Gözyaşlarıyla uğurlandı…

Sevgül Uludağ

22 Temmuz 1974’te Poli’de “kayıp” edilen ve okurlarımızın yardımlarıyla ondan geride kalanlar Kayıplar Komitesi tarafından bulunarak DNA testleriyle kimliği saptanan “kayıp” Mehmet Abdurrahman Çatallo, dün Lefkoşa’da askeri törenle toprağa verildi… Lefkoşa mezarlığında bulunan Lefkoşa Şehitliği’nde askeri törenle toprağa verilen “kayıp” Mehmet Abdurrahman Çatallo için düzenlenen cenaze törenine Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Zorlu Töre, Lefkoşa Kaymakamı Alkan Değirmencioğlu ile Birinci Piyade Alayı Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Siyer, sivil ve askeri yetkililerle ailesi ve dostları katıldı.  Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği Başkanı Ertan Ersan, Cenaze Töreni’nde yaptığı konuşmada, Mehmet Abdurrahman’a (Çatallo) ait kalıntıların 2013 yılında Kayıplar Komitesi’nin çalışmalarıyla bulunduğunu, bugün Mehmet Abdurrahman’ın eşi ve çocuklarının, şehidin kabri başında dua edebileceklerini kaydetti. Kayıplar Komitesi’nin çalışmaları sayesinde toplumlar arası olaylarda “kayıp” olarak listelenen Kıbrıslıtürkler’den 146’sının cenaze töreniyle defnedildiğini kaydeden Ersan, temennilerinin geriye kalanların da bulunup defnedilmesi olduğunu söyledi.

“Kayıp” Mehmet Abdurrahman için önce İsmail Safa Camisi’nde cenaze namazı kılındı. Daha sonra saygı marşı eşliğinde saygı atışı yapıldı.

Abdurrahman, tabutunun sarılı olduğu KKTC bayrağı bir asker tarafından eşine teslim edildikten sonra toprağa verildi.

MEHMET ABDURRAHMAN ÇATALLO’NUN ÖYKÜSÜ…

“Kayıp” edilmesinin üstünden 41 yıl geçtikten sonra, “kayıp” olduğu gün olan 22 Temmuz’da toprağa verilen Mehmet Abdurrahman Çatallo’nun eşi Adile Hanım, cenaze töreni boyunca ağladı…

Mehmet Abdurrahman Çatallo aslen Pelatusalı’ydı, Adile Hanım da Arodezli’ydi, Pelatusa’ya evlenmişlerdi… Daha sonra Poli’de ev yaparak 1957’li yıllarda Poli’ye taşınmışlardı.

Mehmet Abdurrahman Çatallo, Limni madeninde çalışmaktaydı… 1963’ten sonra Limni madenindeki işine gidemeyince mücahitliğe başlamıştı. 11 yıl mücahitlik yapan Mehmet Abdurrahman Çatallo’nun altı evladı vardı: Hasan, Kumru, Sevim, Sezgin, Ümit ve Erten… 1974’te Çatallo “kayıp” edildiğinde en küçük evladı Erten henüz altı yaşındaydı, Ümit 12, Sezgin 14, Sevim 16, Kumru 19 ve Hasan 20 yaşındaydı.

1974’te savaş patlak verdiğinde Adile Hanım, eşinin hangi mevzide olduğunu bulmaya çalışmış, Poli’deki komutana “Onu birinci mevziye koymayın” demiş, eşine yemek yollamak üzere hangi mevzide bulunduğunu öğrenmeye çalışmıştı… “Eşim biraz kiloludur, ne olur onu ön mevzilere koymayın, bakın o kadar genç var” demiş komutana… Ancak Pelatusa yolunda bir tepeciğin üstündeki mevzide bulunan eşi Mehmet Abdurrahman’ın nerede olduğunu komutandan öğrenememiş ve ona yemek götürememiş, onu son bir kez görememiş…

1975’te Poli’den Omorfo’ya göç eden Adile Hanım’ı çok zor günler bekliyormuş…

“Köylülerimiz bile bize yardım etmedi, neler çektik…” diye anlatıyordu… Portokalda, ovada işlemiş senelerce, evlatçıklarını geçindirebilsin diye…

Ancak en üzücü şey, evlatlarından en büyüğü olan Hasan’ın babasından geride kalanların bulunduğunu ve defnedildiğini göremeden göçüp gitmesi olmuş… Geçen yıl geçirdiği bir kalp krizi sonucu yaşama veda etmiş…

Poli’de bu “kayıplar”ın arandığı kazılar yapılırken, kazı yerine gitmiş birkaç gün üst üste… Ancak babasından geride kalanlar bulunamadıydı bu ilk kazılarda.

Sonradan çok değerli “kayıp” yakını Ünay Paşa’nın yardımlarıyla Polili Şevket Rado’yu bulmuştuk, onu Poli’ye götürmüştük ve bize Mehmet Abdurrahman Çatallo, Ayşe Ramadan ve Ahmet Beyaz’ı nereye gömdüklerini göstermişti… Kıbrıslırum polisler, onları defnetmek için bazı Kıbrıslıtürkler’i alarak bu üç “kayıp” şahsı, onlara gömdürtmüşlerdi… Şevket Rado bize bir yer daha göstermiş ve o gösterdiği yerden de dördüncü bir “kayıp” olan Kemal İsmail’in gömü yerini de göstermişti… Onu defnedenler başkalarıydı ancak Şevket Rado bize bu yeri de göstermişti… Ve 2013’te yapılan kazılarda bu dört “kayıp” Kıbrıslıtürk’ten geride kalanlara ulaşılmıştı…
Ancak DNA testleri için başlayan süreç, Mehmet Abdurrahman Çatallo’nun bugünkü cenaze törenine kadar geçen süreç başlamıştı ondan sonra… Ve ancak bugün “kayıp” Çatallo ailesine defnedilmek üzere verilmekteydi – oysa oğlu Hasan Algın, bu günü göremeden aramızdan göçüp gitmişti…

Bütün bunları konuşuyoruz Adile Hanım’la, torunları çevresinde, kızları çevresinde, evlatları çevresinde… Cenaze töreni boyunca hiç durmaksızın ağlıyor, çok üzgün bugün çok…

Tam 12 tane torunu varmış…

“Buna çok sevinirdi Çatallo” diyorum… “En güzel haber bu, tam bir düzine torun sahibi olmak…”

Mehmet Abdurrahman Çatallo’yla aynı ismi taşıyan torunu Mehmet’i gösteriyor bana… Ailesi etrafına sımsıkı kenetlenmiş Adile teyzenin…

Kalkıp defnedileceği mezarın başına gidiyorum, üç kürek toprak da ben atıyorum… Bu ailenin inanılmaz acısını paylaşıyorum…

Savaşın korkunç yüzü, yarattığı yıkım var bugün burada… Hiçbir sözcük teselli olamaz – öyle bir teselli vermeye kimse de yanaşmıyor zaten… Tek sevindirici şey, çok değerli “kayıp” yakını Ünay Paşa ve Şevket Rado’nun yardımlarıyla ondan geride kalanları bulmuş olmamız, onu bugün buraya defnediyor olmamız ve bundan sonra bilinen bir mezarı olacak olması… Beş evladı ve torunları ve eşi artık burayı diledikleri zaman ziyaret edebilir, ona en güzel çiçekleri getirebilir, onunla burada birlikte olabilirler…

Biliyorum, bu bir tür “züğürt tesellisi” çünkü yemeyi içmeyi seven, evlatlarını, eşini çok seven, onlara iyi bir hayat sağlamak için çok çalışıp çabalamış ancak savaşın bizden koparıp aldığı Mehmet Abdurrahman Çatallo’nun yarattığı boşluğu hiçbir şey dolduramaz, hiçbir zaman… O hep kalplerde yaşayacak, onu büyük bir sevgiyle anan eşinin, evlatlarının, torunlarının, dostlarının kalplerinde…