Toplumun çok da gündeminde değil “fiber optik altyapı devri.”
Açık ve acı konuşalım; geniş kitlelerin önceliği değil bu mesele.
Meclis’in gündemiyle sokağın gündemi bütünleşmiyor. “Bunu yaptırmayız” diyen bir isyan, bir başkaldırı, kitlesel bir kalkışma yok.
Buna ister “umursamazlık” deyin, ister iradeye ve güce dair “inançsızlık”…
Çünkü insanlar, kararların çoktan başka bir yerde verildiğini düşünüyor.
Tablo bu.
Bu nedenle Meclis önünde büyük bir kalabalık toplanmadı yine...
Ciddi bir direnişle karşılaşmadı "hükümet."
Yine de...
Polise barikat kurdurdu.
Çevik Kuvveti tam teçhizat kuşattı.
Grevi yasakladı.
Çok korktular.
Üstelik karşılarında on binler yoktu.
Güç gösterisini kendi gölgelerine yaptılar.
O gücü keşke kurumları ve kamusal varlıkları teslim ederken gösterselerdi. Yetkisiz, etkisiz, gereksiz birer elemana dönüşürken gösterselerdi o gücü...
***
Evet, belki “fiber protokolü” toplumun geniş kesimlerinin gündeminde değil.
Ama mevcut yönetime karşı duygular son derece kalabalık.
Üstel ortaklığının “kirli” olduğuna dair geniş bir uzlaşı var.
Öfke büyük.
“Gidecekler” diyen on binler var.
Hem de en yakınlarından bile…
Kitleler sandığın kurulmasını bekliyor.
Sandık, yalnızca bir seçim aracı değil artık bir hesaplaşma beklentisi.
***
Ülkede kaç birlik, dernek, oda, sendika, oluşum varsa…
Neredeyse tamamı bu yönetime tepkili.
Toplumsal muhalefete hiç aldırmıyor “hükümet.”
Hiç.
Sanayiciden tüccara, sendikacıdan esnafa; hekimden avukata kadar geniş bir kesimin karşı çıktığı bir düzenlemeyi geçiriyorlar.
“Devletleri” var ama “halkları” yok!
***
Meclis önüne demir bariyerler kuruldu ya...-
“Kamu yararı için” dedi Meclis Başkanı.
Yorumları okuyorum yurttaşların...
“Polisler bizi sizden korumalı.”
“Kamu güvenliği için sizin istifa etmeniz lazım.”
“Siz önce kendinizi temize çıkarın.”
“Halktan korkuyorsunuz.”
En hazin tablo şu...
Halktan korkuyorlar ve bu korkunun karşısına da Türkiye’yi sürüyorlar.
“Neden ihale yok?” sorusuna, “Başbakan” olarak anılan Üstel’in yanıtı Gazze oldu.
Elektrikle interneti de birbirine karıştırıyor zaten...
***
Bu kirli yönetim gidecek.
Belki üç ay sonra, belki altı ay…
Bir yıl sonra bu zamanlarda kimileri hapiste olacak, kimilerinin adı bile hatırlanmayacak.
Ama bu “ana kucağı” düzen böyle sürerse... Bu "sessiz ilhak” yaklaşımı, kendi varlığını inkâr eden zihniyet… Bu umarsızlık, savrulma, kayıtsızlık ve bencillik devam ederse… Bu yabancılaşma, dünyadan kopuş, yalnızlaşma...
O zaman ciddi dönüşümler ve köklü değişimler hiç de kolay olmayacak.