kalabalık. Öğretmen eksik. Okullar bakımsız.
Nîmes kentinde öğrenciler, 36 kişilik sınıflarda, 40 derece sıcaklıkta ders yaptıklarını anlatıyor.
Üniversiteye giriş sistemine itiraz ediyorlar.
Daha fazla eğitim bütçesi, daha nitelikli kamu hizmeti istiyorlar.
Bir de hayat pahalılığı var.
Fransa’da 9,8 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Halk "geçinemiyoruz" diyor.
Devletin borçları büyüyor. Hükümet harcamaları kısmak istiyor. Toplum ise sosyal devletin daha güçlü olması için direniyor.
***
Peki, Kıbrıs’ın kuzeyinde durum farklı mı?
Evet, bir grup insanın keyfi yerinde...
Ama bu düzen asla sürdürülebilir değil.
Sorunlarımız ne kadar da benziyor!
Maliye borçlandıkça borçlanıyor.
Merkez Bankası verilerine göre 2024 sonunda 6,1 milyar TL olan iç borç stoku, 2026’nın ilk çeyreğinde 22,4 milyara yükseldi.
Temmuzda 29,6 milyar liraya ulaştığı hesaplandı.
Ekonomi de bir anda ayağa kalkacak gibi görünmüyor.
Türk Lirası kullanıyoruz.
Kıbrıs sorunu durağan. Para biriminin değişmesi de yakın görünmüyor.
Geçmişte ekonomik büyüme denildiğinde akla inşaat geliyordu.
O model de tıkandı.
Ne zaman çözüm umudu olsa ekonomi de büyüdü.
Şimdi böyle bir ortam da yok.
Dünya Bankası’nın son kuzey Kıbrıs raporu, 2026’da ekonomik büyümenin yüzde 2,3’e gerilemesini öngörüyor.
Peki, ne yapacağız?
İşte burada güçlü kamu hizmeti devreye giriyor.
***
Dünya Bankası’nın Eylül 2026 raporunda çarpıcı veriler var.
Ocak 2025–Ağustos 2026 döneminde ortalama yıllık enflasyon, eğitimde yüzde 66,6; sağlıkta yüzde 54,2.
Genel ortalama yüzde 39,3!
Yani eğitim ve sağlıktaki pahalılık genel ortalamanın çok üzerinde.
En fazla pahalılaşan iki temel hizmet eğitim ve sağlık.
Yani çocuklarımızın geleceği ve hepimizin sağlığı…
Bir aile düşünün.
Çocuğunu özel okula gönderiyor.
Ya da dershaneye, özel derse para ödüyor.
Hastalandığında özel hastaneye gidiyor.
Tahlile, muayeneye, ilaca yetişemiyor.
Maaşına ne kadar artış yapılırsa yapılsın, kazancı eriyor.
Oysa nitelikli kamusal okullar, erişilebilir ve güvenilir kamu sağlığı olsa…
Ailelerin cebinden çıkan para azalır.
Alım gücü, sadece maaş ya da ücret artırarak değil, insanların zorunlu harcamalarını azaltarak da yükselir.
Bunun adı sosyal yönetim modelidir.
Üstelik güçlü kamu hizmeti, toplumsal eşitliğin de güvencesidir.
***
Şimdi seçim var.
Yeni dönemin en önemli hedeflerinden biri güçlü kamu hizmeti olmalı.
Nitelikli, ücretsiz kamusal eğitim.
Herkesin zamanında ulaşabildiği, güvenilir sağlık hizmeti.
Kaynakları doğru kullanan, hesap veren kurumlar.
Çünkü bugünkü yönetimin kötü, kirli, karanlık ve hileli anlayışının çökerttiği tam da budur.
Kamusal güven!
İnsanların cebini korumanın yolu, kamunun gücünü yeniden ayağa kaldırmaktan geçiyor.