Görünmeyenleri görünür kılma çabası…

Sevgül Uludağ

Kayıplar Komitesi tarafından yayımlanan “Harnıp Ağaçlarının Altında: Kıbrıs’ın Kayıp Hayatları” başlıklı kitap geçtiğimiz Salı günü (20 Eylül 2016) Lefkoşa’da ara bölgede bulunan Goethe Enstitüsü’nde tanıtıldı…

Kitap, aslında görünmeyenleri görünür kılma çabası… Çünkü kitapta Kayıplar Komitesi’nde araştırmalarda ve kazılarda görev yapan arkeologların, şirocuların ve diğer çalışanların yanısıra laboratuarda emek veren bilim insanlarının – antropologların, genetikçilerin – yaşamlarına ışık tutuyor…

45 derece sıcaklıkta ovalarda, tarlalarda, kuyularda çalışan kazı ekiplerindeki arkeologlar ve diğer çalışanlar, ister soğuk, ister sıcak olsun, açık arazide yaklaşık son on yıldan bu yana emek veriyor…

Kitapta travmalarla boğuşan, cenazeler esnasında aileleri rahatlatmaya çalışan psikologların yaşadıkları da var…

Bir “vizibilite” (görünür kılma) projesi olarak kitaptaki metinleri yazar Rory MacLean yazmış, fotoğrafları da Nick Danziger çekmiş.

Avrupa Parlamentosu finansmanıyla Belçika’da üç dilde basılan kitap, Kıbrıs’ta biri Kıbrıslıtürk, biri Kıbrıslırum iki yayınevi tarafından dağıtılacak.

TAK Ajansı’nın haberinde belirtildiği üzere kitap tanıtımında söz alan Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üyesi Gülden Plümer Küçük etkinlikte yaptığı konuşmada, kitabın hassas ve önemli bir alanda hizmet veren Komite çalışanlarını konu aldığını ifade ederek çalışanlara teşekkür etti.

Kitabın, Kıbrıs adasının gerçeklerini, kayıp yakınlarına aradıkları cevabı sunmak için çalışan komite çalışanları üzerinden anlattığını söyleyen Küçük, “Zaman, KŞK’nın karşılaştığı en büyük zorluk” diye konuştu.

Kitapta bu konunun da açık şekilde ortaya konduğunu belirten Küçük, kitaptaki ilk öyküde yer alan kişinin kısa süre önce hayatını kaybettiğini dile getirdi.

Kitabın KŞK çalışmalarını ve KŞK çalışanlarının hislerini çok iyi şekilde ortaya koyduğunu dile getiren Küçük, Komite’nin çalışmalarının iki toplumun yeniden yakınlaşması üzerinde önemli etkiye sahibi olduğunu kaydetti.

NESTOROS

Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üyesi Nestoras Nestoros ise etkinlikte yaptığı konuşmada, Komisyon çalışmalarının adadaki barışa katkı koyduğunu anlattı.
KŞK ailesi içinde yer almaktan onur duyduğunu ifade eden Nestoros da konuşmasında zaman faktörüne değinerek, görgü tanıklarının hayatını kaybettiğine işaret etti.
Nestoros konuşmasında, AB ve UNDP başta olmak üzere çalışmalara katkıda bulunan herkese teşekkür etti.

ARNİ

Komitenin BM temsilcisi Paul Henri Arni ise konuşmasına KŞK çalışanlarına teşekkür ederek başladı.
Arni, meslek hayatı boyunca edindiği deneyimlerden çıkardığı sonuca göre en büyük yarayı kayıp yakını olmanın açtığını söyleyebileceğini kaydetti.

FORESTİ

Avrupa Birliği Program Destek Ofisi Başkanı Michaela Foresti ise KŞK’ya destek vermekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kitapta adadaki ortak acıyı anlatan öykülerin yer aldığını kaydetti.

ZENNARO

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Gelecek İçin Ortaklık Programı Program Yöneticisi Tiziana Zennaro etkinlikte yaptığı konuşmada KŞK’ya destek olurken, Komisyonun özverili çalışmalarına ilk elden tanık olma şansı elde ettiklerini kaydetti.
Kanadalı Yazar Rory MacLean tarafından kaleme alınan kitabın fotoğraflarını İngiliz Fotoğrafçı Nick Danzinger çekti.
Kitaptaki fotoğraflarla ilgili geçen mayısta New York’ta bir sergi düzenlenmiş ve serginin açılışını BM Genel Sektreteri Ban Ki-moon yapmıştı. Sergi ekim ayında Brüksel’de, kasım ayında ise Cenevre’de tekrarlanacak.
Sergi 2017 yılında ise Kıbrıs’taki farklı yerleşim birimlerini gezecek.

------------------------------------------------------


Kadınlar barış dileğini çiçekler örerek dile getirdiler…

Baf’ta bir zeytin ağacı, Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kadınların ördüğü çiçeklerle kaplandı dün… Amaç: kadınlarımızın barış dileğini çiçekler örerek göstermeleri…
“Peace 2 peace” adı altında Kıbrıs’ın her iki tarafından da tığ işiyle işlenmiş çiçekler toplayan iki toplumlu kadınlar grubu, İsrail ve Filistin’den benzer bir grupla da işbirliği yapmayı hedefliyor…
Grup, Baf’ın 2017 Avrupa Kültür Başkenti olarak düzenleyeceği etkinliklerde de yer alacak.
Grubun liderleri Nilgün Akın ve Hristiana Muzuri…

 

 

 

-------------------------------------------------

BASINDAN GÜNCEL

T24

“Cumartesi hiç bu kadar anlamlı olmadı…”

Nurcan Baysal

1995’in bir mayıs günüydü. Gözaltına alındıktan sonra kaybolan Hasan Ocak’ın işkence edilmiş cesedi bulunmuştu. O gün karar verdiler bir şeyler yapmaya. Sessiz olmalı, sürekli olmalı, bağımsız olmalıydı…
Bir avuç aktivist, insan hakları savunucusu, kayıp yakınları ve kayıp anneleri her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başladılar. Ellerinde kayıplarının resimleri sessizce oturuyor ve kayıplarının akıbetini soruyorlardı.
Kamuoyu onlara ‘Cumartesi Anneleri’ adını verdi. Devlet bu sessiz oturumlara katılanlara “terörist” demeye başladı. Sessizlikten korkup, gözaltı ve şiddetle Cumartesi Anneleri’ni dağıtmaya çalıştı. Ama her gün daha fazla insan onlarla oturmaya başladı.
Cumartesi Anneleri 600 haftadır evlatlarını sormaktalar.
600 koca hafta. 600 kez utanç! Bu ülkenin en büyük ayıbı!
Kimileri biricik evlatlarını, kimileri hiç görmedikleri babalarını, amcalarını aramaktalar. Sevdiklerinin akıbetlerini bilmek, hiç değilse bir avuç kemiğine ulaşmak, bir mezar taşı olmasını istiyorlar.

Kaybolan biziz

Onlar bu ülkenin en önemli hafızalarından biri.
21 koca yıl geçti. Kışlar bahar, baharlar yaz, yazlar kış oldu… Bazı ana babalar evlatlarının kemiklerine kavuşamadan göçtü. Bazı çocuklar Galatasaray Meydanı’nda büyüdü. Artık torunlar dedelerinin akıbetini sormaya başladı. Onlarca hükümet değişti, 21. yüzyıla girildi. Ama Türkiye devleti değişmedi. Dönemin Başbakanı Erdoğan “Ben onların ne yaptığını bilmiyorum”  diyebildi.
Biz onların ne yaptığını biliyoruz! Kaybedilen evlatlarının, eşlerinin, babalarının, sevdiklerinin kemiklerini aramaktalar. Bıkmadan, usanmadan, yaz kış demeden, büyük bir sabırla, isyanla, sessizlikle sevdiklerinin akıbetini sormaktalar.
Türkiye halkları da Cumartesi Anneleri’nin sesini yeterince duymadı. Kayıplar için hep birlikte oturabilsek, hep beraber hesap sorabilseydik,  bugün Hurşit Külter kaybolmayacaktı, yeni kayıplar yaşanmayacaktı. Bazen düşünüyorum da kaybolan belki de bizleriz.
Onlar sadece kendi evlatları, kendi kayıpları için oturmuyorlar Galatasaray meydanında, herkes için, hepimiz için, bu kayıplar bir daha yaşanmasın diye de oturuyorlar.
Bizler de bu Cumartesi herkes için, hepimiz için Galatasaray Meydanı’nda onlarla beraber olalım.
Cumartesi hiç bu kadar anlamlı olmamıştı.

(T24 – Nurcan BAYSAL – 23.9.2016)